
“Üniversitelerde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve LGBTİ+ Kapsayıcılık: Algı ve Tutum" başlıklı çalışmamızın sonuçları erişime açıldı.
Freedom House’un desteğiyle yürüttüğümüz “Eğitim Sendikaları ve Üniversite İdari Personeli için LGBTİ+ Kapsayıcı Eğitim Konusunda Kapasite Geliştirme” isimli projemiz kapsamında, 2021 yılının Kasım-Aralık ayında çevrimiçi olarak yapılan “Türkiye'deki Üniversitelerdeki Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve LGBTİ+ Kapsayıcılık” araştırmamızı gerçekleştirdik.
Çalışma kapsamında Akdeniz Üniversitesi, Altınbaş Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Doğuş Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, Girne Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Nuh Naci Yazgan Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, TED Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi gibi çeşitli üniversitelerden 30 akademisyene ulaştık.
Çalışmanın sonuçlarına göre “toplumsal cinsiyet ve LGBTİ+ haklarına dair algı ve farkındalık, toplumsal cinsiyet ve LGBTİ+ hakları konusunda akademik faaliyetler, üniversitelerde LGBTİ+’lar için güvenli alan” gibi çeşitli başlıklarda sonuçlar elde ettik.
Anketin sonuçlarına göre, çalışmaya katılan akademisyenlerin üniversitelerde LGBTİ+ öğrencilere yönelik tutum ve algılarına yönelik olumlu bir atmosfer mevcut ancak LGBTİ+’lar için güvenli alan yaratılması, CTS birimlerinden haberdar olma gibi kapsamın genişlediği diğer bölümlere bakıldığında analiz edilmesi gereken ve bundan sonraki yol haritamızı belirlememize etki edecek sonuçlara eriştik.
Katılımcıların 25’i toplumsal cinsiyet, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim konusunda temel kavramlar bilgisine sahip olduğunu; sadece 2 katılımcı LGBTİ+ kapsayıcı dil konusunda güncel ve yeterli bilgiye sahip olmadığını ifade etmiştir. Derslerde ve akademik çalışmalarında LGBTİ+ kapsayıcı bir dil kullanmaya özen göstereceğini belirten 27 katılımcı varken; öğrencilerinin kimliklerindeki atanmış isimlerini kullanmıyor olabileceğinin ve atanmış cinsiyetlerinden farklı zamirler kullanabileceğinin farkında olduğunu ifade eden katılımcı sayısı 16’ya düşmektedir.
Üniversitelerde verilen derslerin niteliğine ve LGBTİ+ kapsayıcı olma durumlarına bakıldığında, sadece 7 katılımcı ders içeriklerini toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyet eşitliği ve/veya kuir teori konularında güncel ve yeterli olduğunu belirtmiştir. Ancak 30 katılımcıdan 12’si ders içeriklerine dair öğrencilerden gelen eleştiri ve önerileri ciddiye aldığını belirtmiştir. Buradaki ders içeriklerinin güncel olmadığını belirten ve bu konuda kararsız olan 18 katılımcının 10’u sosyal bilimler alanında dersler vermektedir. Derslerinde cinsel kimlik ve yönelimlerin çeşitliliğine dair farkındalığın artmasını gözetmediğini belirten 13 katılımcı arasında 7’si sosyal bilimler, 2’si tıp ve sağlık bilimleri fakültelerinden akademisyenler bulunmaktadır.
LGBTİ+ hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konuların akademik araştırmalarda desteklenmesine bakıldığında katılımcıların 12’si bu konularda ödev, araştırma ve tez çalışmalarına destek verdiğini belirtmiştir. Bu tür bir destek vermediğini belirten 14 katılımcının bölümlerine bakıldığında da sosyal bilimler fakültesi, tıp fakültesi ve sağlık bilimleri fakültesi öne çıkmaktadır. Sürdürdüğümüz diğer çalışmaları da göz önünde bulundurduğumuzda, LGBTİ+ öğrencilerin akademide yaşadıkları dışlanmışlık ve yalnızlık hislerini de gözetmek gerekir. Bu konularda akademisyenlerden destek görmeleri sadece akademik çalışmaları değil; LGBTİ+ öğrencilerin akademiyle bağını ve yalnızlık hislerini de iyileştirecek bir adım olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bugüne kadar yapılan çalışmaların sonuçlarına ve sahadaki deneyimlerimize göre, LGBTİ+ öğrencilerin yurtlarda, kampüs ortak alanlarında ve derslerde maruz kaldıkları ayrımcılık ve dışlanmalar sebebiyle eğitim hayatlarına ara vermeleri, yarıda bırakmaları ya da eğitimlerini çeşitli zorluklarla sürdürdükleri gerçeği düşünüldüğünde, üniversitelerde LGBTİ+’lar için güvenli alanların olması akademik hayatlarına devam edebilmeleri adına bir hayati önem taşımaktadır.
