
“Halkı Yanıltıcı Bilgi” suçu, belirsizliğiyle ifade özgürlüğünü boğuyor; eleştirel sesler cezalandırılıyor, toplum susturuluyor.
Hazırlayan: Emir
Bize ve medyaya “Dezenformasyon Yasası” olarak yansıtılan kanunun kabulü ile bugün Türk Ceza Kanunu’na (TCK), “Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” başlığıyla eklenen 217/A¹ maddesi, arkadaşımız Enes’in gerçekleştirdiği açıklama neticesinde bu madde gerekçe gösterilerek tutuklanmasının ardından yakıcılığını bir kez daha hissettirdi. Gündemde tartışılmaya başlandığı ilk zamandan itibaren insan hakları savunucuları, gazeteciler ve ilgilileri tarafından sakıncaları vurgulanmak suretiyle karşı çıkılan bu düzenlemenin ifade özgürlüğü ile birlikte tartışılmasının gerekli ve kıymetli olmasından ötürü bu konuyu ilgili boyutlarıyla biraz tartışacağız.
İlk olarak anılan madde, tartışılmaya başlandığı zamanlar elbette çokça eleştirinin hedefi oldu. Özellikle hukukun temel ilkelerine aykırılığından ötürü hukukçular tarafından, tüm halkı tehdit etmekle birlikte gazetecilerin hedef tahtasına oturtulma riskinin yüksek olduğu belirtildi. Hem hukuki öngörülebilirlik ² ³ ilkesine hem de ifade özgürlüğüne ciddi tehlike teşkil ettiği belirtilen bu madde, Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 29. maddesi kapsamında 18 Ekim 2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi ⁴.
Günümüzde, özellikle arkadaşımız Enes’in tutuklanmasına konu olay kapsamında ifade özgürlüğünün ihlal edildiği apaçık bir gerçektir. Bu nedenle “Dezenformasyon Yasası” olarak anılan yasanın ifade özgürlüğü ile olan bağına bakmadan önce ifade özgürlüğünün tanımına ve sınırlandırma rejimine göz atmakta fayda vardır.
İfade özgürlüğü en temelde, insanların düşüncelerini, görüşlerini, inançlarını ve duygularını vb. paylaşımlarını; çeşitli yol ve yöntemlerle başkalarına açıklayabilme ve ulaştırabilme özgürlüğü olarak tanımlanabilir. İfade özgürlüğünden söz edebilmek için bazı birtakım hakların daha varlığı ve korunması gerekir. Örneğin kanaat sahibi olma özgürlüğü, bilgilenme/bilgiye ulaşma hakkı, düşüncelerini açıklama ve yayma özgürlüğü bunlardan bazılarıdır. Bu hakların korunmaması durumunda ifade özgürlüğünden söz edilmesi de bir hayli zorlaşır zira bunlardan birinin eksikliği, kişinin ifade özgürlüğünden gerçek anlamıyla yararlanamadığı anlamına gelebilir -elbette somut olayın koşullarına göre değerlendirmek gerekir-. Ancak çoğu temel hak gibi ifade özgürlüğü de mutlak değildir ve birtakım sınırlandırmalara tabii tutulabilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 10. maddesinin⁵ ilk fıkrası, ifade özgürlüğünün kapsamlı bir tanımını yaparken ikinci fıkrası ise bu hakkın sınırlandırılma rejimini bize açıklar. Diğer bir ifadeyle AİHS’e taraf olan bir devlet, -daha geniş özgürlükler tanıyan kendi iç hukuk kurallarını sınırlamak olarak yorumlanmaması gerekmekle birlikte-[1]
[1] AİHS m. 53 Tanınmış insan haklarının korunması: “Bu Sözleşme hükümlerinden hiçbiri, herhangi bir Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın yasalarına ve onun taraf olduğu başka bir Sözleşme uyarınca tanınmış olabilecek insan hakları ve temel özgürlükleri sınırlayacak veya onları ihlal edecek biçimde yorumlanamaz.” AİHS m.10/2’de ifade özgürlüğü için öngörülen sınırlama rejimi harici bir kural veya yöntem ile ifade özgürlüğünü sınırlandıramaz. Bu nedenle aşağıda, dezenformasyon yasası olarak bilinen ilgili cezai hükmün, ifade özgürlüğünü sınırlandırıp sınırlandırmadığını değerlendirebilmek amacıyla, ifade özgürlüğünün sınırlanmasına ilişkin rejim kısaca açıklanacaktır.
