
Ankara’da 20 Kasım anmasına yönelik polis müdahalesinin ardından açılan davada, transların yas tutma ve anma hakkı savunuldu. Sonraki duruşma 14 Ekim
Ankara Pride’ın 20 Kasım 2024’te Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü kapsamında yapmak istediği anmaya yönelik polis müdahalesinin ardından açılan davanın duruşması Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, bir sonraki duruşmanın 14 Ekim saat 10.20’de görülmesine karar verdi.
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet iddiasıyla yargılanan aktivistlerin dosyasında sanıklar ve avukatları savunma yaptı. Savunmalarda, 20 Kasım’ın transların yaşam hakkı, yas tutma hakkı ve nefret suçlarına karşı adalet talebiyle ilişkisi vurgulandı.
Ne olmuştu?20 Kasım 2024’te Ankara’da, Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü kapsamında Kolej Metro önünde bir araya gelen LGBTİ+’ların yapmak istediği anmaya polis müdahale etmişti. Müdahalenin ardından gözaltına alınan aktivistler hakkında dava açılmıştı. İddianamede anmada taşınan pankartlar ve atılan sloganlar suçlamaya dayanak gösterildi. “Nefrete inat yaşasın hayat” sloganı ve anma için taşınan dövizler dosyada delil olarak yer aldı. |
“Biz transların anmalara katılması, ses çıkarması suç değildir”
Haklarında dava açılan aktivistler savunmalarında 20 Kasım’ın transların uğradığı şiddete karşı ses çıkarma, nefret suçlarında ve şüpheli ölümlerde kaybedilenleri anma ve kamusal alanda görünür olma günü olduğu vurgulandı. Savunmalarında, anmaya yönelik polis müdahalesi ve gözaltı sürecinde maruz kalınan şiddet de anlatıldı:
“2024 Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü için Kolej’de buluştuk. 20 Kasım sadece nefret suçu mağduru transları anma günü değildir. 20 Kasım, toplumun ötekileştirdiği transları görünür kılmak üzerine olan bir gündür.”
“Yaşadığımız toplumda translara yönelik şiddet, baskı ve nefret ortamı mevcuttur. Bu nedenle pek çok trans intihara sürüklenmekte; iş bulamamakta, aşağılanmakta ve sırf varoluşları nedeniyle şiddete maruz kalmaktadır.”
“Biz transların uğradığımız şiddete karşı anmalara katılması, ses çıkarması suç değildir.”
“Biz kaldırımdaydık. Trafiği engelleyen herhangi bir davranışım olmadı. Bir insan araç trafiğini kaldırımdayken kapatamaz.”
“Alanda atak geçirirken yerde sürüklenerek en az 5-6 polis tarafından ters kelepçeyle gözaltına alındım. Epilepsi hastası olduğumu kendim ve avukatım dile getirmemize rağmen polis müdahalesine maruz kaldım.”
“Ben suç teşkil eden herhangi bir davranışta bulunmadım. Buna rağmen polis şiddetine maruz kaldım, darp edilerek gözaltına alındım. Ben mağdur oldum. Suçlamayı kabul etmiyorum. Öncelikle beraatimi talep ederim.”
Bir diğer aktivist ise savunmasında alanda herhangi bir trafik ya da yaya akışının engellenmediği, polis müdahalesinin uyarı yapılmadan gerçekleştiği ve gözaltı sürecinde ters kelepçe uygulandığı aktarıldı:
“Aynı alanda kameramanlar ve muhabirler de yer alıyordu. Kaldırımın köşesinde, Kolej’e yakın bir yerde bulunuyorduk. Herhangi bir yaya ve trafik akışını engelleyecek bir durum yoktu.”
“Herhangi bir açıklama yapmadan polis bizi gözaltına almaya başladı. Haberlerde de görebilirsiniz; biz hiçbir kuvvet uygulamadan gözaltına alındık.”
“Ters kelepçeyle gözaltına alındık. Acile gittiğimiz zaman panik atak krizi geçirdim. Gözaltı aracında saatlerce bekletildik.”
Avukat savunmaları: “Müvekkillerin kamusal alanda var olma, yas tutma, ifade ve örgütlenme hakları yargılanmaktadır”
Avukat savunmalarında dosyanın yalnızca 2911 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği; anma hakkı, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, ayrımcılık yasağı ve kötü muamele yasağı çerçevesinde ele alınması gerektiği vurgulandı.
Av. Doğa Teoman savunmasında, 20 Kasım’ın anlamına ve davanın transların kamusal alanda var olma hakkıyla ilişkisine dikkat çekti:
“Konu 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü olduğu için bir trans avukat olarak ben de birkaç söz söylemek istiyorum.”
“20 Kasım 2024 tarihinde, Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü kapsamında düzenlenmek istenen anma için bir araya gelen kişiler, eylemin başlamasına dahi olanak tanınmadan kolluk tarafından ölçüsüz şiddete maruz bırakılmış; kanunun aradığı usuli güvenceler yerine getirilmeksizin gözaltına alınmıştır.”
