
İnter Dayanışma’dan Belgin, interseksleri LGBTİ+ hareketinden ayrı tutmaya yönelik çabaların her zaman başarısız kalacağının altını çiziyor.
Kapak görseli: @bartuvizm
İnter Dayanışma, bir yılı aşkın süredir bir arada ve internette yayınlarını sürdürüyor ancak geçen hafta, uzunca zamandır alanda mücadele eden Türkiyeli interseks aktivistlerin bir çatı altında birleştiğini duyurarak kurumsal bir kimlik kazanmaya niyetli olduklarını açıkladı. 26 Ekim İnterseks Farkındalık Günü vesilesiyle Dayanışma’nın kurucularından Belgin’le, onun aktivizm yolculuğundan başlayarak bugün Türkiye’de ve dünyada interseks mücadelesinin geldiği yeri, interseks örgütlenmenin kendine has zorluklarını ve zorlukları aşmaya yönelik planları, hak savunucularından LGBTİ+ öz örgütlerine interseks aktivizminde payımıza düşenleri konuştuğumuz uzun bir sohbete daldık.
Belgin’le röportajımızın sonuna geldiğinizde, İnter Dayanışma’yı tanımak ve interseks aktivizminin taleplerini öğrenmek için Dayanışma’nın sitesini bir yere not etmenizi ve onları sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmamanızı tavsiye ediyoruz.
Şimdi söz Belgin’de.

Tanımayanlar için seninle başlayalım mı önce? İnterseks aktivizmi yapmaya nasıl karar verdin kısaca anlatabilir misin?
Ben Belgin, 42 yaşındayım. İnterseks aktivizmine başlama kararım 12 yıl öncesine dayanıyor diyebilirim. Daha açık, kendini daha fazla ifade edebilen bir insan olmak istedim. Dışarıya karşı daha dürüst olmak, interseks kimliğimi sahiplenebilmek istedim.
Taşrada yaşıyor olmak da bu süreci biraz geciktirmişti. O yıllarda interseks görünürlüğü yoktu, tanıdığım benden başka interseks yoktu. Dolayısıyla öncelikle LGBT arkadaşlarla dayanışarak, onlara interseks olduğumu anlatarak başladım.
Kaybettiğimiz sevgili Ali Gül’le arkadaş olmuştum, o beni çok cesaretlendirdi. O da yazıyordu, bir blogu vardı trans erkek olma üzerine, kendi ruh sağlığı üzerine yazıları vardı. Bana da önerdi aynı şeyi, ben de öyle başladım aslında.
Bir blog açtım: İnterseksüel ŞaLaLa. Orada ilk önce kendimi anlatan bir yazı yazarak başladım. Kaos GL’de yayınlandı o yazı. O dönem forumlar popülerdi, forumlarda yayınlanmaya başladı. O şekilde diğer interseks arkadaşlar bana ulaşmaya başladı. Onlar da internete girdiklerinde interseksle ilgili tıbbileştirilmemiş bir Türkçe kaynakla karşılaşmış oldular ilk defa.
O arada Lambdaistanbul’da örgütlendim. Orayla birlikte Türkiye’de ilk kez LGBT hareketi içinde interseksin adı geçmeye başladı. LGBT’nin arkasına İ harfini eklemiş olduk. Onur Yürüyüşlerini o zamanlar yapabiliyorduk hala. İnterseks varlığı yoktu ama. İlk kez biz, elimizle çizdiğimiz pankartlarla “İnterseksler vardır” yazarak Onur Yürüyüşlerine katılmaya başladık. Böyle iki yürüyüşe katıldıktan sonra Onur Haftası organizasyonu kendi interseks lolipoplarını, pankartlarını, bayraklarını bastırmaya başladı. Bu şekilde girmiş olduk LGBTİ hareketinin içine.
İnter Dayanışma, 2021’in başından beri bir arada ve yayında aslında. Ama geçen hafta “Türkiyeli İnterseks Aktivistleri İnter Dayanışma Çatısı Altında Birleşti” başlıklı bir duyuruda bulundunuz. Bu durum, yayına başlama ve örgütlenmeye başlama gibi bir ayrımdan mı doğdu?
