
Ankara Üniversitesi DTCF'de bugün (30 Ekim) Rojin Kabaiş için yapılan basın açıklamasına ÖGB saldırdı. Pankartı alan ÖGB öğrencilere barikat kurdu.
Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde (DTCF) lubunya ve kadınlar, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş için orta bahçede buluştu. Saat 12.00'de başlayan eylemde "Rojin Kabaiş'e Ne Oldu? ÇI BI SERÊ ROJÎN E HAT Dil Tarihli Kadın ve LGBTİ+'lar" yazılı pankart açıldı.
Rojin Kabaiş, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1. sınıf öğrencisiydi. 27 Eylül 2024'te yurdundan çıktıktan sonra kaybolmuş, 18 gün sonra 15 Ekim'de Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunmuştu.
Cesedinde iki farklı erkeğe ait DNA bulunmasına rağmen, soruşturma eksiklerle dolu ve birçok soru cevapsız kalmaya devam ediyor.
ÖGB Saldırısı
Basın açıklaması başladığında ÖGB'nin karşılarında ne işi olduğu ajite edilirken, ÖGB pankartı almak için öğrencilere saldırdı. Pankartın alınmasının ardından ÖGB, öğrencilerin önünde barikat kurmuş şekilde durmaya devam etti.
Dil Tarihli lubunya ve kadınlar, Rojin'in sesini kampüslerden duyurmak için aldırmadan basın açıklamasını okumaya devam ettiler. Sloganlarla beraber dağıldılar.
Rojin İçin Mücadele Sürüyor
Van Kadın Platformu ve kadın örgütleri, Rojin Kabaiş'in ölümünün üzerinden bir yıl geçmesine rağmen gerçeğin ortaya çıkarılmadığını, soruşturmanın kısıtlılık kararı altında tutulduğunu ve temel incelemelerin bile tamamlanmadığını vurguluyor.
Avukatlar, Adli Tıp Kurumu'nun 9 ay boyunca DNA örneklerinin nerede bulunduğu bilgisini saklamakla suçlanıyor. Diyarbakır ve Van baroları, ATK hakkında "delil gizleme ve kamu görevinde ihmal" suçlarından suç duyurusunda bulundu.
DEM Parti, Rojin Kabaiş cinayetinde ortaya çıkan cezasızlık kültürünün sona erdirilmesi ve benzer vakalarda yaşanan adli eksikliklerin tespiti için TBMM'ye araştırma önergesi verdi.
Basın Açıklamasının Tamamı:
Koruma, aklama, katilleri yargıla!
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024'te kaldığı KYK yurdundan çıktıktan sonra şüpheli biçimde kayboldu. Cansız bedeni ise kaybolduktan 18 gün sonra Van Gölü kıyısında bulundu. Van Valiliği, emniyet ve üniversite yönetimi ilk günden itibaren olayı "intihar" olarak kapatmaya çalıştı.
Adli Tıp Kurumu'nun raporları eksik, çelişkili ve karartmalarla dolu. Rojin'in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edilmesine rağmen, bir sene boyunca açıklanmadı; sahipleri ise hâlâ tespit edilmedi. Rojin'in otopsi görüntülerinin yer aldığı CD'nin çizilerek bozulduğu ortaya çıktı. Dosyaya gizlilik kararı getirildi; aileye ve kamuoyuna bilgi verilmedi, konuya dair haberlere erişim engeli getirildi. Olayın etkin soruşturulmasına dair verilen soru önergesi ise AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
Bu karartmaların ve ihmallerin, erkek devletin ve üniversitenin erkek şiddetini nasıl koruduğunu bir kez daha görüyoruz. Bugün kampüslerimizde kadınlar ve LGBTİ+'lar şiddete, tacize, mobbinge, tehditlere karşı savunmasız bırakılırken; şikâyet mekanizmaları işletilmemekte, cinsel taciz ve saldırı vakaları üzeri örtülerek geçiştirilmektedir.
Rojin'in failleri bulunmazken, üniversite yaptığı acıklamada açıkça ögrencileri tehdit etmiş Rojin'in hesabını sormak ve faillerinin bulunmasi için mücadele eden kadınlarında sorusturmalarla sindirmeye çalıştı. Ülkenin dört bir yanındaki eylemlerde ise polis şiddetiyle rojin'in sesinin duyulmasi engellenmeye calisildi. Soruyoruz: Daha geçen hafta Erciyes üniversitesinde kampüs içerisinde bir kadın katledildi. Rojin'in hesabını sormak ve faillerinin bulunmasi için mücadele eden kadın ve lgbti+'lari susturmaya çalışan, işkence uygulayan polis ve ogb Erciyes universitesi'nde bir kızkardesimiz katledilirken neredeydi? Biz üniversiteli kadınlar ve LGBTİ+'lar biliyoruz: Rojin için adalet mücadelesi yalnızca bir dava değil, tüm kadınların yaşam hakkı ve özgürlüğü mücadelesidir. Gerçeği saklayanlara, delilleri karartanlara, failleri koruyanlara izin vermeyeceğiz. Üniversitelerde, KYK yurtlarında ve kampüslerde kadınların yaşam hakkını koruyacak etkin mekanizmalar kurulmalı; Cinsel Taciz ve Saldırıya Karşı Destek Birimleri tüm üniversitelerde işler hale getirilmelidir. Kadınların başvuruları gizlilik ve güvenceyle korunmalı, şiddet ve mobbing uygulayanlar cezalandırılmalı, üniversite yönetimleri kadınların değil faillerin yanında durmaktan vazgeçmelidir. Aynı şekilde, Rojin Kabaiş dosyasındaki gizlilik kararı derhal kaldırılmalı, aile ve kamuoyu gerçeğe ulaşabilmelidir. Adalet Bakanlığı, bu ihmaller zincirine karışan tüm kamu görevlilerini ve sorumluları soruşturmalı; Rojin'in bedeninde tespit edilen DNA örneklerinin kimlere ait olduğu açıklanmalıdır. Soruşturma, Türk Ceza Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca nitelikli cinsel saldırı kapsamında genişletilmeli, Rojin'in ölümünde ihmali bulunan tüm kişi ve kurumlar yargılanmalıdır.
Bu ülkede her gün ortalama üç kadın öldürülüyor. 2025'in ilk dokuz ayında 290 kadın katledildi, 225 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi. Buna rağmen iktidar 2025 yılını "Aile Yılı" ilan ederek kadınların yaşam hakkını değil, erkek egemen düzeni koruyor. Şimdi de 11. Yargı Paketi ile kadınların ve LGBTİ+'ların var olma mücadelesini hedef alıyor. "Aileyi koruma" bahanesiyle hazırlanan bu düzenlemeler, kadınları eve, sessizliğe, itaat etmeye mahkûm etmeye çalışıyor.
Biz üniversiteli kadınlar susmayacağız. Rojin'in failleri yargılanana kadar onun mücadelesini büyüteceğiz. Kadınların, öğrencilerin, LGBTİ+'ların yaşam hakkı için, özgür ve eşit bir üniversite için mücadelemizi sürdüreceğiz. Üniversitelerde kadınların ve LGBTİ+'ların yaşam hakkını, güvenliğini, özgürlüğünü koruyacak mekanizmalar kurulana, adalet gerçekten sağlanana kadar vazgeçmeyeceğiz.
Rojin için adalet! Kadınlar için adalet! Yaşasın üniversiteli kadın dayanışması!
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.