“Bugün burada görülmekte olan dava, devletin ve kolluğun LGBTİ+’lara, özellikle de translara yönelen sistematik yaklaşımından bağımsız değerlendirilemez.”
“Dosya kapsamındaki görüntüler ve müdahalenin niteliği birlikte değerlendirildiğinde, müvekkillerin yargılanan kişiler değil; hukuka aykırı kolluk müdahalesinin mağdurları olduğu açıkça görülmektedir.”
“Dosya yalnızca 2911 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilecek sıradan bir toplantı ve gösteri yürüyüşü dosyası değildir. Ayrımcılık yasağı, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve kötü muamele yasağı çerçevesinde birlikte değerlendirilmesi gereken bir süreç söz konusudur.”
“Bugün yargılanan şey yalnızca bir anma ya da bir araya gelme iradesi değildir. Müvekkillerin kamusal alanda var olma, yas tutma, ifade ve örgütlenme hakları yargılanmaktadır.”
Av. Duygu Çildoğan’ın savunmasında da sanıkların ifade özgürlüğünü kullandığı, dosyada polis şiddetinin görünür olduğu ve beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulandı:
“Sanıkların ifade özgürlüğünü kullandığı ortadadır. Bu, bilirkişi raporuyla da ortadadır. Polisin şiddet uyguladığı açıkça ortadadır.”
“Burada yargılanması gereken sanıklar değil, polislerdir. Müvekkillerin beraatini talep ediyoruz.”
Av. İdil’in savunmasında ise iddianamede yer alan “toplanma yeri”, “yaya trafiğinin engellenmesi”, “hayatın olağan akışının bozulması”, “aktif direnme” ve “LGBTİ+ yapılanması” ifadelerine karşı çıkıldı. Savunmada, kamusal alanın translara fiilen kapatılmasına ve yas tutma hakkının kriminalize edilmesine dikkat çekildi:
“Eylemin yapıldığı yer Kolej. Burada sadece transların eylem yapamaması söz konusu olamaz. 19 Mart sürecinde de gördük; burada, Kızılay’da, Sakarya’da, Ulus’ta pek çok eylem yapıldı. Mesele neyin yasak olduğu değil, buranın translara yasaklanmasıdır.”
“Ankara’da ise yasaklama kararı olmadan da eylem kanuna aykırı sayılıyor. Yasak olsa o yüzden, yasak olmasa da bu yüzden hak kullanımı engelleniyor.”
“Yaya trafiğinin kapatıldığı iddia ediliyor. Alanda polis bariyerleri ve polis ablukası var. Asıl kapatan polis.”
“Hayatın olağan akışının bozulduğu söyleniyor. Eylem dediğiniz şey zaten hayatın olağan akışına söz söylemektir. Ses çıkarmaya, hayatı durdurmaya çalışırsınız; olay budur zaten.”
“LGBTİ+ varoluşu bir yapılanma değildir. ‘Nefrete inat yaşasın hayat’ sloganının neyi kanuna aykırı?”
“Arkadaşlarıma sarılmak suretiyle direndi deniyor. Bu nasıl bir direnme biçimi? LGBTİ+’ların birbirine sarılması da mı yasak?”
“Bilirkişi raporunda yol kapatma yok. Sopayla vurma yok. Dosyada fezleke yok, görüntü inceleme tutanağı yok. Görüntülerin sağlıklı biçimde incelenmesi gerekiyor.”
Savunmanın devamında 20 Kasım’ın yas tutma ve anma hakkıyla ilişkisi hatırlatıldı:
“Savcının da ifade ettiği gibi 20 Kasım, Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’dür. İnsanların nasıl öldüğü bir ülkenin gelişmişliğini belirler. Translar nasıl ölür, buna bakmak gerekir.”
“Aralık ayında Poyraz hapishanede şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Ocak ayında Esra evinde ölü bulundu. Şubat ayında Zeynep hormona erişemedi ve zorbalığa maruz bırakıldı. Nisan ayında TOBB ETÜ öğrencisi Arya intihara sürüklendi. Her ay bir trans bu ülkede hayatını kaybediyor.”
“İnsanların bunu anma hakkı var. Burası ölüyü anma hakkıyla alakalıdır. Ölüyü anma hakkı en temel insan hakkıdır.”
Av. İdil, savunmasını Antigone göndermesiyle tamamladı:
“Antigone’de de tam olarak bunu görürüz: İktidar, ölü beden üzerinde dahi hüküm kurmak ister; kimin yasının tutulabileceğine, kimin gömülebileceğine, kimin insan sayılacağına karar vermeye çalışır. Antigone ise kardeşini gömme hakkını savunarak egemenin yasağının karşısına daha temel, daha evrensel bir hakkı koyar. Burada da mesele budur. Egemenin ya da idarenin ‘yasak’ demesi, insanların yas tutma, ölülerini anma ve insan onurunu savunma hakkını ortadan kaldırmaz.”
“Sanıklar burada insan haklarını kullanmıştır. Beraatlerini talep ediyoruz.”
Savunmaların ardından mahkeme, davanın bir sonraki duruşmasının 14 Ekim saat 10.20’de Ankara 50. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesine karar verdi.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.