Evet öyle diyebiliriz. Şöyle açayım: Biz aslında aktivizm yürüttüğümüz arkadaşlara neredeyse on yıldır tanışıyoruz. Tamamen gönüllülüğe dayalı organizasyonumuz vardı. 17 Mayıs Derneği ve Kaos GL’nin desteği ile kurumsallaşmaya başladık. Hala resmi dernek statüsünde değiliz o yönde ilerliyoruz. İlk kez bu yaz interseks çalışma kampımızda stratejik plan, dernekleşme sürecine dair yol haritası çıkardık. Dolayısıyla o kurumsallığa bu kamp ile kavuşmuş olduk. Sitemizi yeniledik, bir blog olmaktan çıkarıp kurumsal bir yer hale getirdik.

İnter Dayanışma 2022 Çalışma Kampı
İnterseks aktivistler hangi yollardan geçti ve İnter Dayanışma kuruldu?
Öncelikle birbirimizi bularak başladık. Hiçbirimiz kendisinden başka bir interseks tanımıyordu başta. Bunu ilk olarak iş ya da aktivizm olarak görmekten ziyade tamamen kişisel amaçlarla yaptık. Kendimiz gibi biriyle bir araya gelip onu tanımanın verdiği dayanışma hazzı… Zaman içinde kendiliğinden bir görev dağılımı oluştu.
En başta o görünmezliği ve yalnızlığı aşmak içindi. Hiçbir yerde kendinize dair bir temsil görememek, medyada, sosyal hayatta, iş ortamında, eğitimde… Büyük bir yalnızlaşma getiriyor ve ilk adımımız o yalnızlığı aşmaktı.
Sonrasında motivasyonumuzlardan biri, bizim gibi açılma ve aktivizm yapma cesareti bulamayan intersekslere ulaşabilmekti. Diğeri LGBT hareketine interseksi tanıtabilmek ve dahil edebilmek… Diğeri de buydu.
Geçen hafta yayınladığınız metinde neler yapmak istediğiniz yer alıyor. Örneğin interseks farkındalığı oluşturmaya yönelik çalışmalarınıza devam edeceğiniz ortada. Peki bugüne kadar sürdürdüğünüz mücadeleye ek olarak, dernek de statüsü kazanmak isteyen İnter Dayanışma’nın Türkiye’de yapmak istediği şeyler, yeni projeleri neler?
En öncelikle hedeflerimizden biri rıza dışı tıbbi müdahaleleri durdurmak aslında. Bunun için hukuki mücadele başlatmak gerekiyor. Hatta Meclis çatısı altında soru önergesi, yasa teklifi gibi yollara önümüzdeki yıllarda başvuracağız. Örneğin Yunanistan, Kenya bu ameliyatları yasaklayan ülkeler arasına katıldı yakın zamanda. Türkiye için öngördüğümüz hedeflerimizden biri bu çünkü bu müdahaleler, çok büyük travmalar yaratıyor interseks çocuklar ve ergenlerde. Kişinin bedensel bütünlüğünü saldırı, kişisel iradesine saldırı niteliği taşıyor.
Bunun yanı sıra, bunun bir çocuk istismarı ve cinsel şiddet olduğunu kabul ettirmek istiyoruz. Çünkü bütün özellikleriyle, her yanıyla bu şekilde yıllarca süren bir istismar. O yüzden çocuk hakları ve cinsel istismar aktivizm yürüten örgütlerle iş birliği yapmak ve çalışmalarına intersekslerin sorunlarını da dahil etmesini istiyoruz.
Psikologlara, interseks danışanlara ve ailelere nasıl yaklaşmaları gerektiği konusunda eğitim vermek istiyorduk. O konuda adım attık, onun devamı gelecek.
Eğitimcilere ulaşmak istiyoruz, okullarda intersekslerin yaşadıkları sorunları önleyebilmek için. Eğitim çok önemli çünkü, kesintisiz dışlanmadan bir eğitim alabilirseniz gelecekte iyi bir iş bulmanız ve ekonomik sıkıntıları aşmanız da mümkün olabiliyor. Ama bunu yapamazsanız bütün o dışlanmaların yanı sıra, sizi yoksulluk bekliyor. Zincirleme bir şey. Dolayısıyla eğtiim alanına çok önem veriyoruz. Sosyal hizmet uzmanları, psikologlar, tıp öğrencileri gibi mesleki alanlarından sonra eğitimciler, interseks haklarını anlatmak istediğimiz meslek grupları arasında.
