
Danıştay Başsavcılığı, fesih kararının iptali yönündeki görüşünü tekrarladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesi kararının iptali istemiyle açılan davalar bugün esastan Danıştay 10. Dairesi tarafından görüldü. 09:45’te başlayan ve Türkiye’nin pek çok farklı yerinden sivil toplum örgütü temsilcilerinin, hak savunucularının ve onlarca avukatın katıldığı duruşmada taraflar görüşlerini bildirdi. Danıştay Başsavcılığı, sözleşmenin fesih kararının iptali yönündeki görüşünü tekrarladı. Karar bekleniyor. Öte yandan davayı takip için Danıştay önüne gelenlere, duruşma görüldüğü sıralarda polis biber gazıyla saldırdı.
Kapak fotoğrafı: Dilara Açıkgöz / csgorselarsiv.org
Duruşma öncesinde hak savunucuları ve avukatlar Danıştay’ın önünde buluştu. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) adına yapılan basın açıklaması, “Kendini üstün görenlerin hukukuna karşı, hukukun üstünlüğü ilkesine sahip çıkmak için Danıştayız” diye başladı. Açıklamada Meclis’in iradesinin ve Anayasa’nın hiçe sayıldığını ve iradenin tek kişiye devredilemeyeceğinin altı yeniden çizildi.

Fotoğraf: @avtubatorunn
200’ü aşkın dava arasından, Ankara Barosu’nun da aralarında bulunduğu barolarla ve bireysel başvurularla birlikte toplamda 10 davacının dosyasının görüldüğü duruşma, 09:45’te başladı. Davayı Yılmaz Akçil başkanlığındaki beş kişilik Danıştay 10. Daire Heyeti gördü. Duruşmanın başında salondaki yüksek katılımı gören Danıştay Başkanı, “Herhalde böyle bir kalabalıkla Danıştay tarihinde bir ilke imza atacağız” yorumunda bulundu.
İlk sözü alan Şenal Sarıhan avukat cübbesini çıkardı, asil olarak beyanda bulunduğunu ve bu davanın "tarihi" olduğunu söyledi.
"İstanbul Sözleşmesi, kadınların, çocukların, LGBTİ+'ların onurunu koruyor. Biz yıllardır şiddete uğrayanların mücadelesini veriyoruz. Sözleşme, kadın hareketinin kazanımıydı. Sadece Türkiye'nin değil, bütün dünyanın kazanımıydı."
Duruşmanın başlamasından 20 dk sonra, polis saldırısı nedeniyle dava durdu. Duruşmanın görüldüğü sırada, davayı takip için Danıştay önüne gelenlere, polis biber gazıyla müdahale edildi. Dışarıdakilerin duruşma salonuna alınmasıyla mahkeme kaldığı yerden devam etti.
Sonrasında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Avukat Erinç Sağkan söz aldı ve uluslararası sözleşmelere ilişkin kararların Meclis’i bağladığını, Cumhurbaşkanın sözleşmelere dair yürütme yetkinin bu kapsamının dışında kaldığını söyledi:
“Çekilme kararının Meclis tarafından alınması anayasa gereğidir. 9 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında alınan çekilme kararı hukuka aykırıdır. Kararın dayanağı olan 9 Nolu Cumhurbaşkanlığının 3. Maddesi yoklukla sakattır. Ancak yarın bir başka uluslararası anlaşmadan yine aynı yöntemle çekilmesine neden olacağı için 9. Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin anayasaya aykırılık iddiasının ciddiye alınmasını öneriyorum.”
Ankara Barosu’ndan avukatlar, fesih kararının şiddet faili erkeklere yaradığını söyleyerek, İstanbul Sözleşmesi feshinden sonra öldürülen kadın ve LGBTİ+'lardan bahsetti: "Bu ülkede anıt sayaç diye bir şey var, öldürülen kadınlara oradan bakabilirsiniz."