İfade özgürlüğünün sınırlanması şartları, yukarıda da belirtildiği üzere AİHS m.10/2’de sınırlı bir şekilde sayılmıştır, diğer bir ifade ile bu şartların hepsinin aynı anda sağlanmaması durumunda devlet tarafından ifade özgürlüğüne müdahale edilemez ve bu madde kapsamında sayılmayan bir sebepten ötürü ifade özgürlüğü sınırlandırılamaz. Bu sebepler, üç temel gerekçe olarak şöyle özetlenebilir: 1-Sınırlama, kanun ile öngörülmelidir. 2-Sınırlama, “demokratik bir toplum yapısı” içerisinde zorunluluk arz etmelidir. 3-Sınırlama, meşru bir amacı korumaya yönelik olmalıdır. Bu meşru amaçların neler olabileceği de ilgili hüküm kapsamında dokuz sebep -sınıflandırma metoduna göre sayıca değişebilir ama sebeplerin içerikleri aynıdır- sayılmıştır. Bunlar; ulusal güvenliğin korunması, toprak bütünlüğünün korunması, kamu emniyetinin korunması, düzensizliğin veya suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın korunması, ahlâkın korunması, başkalarının şöhretinin veya haklarının korunması, gizli olarak elde edilen bilgilerin açıklanmasının önlenmesi ve yargı organlarının otorite ve tarafsızlığının sürdürülmesidir. Bu meşru amaçlardan en az birisinin bulunmadığı durumlarda ifade özgürlüğü sınırlandırılamaz. Ancak maddenin ilk fıkrasında ilişkin devletlere tanınan sınırlı bir özgürlük alanı ile yeni müdahale nedenleri öngörülebileceği de söylenmelidir. En nihayetinde sınırlı sayılmak suretiyle ifade özgürlüğü güvence altına alınmaya çalışılmış olsa da sayılan sebeplerin yeterince somut ve sınırları belirli olamayışı ile ilk fıkrada devlete tanınan özgürlük alanının bu amacı ciddi şekilde zedelediği de belirtilmelidir. Özellikle ahlakın korunması sebebi, devletlerin ucu açık ve insan haklarını zedeleyici şekilde yorumlama/sınırlama imkanları bulunmaktadır. Ancak bu konuda devletlerin takdir hakkı sınırsız olmayıp Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), verdiği kararlar aracılığıyla bu hususu denetlemekte ve konuya dair çeşitli ilkeler öngörmektedir. Bu yöntemle de sözleşmeye taraf devletlerin ifade özgürlüğünü muğlak ve sınırsızca sınırlandırma olanağının önüne geçilmektedir.
İfade özgürlüğüne etkisine geçmeden önce bu noktada dezenformasyon yasası olarak bilinen hüküm ve elbette dezenformasyonun tanımına bakmakta yarar vardır. Dezenformasyon, en temelde, hitap edilen kesimi aldatmak amacıyla ve yalan olduğu bilinen bilginin kasten yayılması anlamında gelir. Sıkça karıştırılan bir diğer terim olan mezenformasyon ile aralarındaki farkı ortaya koyabilmek adına mezenformasyonun da manipülatif olma amacı taşımayan, kötü niyet içermeksizin oluşturulan yanıltıcı bilgi anlamına geldiğini de belirtmek gerekir.
Her ne kadar dezenformasyonun ve yalan haber yaymanın, yayılmasının tehlikeleri kabul edilebilirse de bununla mücadele yöntemi olarak TCK m.217/A gibi bir cezai hüküm, temel hak ve özgürlüklerin, ifade özgürlüğünün kısıtlanması bakımından ciddi bir tehlike yaratabilir. İlgili cezai hükmü TCK’ya ekleyen kanun tartışılmaya başlandığı ilk anda dahi muhatap aktörler tarafından ağır eleştirilerin yöneltildiği bir düzenleme olmuştur ⁷ ⁸. “Sansür yasası” olarak tarif edilerek eleştirilen ve sonrasında yasalaşan teklif, hem belirsizliğinden hem de ifade özgürlüğüne getireceği sınırlamadan ötürü eleştirilmiştir. Zira hangi bilginin yalan olduğuna dair belirlemenin yapılması ve bunun sınırları çok muğlaktır. Kaldı ki en nihayetinde bir bilginin veya haberin yalan olmadığı ortaya çıkana kadar insanlar cezai soruşturma veya davalara muhatap olabilmekte ve hatta tutuklanarak işlemedikleri bir suç nedeniyle özgürlüklerini kaybedebilmektedirler.
Tüm bu hukuk ilkelerinin ihlalinin yanında anılan suç tipinin yalnızca siyasal iktidarı eleştirenlere yönelen bir sopa olarak kullanıldığı da bir gerçektir⁹. Bu kapsamda hükümetin ihmali sebebiyle gerçekleşen ölümler, yoksulluk, enflasyon gibi siyasal iktidarın başarısızlığına işaret edilen verilerin/haberlerin gazeteciler veya sosyal medya kullanıcıları tarafından açıklanması da bu sopa ile cezalandırılmıştır, ve hatta daha kötüsü insanlar bu sopadan nasibini almaktan korktuklarından ötürü susmuşlardır. Susmayı reddedenlerin bir kısmı ise arkadaşımız Enes’in kaderini paylaşmışlardır, paylaşmaktadırlar veya paylaşacaklardır. Belki de bu metin dahi ilgili madde uyarınca suç sayılacak, en azından yazarının başını ağrıtacak çeşitli yıldırma politikalarına maruz kalacaktır.