Yeni yeni mültecilerle ilgili çalışmalara başlıyoruz. Bu da önemli alanlardan birisi.
26 Ekim 1996’da Amerika’da bir pediatri konferansında Heidi Walcutt’ın öncülüğünde intersekslerin ilk kamusal alan eylemini görüyoruz. O yüzden de bugünü, 26 Ekim farkındalık günü olarak anıyoruz. 96’dan bu yana interseks aktivizminin yaptıklarını düşündüğünde “interseks aktivizmiyle gurur duyuyorum” dediğin kazanımlardan birkaç örnek verebilir misin?
İnterseks mücadelesi aslında bütün dünya genelinde geç başladı. Bir gey, lezbiyen, trans mücadele birikimiyle ve tarihiyle karşılaştırdığımızda çok genç. 90’lı yılların ortalarında başlamış. Öyle düşünürsek aslında örnek alabileceğimiz geçmiş mücadele kültürü ve bir alt kültür yoktu. Hala daha gey-lezbiyen alt kültürü gibi dayanabileceğimiz bir birikim yok. İnterseks barları, çok fazla interseks derneği yok ne yazık ki. Bir yandan da bu kadar kısa bir süre içinde çok yol alındı aslında.

Fotoğraf: Belçikalı model Hanne Gaby Odiele. Taşıdığı pankartta “İnterseks bedensel özerklik, şimdi! #interseksameliyatlarason” yazıyor.
Magazinel tarafına değinirsek ünlü atlet Caster Semenya’nın davası mesela… İnterseks konusunu dünya spor gündemine getiren önemli bir mevzulardan biri oldu, onun mücadelesi. Hanne Gaby Odiele isimli Belçikalı ünlü bir model interseks olarak açıldı. İnterseks aktivizmi ilerledikçe bu gibi kariyeri olan interseksler de açılma cesareti bulmaya başladı. İnterseks aktivistlerden danışmanlık alıyorlar mesela açılmadan önce. Dolayısıyla daha çok gündeme gelir oldu.
Birçok ülkede ameliyatlarla ilgili sınırlamalar getirildi, düzenlemeler yapıldı, bazı ülkelerde tamamen yasaklandı.
Türkiye’ye gelirsek… Öncelikle LGBT hareketin içine dahil olabilmemiz. Hatta bu konuya Avrupa ve Amerika’dan bile güçlü şekilde başardığımızı düşünüyorum. Dışarıda hala interseks, LGBT’den biraz daha ayrı bir alan olarak görülüyor. LGBTİ diye değil de LGBTQ+ falan diye kullanılıyor. Ama biz Türkiye’de gayet muhafazakar medyada bile LGBTİ ifadesini oturtabildik. Türkiye’deki LGBT hareketi gerçekten intersekse sahip çıktı. Bu konuda Batı’dan öndeyiz diyebiliriz.
İnternette bizim başlamamızla birlikte, yazılı ve görsel kaynak çok arttı. Çeşitli gazetelere röportaj verdik. Bizim bloğumuzdaki içerikleri alan çok sayıda muhalif gazete, web sitesi oldu. Youtube’da intersekslere ilişkin içerikler oluşmaya başladı. Görünürlüğü artırmaya başladık ufak ufak da olsa.
Peki “2022’de intersekslerin hala bunun mücadelesini verdiğine inanamıyorum” dediğin şeyler neler?
Tabii ki ilk olarak aklıma rıza dışı müdahaleler geliyor. Bırakın 2022’yi, 90’lara 80’lere ait olmaması gereken bir şey bu. Bu tarz rıza dışı müdahaleler Nazi tıbbında, 2. Dünya Savaşı’nda falan kalmış şeyler. Anca Öjenik Hareketi’yle karşılaştırabileceğimiz bir barbarlık aslında.
Sadece Türkiye’de değil; dünyada, birçok Avrupa ülkesinde bu müdahaleler devam ediyor. Bu inanılmaz bir şey gerçekten.
Şerife Yurtseven, ÜniKuir’le ortak düzenlediğiniz İnterseks Forum’da interseks olduğu ve şiddete uğrayacağı öngörüldüğü için okula gönderilmediğinden bahsediyor. Gidebilen çocuklar için de okulun güllük gülistanlık bir yer olduğunu söylemek güç. Öğretmenlerin yaklaşımı, akranlar... Hatta üniversiteyi ele alırsak: İnterseksleri dışarıda bırakan tıp müfredatının kendisini bir şiddet örneği olarak gösterebiliriz.