Ankara Barosu LGBTİQ+ Hakları Merkezi Başkanı ve ÜniKuir Derneği avukatı Av. Seher Duygu Çildoğan, sözleşme feshinde LGBTİ+ların nasıl hedef gösterildiğini anlatırken alkış yükseldi. Başkan Akçil, "Alkışlamanıza karşı değilim ama tekrar düşmeyin zaman kaybı" diye sözünü kesti. Çildoğan, "Tekrar yapmıyorum, LGBTİ+'ların var oluşlarıyla ilgili konuşuyorum" cevabı verdi. Bunun üzerine alkışlar daha da güçlendi. Çildoğan, "Buradaki kararın iptal edilmesi gerekiyor çünkü nefret söylemleri artacak ve insanlar yok sayılmaya devam edecek" ifadeleriyle konuşmasını sürdürdü.
Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren sözü aldığında ise bir baro başkanı olarak şiddete karşı düzenlenen bir sözleşmeden çekilmemek için konuşma yapmak zorunda olduğu için utanç duyduğunu ifade etti:
“Bu kalabalık ve dayanışma çok güzel ama kaygı duymamız gerek. Biz ne zaman büyük salonlarla, çok fazla insanın katıldığı bir yargılama yaptık? Baskının arttığı, sıkıyönetim mahkemelerinde gördük. Bu açıdan bu tablodan kaygı duyması lazım çünkü demokrasiden uzaklaşmış oluyoruz.”
“Nahide Opuz’un öldürüldüğü topraklardan geliyoruz” diye söze başlayan Diyarbakır Barosundan Avukat Hatice Demir ise sözleşmenin feshiyle daha da şiddetlenen güvencesizlikten dem vurdu ve “’Kadına şiddet uygulama’ diyen hukuki metinlerden kim rahatsızlık duyar?” diye sordu.
Duruşmada beyan veren bir diğer avukat Candan Dumrul, Cumhurbaşkanı tarafından gerçekleştirilen feshinin meşrutiyetini sorgulan şu ifadelerle söz hakkını kullandı:
“Sayın heyet, öncelikle bu salonda siz dahil herkes maske takıyor. Oysaki Cumhurbaşkanı kapalı ortamda zorunluluğun kaldırıldığını söylemişti. Cumhurbaşkanı karar verdi diye bu doğru bir karar mı, değil. Neden takıyoruz çünkü hayatımıza sahip çıkıyoruz işte kadınlar da hayatlarına sahip çıkmak için burada. Bu sözleşmeden çekilme hukuka uygun görülecekse o zaman temel bir hukuk tartışması yürütülmesi gerekiyor.
(…) Sözleşmeden çekilmek maruz kaldığı şiddet nedeniyle yaşamak isteyen Nevin Yıldırım, Yasemin Çakal, Şule Çet yararına değildir, faillerin yararınadır. Biz kimleri temsil ediyoruz, hem ev içinde hem de kamu içinde şiddete uğrayan engelli kadınları, satılan Êzidî kadınları, Hande Kader’i temsil ediyoruz. Bu işlemin iptal edilmesini talep ediyoruz.”
Türkiye’nin pek çok farklı yerinden gelip duruşmada savunma veren pek çok avukatın ardından Cumhurbaşkanlığı avukatları beyanlarına başladı. Feshin kararnameyle hukuka uygun olarak gerçekleştirildiğini, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının, kadınların hayatını tehlikeye atmadığını iddia etti.
Duruşmanın sonunda Danıştay Savcısı, sözleşmenin fesih kararına ilişkin yürütmenin durdurulması ve kararın iptali yönünde görüş beyan etti. Alkışlarla karşılanan bu açıklamanın ardından heyet, kararın daha sonra açıklanacağını bildirerek duruşmayı sonlandırdı.
İstanbul Sözleşmesi'nin fehsedilmesi kararına karşı birçok dava açılmış; Ancak Danıştay 10. Dairesi bu davaları başta reddetmişti. Fakat, süreç içerisinde yeni başvurular gelmeye devam etti ve iptal talepleri dava konusu oldu.
İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının iptaline ilişkin davada Danıştay Başsavcılığı Mart ayında görüşünü bildirmiş ve İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmeden ancak TBMM'de kabul edilecek yeni bir yasayla çıkılabileceğini kaydetmişti.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.