Diğer bir yandan “Sansür yasası değil” ifadeleriyle aklanmaya çalışılan yasanın ve sözde “dezenformasyon ile mücadelenin” samimiyetsizliği Oxford internet enstitüsü tarafından yürütülen bir araştırmaya kapsamında da bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Zira bu çalışmaya göre fikir birliği oluşturmak için sosyal medya platformlarını kullanan, hesaba dayalı propaganda yayarak kamuoyunu manipüle eden dünya çapındaki ulusal hükümetlerden birisi de Türkiye’dir¹⁰.
Bitirirken belirtilmelidir ki “dezenformasyona karşı” cezai yaptırımların öngörülmesi, uluslararası insan hakları hukuku kapsamında ifade özgürlüğünün orantısız bir şekilde kısıtlanması teşkil etmektedir¹¹. Halihazırda bu cezai hükmün yukarıda ifade özgürlüğünün sınırlanabilmesi için gereken şartlar olarak sayılan şartların neredeyse hiçbirini sağlamadığını da ifade etmek gerekir. Yalnızca kanunilik şartını sağlayan hüküm ne demokratik toplum yapısı içerisinde kabul edilebilirdir ne de gerekçeleri, sınırlamaya meşru bir sebep oluşturmaktadır. Kanunlaşma sürecinin de yukarıda örneklenen tüm bu tepkilere rağmen gerçekleşmiş olmasının tezatlığı ve çoğulcu demokrasiye uygunsuzluğu da göz önünde bulundurulmalıdır. En nihayetinde TCK m.217/A maddesinin ifade özgürlüğümüzü haksız ve hukuksuz bir şekilde sınırladığı ve bu maddenin varlığı ile uygulamasındaki her bir örneğin, siyasal iktidarın toplumu ve siyaseti kendi dileğine göre şekillendirmesinin bir tezahürü olduğunu söylemek yerinde olacaktır.
[1] Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
Madde 217/A- (Ek:13/10/2022-7418/29 md.)
“(1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
(2) Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.”
[2] Öngörülebilirlik ilkesi, en temelde bir hukuk kuralının hangi eylemler sonucunda hangi sonucun doğabileceğinin, bu hukuk kuralının muhatapları tarafından tahmin edilebilir olması anlamında gelir ve böylelikle hukuki güvenliğin sağlanması amaçlanır. Öngörülebilirlik ilkesi, özellikle ceza hukuku bakımından oldukça önemlidir zira ceza hukuku, tüm hukuk dalları arasında yaptırımları en ağır olanıdır ve son çare olarak anılır ve bir hukuk kuralıyla bağlı insanların, hangi hareketleri neticesinde özgürlüklerinin kısıtlanabilme olasılığının olduğunu önceden bilme ve buna göre bir yaşam sürme imkanları bulunmalıdır.
[3] Anayasa Mahkemesi E.2013/39, K.2013/65 numaralı 22/5/2013. tarihli kararında belirlilik ilkesini şu şekilde tanımlamıştır: “Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir.” https://normkararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/Dosyalar/Kararlar/KararPDF/2013-65-nrm.pdf (Son Erişim Tarihi: 09.08.2025)
Yine Anayasa Mahkemesi Murat Daş, B. No: 2013/3063 numaralı, 26/6/2014 tarihli kararı kapsamında belirlilik ilkesine dair “Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye ne tür müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundan öğrenebilme imkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği, kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar” ifadelerine yer vermiştir. https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2013/3063 (Son Erişim Tarihi: 09.08.2025)
[4] Sürece ve taslağa yönelik eleştirilere daha detaylı bilgi için BBC’nin ilgili haberine göz atabilirsiniz: https://www.bbc.com/turkce/articles/c973le066vjo (Son Erişim Tarihi: 09.08.2025)
[5] Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.10:
“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin,kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.
2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazıf ormaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir”
[6] AİHS m. 53 Tanınmış insan haklarının korunması: “Bu Sözleşme hükümlerinden hiçbiri, herhangi bir Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın yasalarına ve onun taraf olduğu başka bir Sözleşme uyarınca tanınmış olabilecek insan hakları ve temel özgürlükleri sınırlayacak veya onları ihlal edecek biçimde yorumlanamaz.”
[7] Bu konuya dair BBC’nin haberine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://www.youtube.com/live/gS8KqM0fMmI (Son Erişim Tarihi: 09.08.2025)
[8] Bu konuya dair Gazete Duvar’ın haberine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://www.youtube.com/live/1v1jFbln0fo (Son Erişim Tarihi: 09.08.2025)
[9] Bu konuya dair BBC’nin haberine bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://www.bbc.com/turkce/articles/cp87g4r77l1o (Son Erişim Tarihi: 09.08.2025)
[10] Anılan çalışmaya bu linkten ulaşabilirsiniz: https://demtech.oii.ox.ac.uk/wp-content/uploads/sites/12/2021/01/CyberTroop-Report-2020-v.2.pdf (Son Erişim Tarihi: 09.08.2025)
[11] Bu hususun Temelso Gashaw GETAHUN tarafından Etiyopya örneği üzerinden açıklandığı “İfade Özgürlüğü ve Dezenformasyon: Etiyopya Örneği” başlıklı yüksek lisans tezine şu linkten ulaşabilirsiniz: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp (Son Erişim Tarihi: 09.08.2025)
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.