Bu yıl Zorbalıkla Mücadele Günü 20 Ekim’e denk geldi. İnterseks Farkındalık Günü’yle bir hafta var arasında. Bu vesileyle eğitim başlığına odaklanırsak, interseks çocukları nelerle baş başa bırakıyoruz? Ayrıca konu interseksler olunca eğitim konusunda kimlere hangi sorumluluklar, ne düşüyor?
Eğitimi aksatan birden fazla faktör var aslında. Birincisi rıza dışı tıbbi müdahaleler. Bazı çocuklar 10-15 tane ameliyata maruz kalabiliyorlar ya da başka tıbbi müdahaleler. Okuldan uzak kalabiliyorlar. Okuldan uzak kalmadığında, çocuk çoğunlukla bir yalan ve suskunluk içinde özgüvensiz büyütülüyor. İnterseks olduğunu dışarı söylememesi tembihleniyor. Kendisi interseks olarak adlandıramasa da dış görünüşü sebebiyle bir farklılığı olduğu sezilip arkadaşları ve öğretmenleri tarafından zorbalığa uğrayabiliyor.
Ergenliğe doğru gittikçe, kendinizi ifade etme şeklinizin farklı ortamlara göre bölünmesi, kendinizi maskelemek zorunda kalmak, istemediğiniz bir cinsiyette okulda kendinizi temsil etmek zorunda kalmak… Eğitim içinde kendi temsilinizi bulamamak… Biyolojinde dersinde kadın-erkek cinsiyetinden bahsedilirken interseksle ilgili hiçbir şeyden bahsedilmemesi ya da çok kısa geçilmesi ve öğretmenlerin bu konuda yeterince bilgi sahibi olmaması… Bir sorununuz olduğunda rehber öğretmene danışmak istediğinizde, rehber öğretmenin bu konuda yeteri bilgi sahibi olmaması…
Farklılığınızı gizlemeniz gerektiğinin öğretilmesi, sizde utanılacak, yanlış bir şey varmış hissi veriyor sürekli. Zaten çocukluk, ergenlik gibi çok kırılgan bir dönemde böyle bir şeye başa çıkmak zorunda kalmak insanı çok zayıflatan ve özgüvenini azaltan bir şey. Özellikle Avrupa’da yapılan araştırmalara bakıldığında okul ortamında interseks gençlerin yüzde 60 gibi dehşet verici oranlarda zorbalığa maruz kaldıklarını görüyoruz ne yazık ki istatiksel olarak.
Kimlere ne düşüyor? Eğitim sisteminin değişmesi, interseks çocuklara daha güvenli alan sağlayabilmek için LGBTİ haklarının kabul etmesi, düzgün bir cinsellik eğitimi verilmesi falan lazım okullarda ama bu Türkiye için şu an çok ütopik bir şey diyebilirim. Bu bir kenara koyarsak, daha acil hemen yapabileceğimiz şey nedir? Öğretmenleri ve rehber öğretmenleri intersekslerin varlığı ve interseks hakları konusunda bilgilendirerek interseks bir öğrenciyle karşılaştıklarında ne yapabileceklerini en azından anlatabiliriz.
Geçen hafta yayınladığınız metinde, “Öyle büyük bir suskunluğun, görünmezliğin içinden geliyoruz ki elde ettiğimiz küçük kazanımlar bile çok anlamlı bizim için” ifadesi yer alıyor.
Bu ifadenin bir yanının Türkiye’de interseks aktivizmi yapabilmenin, örgütlenmenin zorluğu olduğu seziliyor. LGBTİ+’nın İ’siyken Türkiye’de hak savunuculuğu yapmanın zorluğunu konuşmayı bir yana bırakırsak, spesifik olarak interseks aktivizmi yapmanın zorlukları neler? Neleri göze alarak başlamak zorunda kaldınız, interseksler örgütlenirken nelerle karşılaşıyor?
