
Sabancı Üniversitesi’nde 4. Onur Yürüyüşü, Cins Kulüp çağrısıyla gökkuşağı merdivenlerinden kampüse yayıldı.
Sabancı Üniversitesi’nde 4. Onur Yürüyüşü, 6 Haziran 2026 günü Cins Kulüp çağrısıyla gerçekleştirildi. Kampüste UC önünde başlayan yürüyüşte LGBTİ+’lar; sloganlar, bayraklar ve “Onur yasa tanımaz, isyandan doğar” pankartıyla kampüsü dolaştı.
Yürüyüşten bir gün önce, Sabancı Üniversitesi’nde yıllardır boyanan gökkuşağı merdivenleri gönüllüler tarafından yeniden boyandı. 4. Onur Yürüyüşü’nün basın açıklaması da bu merdivenlerde okundu.
Öğrenciler, final dönemine rağmen yürüyüşe katılımın yüksek olmasından memnun olduklarını belirtti:
“Final dönemi olmasına rağmen bu kadar katılım olmasına sevindik. Önceki gece gönüllüler olarak toplanıp gökkuşağı merdivenlerimizi yenilemiştik, açıklamamızı da orada yaptık. Yürüyüşe Cins Kulüp, Feminist Kulüp ve Sabancı Direniş destek çıktı; buralar dışında da katılan arkadaşlarımız oldu. Yürüyüş esnasında hiçbir sorun yaşamadık. Bayraklarımız ve sloganlarımızla kampüsümüzün fakültelerini ve kafelerini dolaşacak şekilde yürüyüşümüzü gerçekleştirdik.”
Basın açıklamasında, 12. Yargı Paketi’yle yeniden gündeme gelen LGBTİ+ karşıtı düzenlemelere, cinsiyet uyum sürecinin zorlaştırılmasına, mülteci düşmanlığına ve Aile Yılı adı altında üretilen nefret politikalarına karşı mücadeleden vazgeçilmeyeceği vurgulandı.
Açıklamada, “Var olmak için izin istemiyoruz. Hep vardık, olmaya devam edeceğiz” denildi.
Basın Açıklaması Metninin Tamamı
Bizler Sabancı Üniversitesi öğrencileri olarak 4. Onur Yürüyüşü’müz için buradayız. Cinsiyet uyum sürecinin zorlaştırıldığı her kuir birey için sesimizi yükseltiyoruz.
Mülteci düşmanlığına, hukuksuz yasalara ve kuir insanların evlerinde, iş yerlerinde, okullarında maruz kaldığı nefret dolu bakışlara, fiziksel şiddete ve dışlamalara karşı “vazgeçmeyiz” diyoruz. Evrensel haklarımızdan vazgeçmeyiz. Yaşam haklarımızdan vazgeçmeyiz.
Varlığımız bir bela olamaz. Bir hastalık olamaz. Aile yapısına tehdit olamaz. Bir bela var ise bizi görünmez yaşamaya zorlayan sistematik engellerdir.
Cinsiyet uyum sürecine başlama yaşını on sekizden yirmi beşe çıkarmayı, genel ahlaka aykırı sayılan biyolojik cinsiyete aykırı davranış sergilemeyi suç kapsamına almayı hedefleyen 12. Yargı Paketi’ne karşı tepkilerimizden vazgeçmeyiz.
Aile Yılı altında yaratılan nefret politikalarına karşı olan mücadelemizden vazgeçmeyiz. Tekrar tekrar gündeme gelen yargı paketlerine karşı olan itirazlarımızdan vazgeçmeyiz. Onurlu, mutlu ve özgür yaşam hakkımızdan vazgeçmeyiz.
Kuir mücadelemizin kesişimselliğinden vazgeçmiyoruz. Her ırktan, her cinsiyetten bireyin kendisi olmaktan korkmadığı, istediği insanla evlenebildiği; hak ve özgürlüklerin korunduğu Türkiye isteğimizden vazgeçmiyoruz.
Özgürlük düşmanı düşünceler ve politikalarla kaybettiğimiz canları da unutmuyoruz. Trans cinayetleri politiktir. Trans intiharları politiktir.
Var olmak için izin istemiyoruz. Hep vardık, olmaya devam edeceğiz.
Bizi kriminalize eden, yaşamdan izole etmeye çalışan, hormona erişimi imkânsızlaştıran bütün nefret politikalarına karşı mücadele ediyoruz. Nefrete karşı aşk aşktır diyoruz. Utançsız yaşamaktan vazgeçmiyoruz.