Anketin “Üniversitelerde LGBTİ+'lar için Güvenli Alanlar” bölümündeki sonuçlara bakıldığında, 29 katılımcı kampüste güvenli alanlar olmasını önemsediğini belirtmiş; 22 katılımcı ise kampüslerin LGBTİ+ öğrenciler için güvenli bir alan olmadığını, 6’sı da bu hususta kararsız olduğunu ifade etmiştir. 18 katılımcı ofislerinin LGBTİ+ öğrenciler için güvenli alanlar olduğunu; 17 katılımcı da verdikleri derslerde LGBTİ+ öğrencilerin her zaman güvende olduğunu ifade etmiştir.
Çalışmaya katılan akademisyenler en azından kendi bulundukları ofis, sınıf gibi alanları güvenli addetmiş olsalar da katılımcıların 12’si LGBTİ+ öğrencileri güvenli alanlara yönlendirmekte; 11 katılımcı ise güvenli alanlar yaratmaya çalışmakta olduğunu belirtmiştir. Kampüste güvenli alanlara yönlendirmek ya da güvenli alanlar yaratmaya çalışmada elde edilen sayının düşüklüğü üzerine düşünülmesi ve çalışma yürütülmesi gerektiğini ortaya çıkarmıştır.
Üniversitelerde bulunan Cinsel Taciz ve Saldırıyı Önleme Birimleri (CTS) de hem üniversitelerde taciz ve şiddet ile mücadelenin kurumsallaşmasında temel hem de üniversitelerde güvenli alanların oluşmasında gerekli olan mekanizmaların başında gelmektedir. Anket sonuçlarına göre 30 katılımcıdan sadece 5’i CTS birimlerinin nasıl işlediğinden haberdar olduğunu belirtirken; 7’si de öğrencileri ve meslektaşlarını yaşadıkları bir taciz durumunda CTS birimlerine -eğer üniversitelerinde bu birim yoksa- hangi mekanizmalara ve nasıl yönlendirme yapabileceği konusunda bilgi sahibi olduğunu ifade etmiştir. “Eğitim Sendikaları ve Üniversite İdari Personeli için LGBTİ+ Kapsayıcı Eğitim Konusunda Kapasite Geliştirme” projesi boyunca ÜniKuir Derneği olarak hedeflerimizden biri de bu birimlerdeki politika belgelerini güçlendirecek tartışmalar açmak ve birimleri LGBTİ+’lar için güvenli alanlar haline getirebilecek adımlar atmak olmuştur.
Proje kapsamında yaptığımız çalışmalardan biri de çeşitli şehirlerdeki 20 üniversiteden katılımcılarla düzenlediğimiz Üniversitelerde Cinsel Taciz ve Mobbing ile mücadele atölyeleri olmuştur. Bu üç atölyenin bir çıktısı olarak, “Üniversitelerde Cinsel Taciz ve Mobbing ile Mücadele El Kitapçığı” bu konuda yapmak istediklerimizin önündeki ilk görünür çıktı ve hedeflerimizi uygulamaya koymamızın başlangıcı olarak LGBTİ+’larla ve tüm üniversite mensuplarıyla paylaşılarak yaygınlaştırılmıştır.
Üniversitelerde ayrımcılık ve şiddet ile mücadelenin kurumsallaşmasına katkı sunan politika belgelerine öneriler getirmeye ve verilen eğitim içeriklerini LGBTİ+’lar için daha kapsayıcı bir hale getirmeye yönelik adımlar atarak kampüsleri, derslikleri, yurtları, tuvaletleri, yemekhaneleri kısaca üniversiteleri ve ait oldukları sosyal çevreyi LGBTİ+’lar için daha güvenli alanlar haline getirmek için çalışmaya devam edeceğiz.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.