İnterseks olarak açılmak zaten, interseks olduğunu kabullenmek o engellerin en büyüğü. LGBT aktivizmi yapmak da çok zor elbette Türkiye’de ama önünüzde LGBT temsiller var, bir mücadele geçmişi var. Gayet güçlü de bir geçmiş bu. LGBT olmanın zorluğunu yadsımıyorum ama bir yandan da burada bir alt kültür var ve yaşam tarzı olarak da algılanıyor LGBT olmak. Mesela interseks bir ergen için bu, interseks olarak açılmaktan daha havalı daha öncelikli gelebiliyor. Kendi deneyimim adına konuşuyorum. Ben önce lezbiyen olarak açıldım mesela. İnterseksim derken bunu ifade edebileceğim bir dil, geçmişten bir örnek yoktu. O zaman yeterli kaynak da yok elbette, interseks bir bozukluk, ucube bir şey gibi düşünüyorsunuz. Çünkü öyle yetiştirilmişsiniz. Sizde yanlış bir şey olduğunu düşünerek yetiştirilmişsiniz, dolayısıyla lezbiyen, gey, trans olarak açılmak daha kolay gelebiliyor. İlk aşılması gereken durum bu oluyor.
Çevrenize anlatmak bir diğer sıkıntı. Ufak bir avantajı, bir sürü dezavantajı var: Doğuştan gelen bir şey olduğunu anlattığınızda, “Allah bunu böyle yaratmış” gibi bir tepkiyle de karşılaşabiliyorsunuz. Ama bu içinde tabii bir acıma duygusu da getirebiliyor bir yandan. Sizi bu sefer LGBT hareketinden ayrı da tutabiliyor muhafazakar insanlar. “Sen o zaman günahkar değilsin, Allah seni böyle yaratmış; ama ötekiler günahkar” gibi böyle bir kafa karışıklığı da yaratabiliyor. Halbuki birçok interseks aynı zamanda gey, lezbiyen, trans, biseksüel, non-binary kimliklere sahip. Ne LGBT’ler günahkar ne de interseks LGBT hareketinden ayrı bir şey.
İnterseks aktivizmi yaparken muhatap aldığınız insanların, interseks bedenleri yorumlamaya kalkışmasının getirdiği risk, interseks aktivizmine ket vuruyor mu sence?
Evet olabiliyor. Bir etkinliğe katılıyorsunuz, saatlerce intersekslerin yaşadığı sosyal problemlerden bahsediyorsunuz. Etkinlik bittikten sonra bir katılımcı yanınıza gelip size “Klitoris şurada olursa o zaman testisler şurada mı oluyor?” gibi bedeninizle ilgili bir şeyler sormaya başlayabiliyor. İnsanlar öncelikle bunu merak ediyorlar mesela. Bu da zorluklardan birisi. Bir bilgilendirme sırasında klitorisler, testisler konu olabiliyor bazen ve aslında kendi bedeninizi ifşa ediyorsunuz aslında. Böyle bir zor tarafı da var kesinlikle. Bu da zamanla deneyimleyerek alışılan bir şey.
İnter Dayanışma, Sivil Sesler Festivali’nde. Foto: Kaos GL
İnterseks aktivistler tarafından lubunya hareketine getirilen çok haklı bir eleştiri var: “Cinsiyetin bir spektrum olduğunu anlatmak için eliniz sürekli intersekslere gidiyor. İnterseksleri bu kanıtı sunmak dışında da hatırlayın” diyorsunuz. İnter Dayanışma olarak ya da bir interseks aktivisti olarak LGBTİ+ örgütlere ve aktivistlere yönelik talepleriniz ve çağrınız neler?
O konuda hala taleplerimiz ve çağrılarımız var ona geleceğim. Bunun dışına çıkıp diğer insan hakları örgütleriyle temas kurmaya başladık oradan başlayayım. Ankara’da Sivil Sesler Festivali’ne katıldık bu ay başında ve o bizim için çok faydalı oldu. Orada ev kadınları derneklerine, çocuk hakları derneklerine, cinsel şiddetle ilgili derneklere ulaşabildik ve örneğin dün Adana’dan bir mesaj aldım. Orada kadınlara verdikleri eğitimlerde intersekslerden de bahsetmişler, çok ilgi toplamış. Daha önce neden bilmiyorduk, keşke öğrenseydik demişler. İnterseks tanıdığı, akrabası hakkında danışma almak isteyen olmuş. Dolayısıyla bu alanlara açılmaya başladık ve bu beni umutlandırıyor.
Belli başlı birkaç LGBTİ+ örgüt aslında bizi tam olarak destekliyor ve çalışmalarına dahil oluyor. Kimisi geç kalsa da başladı, kimisi baştan beri yanımızdaydı. Onun dışında diğer örgütlerin çok eksikleri var gerçekten.
Dediğin gibi cinsiyetin bir spekturum olduğunu anlatmakta bizi bir token (göstermelik) olarak kullanıyorlar gerçekten. Onun dışında yokmuşuz gibi davranıyorlar. Biz evet cinsiyetin ikiden farklı olduğunu kanıtlıyoruz ama bunun ötesinde bizim sorunlarımız, beklentilerimiz ve ihtiyaçlarımız var. Bunun dışındaki çalışmalarınızda da bizi dahil edebilirsiniz.
SPoD’un Barınak Modelleme Çalışmasında, 17 Mayıs’ın yoksullukla ilgili araştırmasında ve 40+ Lubunya İnisiyatifi yaşlılık çalışmalarında bizi de dahil etti, bunları iyi örnekler olarak sayabilirim. Birçok örgütün, interseksleri dahil etmek aklına gelmeyebiliyor. Mülteciler mesela. Bu alanlarda çalışma yaptığınızda da bize danışabilirsiniz.
Bir de işin içinde bir interseks özne olmadan interseksler adına konuşmak da biraz yanlış. İnterseksle ilgili bir şey yapacağınız zaman bizimle irtibat kurup bizimle hareket edebilirsiniz. Bir etkinlik mi yapmak istiyorsunuz, bir yerde adımızı mı geçirmek mi istiyorsunuz bununla ilgili bizi de işin içine sokarsanız çok da verimli bir çalışma olacaktır.
Yeterince interseks kişilere ulaşma konusunda siz de bize yardımcı olabilirsiniz. Örneğin birçok LGBT örgütünün üniversitelerde kolları olabiliyor. Burada ulaşabildiğiniz interseksler olursa onlara bizden bahsedebilirsiniz. Ya da önümüzdeki yıllarda bütün LGBTİ örgütlerle bir araya gelerek İnterseks Çalıştayı gibi bir şey yapabiliriz, bu çok verimli olabilir.
Bıraktığın yerle bitirelim: Sence interseksler Türkiye’de üniversiteli LGBTİ+ hareketinin yeterince konusu olabiliyor mu?
Henüz yeterince değil gördüğüm kadarıyla. Aslında bu konuda büyük bir potansiyel var gibi geliyor bana. Ben o kuşağa ait olmayan biri olarak, Z kuşağının bu konularda çok açık olduğunu gözlemliyorum. Umarım doğru gözlemliyorumdur.
Gençlere ulaşmak eskiye nazaran daha kolay. Üniversitelerdeki intersekslere ulaşabilmek, intersekslere zaman kazandırmak aslında. Birçok arkadaşım ve ben, daha genç yaşta kendimizi kabullenmek adına adımlar atabilseydik, çevremiz bizi destekleyebilseydi hayatımızda şu an daha ileri noktalarda olabilecektik, daha çok şey kazanabilecek ya da daha az şey kaybedecektik. Dolayısıyla gençlere ulaşabilmek çok önemli. O yüzden ÜniKuir’den de bu anlamda destek bekliyoruz.
Son olarak interseks aktivizminin destekçilerine, intersekslere ve diğer lubunyalara ne söylemek istersin?
“İnterseksler vardır” demek isterim öncelikle. İnterseks öznelere, yalnız değilsiniz yalnız kalmak zorunda da değilsiniz demek istiyorum. Utanacak bir şeyiniz yok, sizde bir yanlışlık yok. Birlikte olabiliriz ve dayanışma hayat kurtarır.
Toplumun geneli için söyleyebileceğim şu: Aslında bedensel otonomi sadece intersekslerin değil tüm toplumun problemi. Erkekler ve kadınlar da bundan mustarip. Kürtaj, askerlik, sünnet gibi bedensel otonomi ile ilgili tartışılacak pek çok şey var. Dolayısıyla intersekslerin kurtuluşu, diğer herkesin kurtuluşu anlamına gelecek. Bizim sorunlarımızın bir insan hakları meselesi olduğunu ve bütün toplumun meselesi olduğunu düşünüyoruz.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.