
27 Mart-7 Nisan tarihleri arası Meclis'in LGBTİ+ gündeminde neler vardı?
Seçim sebebiyle Meclis çalışmalarını durdurdu ve böylece Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 27'nci dönem 6'ncı yasama yılı faaliyetleri tamamlanmış oldu. 7 Nisan’da son mesaisini yapan TBMM, 14 Mayıs seçimlerinin YSK tarafından kesin olarak açıklanmasından 3 gün sonra açılacak.
Neredeyse takvimin her bir yaprağında LGBTİ+’lara yönelik nefret söyleminin bulunabileceği bir yasama yılının son haftasında, bu kez LGBTİ+’lar sadece mücadele ettikleri zorluklar, hak talepleri ve çözüm önerileriyle anıldı.
Bu hafta HDP’den üç milletvekili genel kurul ve önergelerde LGBTİ+’lara yer verdi. Ayrıca CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ilk imzacı olduğu Türkiye Afet Yönetim Kanunu Teklifi’nde afetlerde gözetilmesi gereken noktalardan birinin cinsel yönelim olduğunun altı çizildi.
29 Mart, Meclis Araştırma Önergesi
HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay’ın kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin engellenmesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılması için çözüm önerileri geliştirilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinde “Hükümetin erkek egemenliğinden ve neoliberal politikalarından beslenen kadın düşmanı politikaları kadını ev içine hapsetmekte, kadın cinayetleri, trans cinayetleri, LGBTİ+’lara yönelik nefret suçları artarak devam etmektedir.” ifadelerine yer verildi.
4 Nisan, Genel Kurul
14 Mayıs’taki milletvekilleri seçimlerinde Yeşiller ve Sol Gelecek Parti (Yeşil Sol Parti) çatısı altında aday çıkaracak HDP’nin İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, partinin beyannamesinin İzmir’de trans cinayetinde yitirilen Ecem’e de adandığını söyledi:
“Yeşil Sol Parti seçim beyannamesi, yaşam alanları çadır kentlerin yanına moloz dökülen, asbest ve zehirli atıklara maruz bırakılan bu depremzedelerin ‘Enkazda ölmedik, molozlardan öleceğiz.’ diyenlerin ‘Helalleşmek yok, affetmek yok.’ diyen Samandağlı kadınların beyannamesidir. Bursa’da 21 plakalı aracın içindeki Kürt yurttaşın beyannamesidir, linç edilmek istenen Kürt yurttaşın beyannamesidir. Yargısız infaz edilerek birkaç gün önce sırtından vurulan 3 çocuk babası Mikail Ekinci ve 28 yaşındaki hamile eşinin beyannamesidir. Tahir Elçi’nin, Hrant Dink’in beyannamesidir. Kadın cinayetlerinde yaşamını yitiren Pınar Gültekinlerin, Gülistan Dokuların, Nadira Kadirovaların beyannamesidir. İzmir Alsancak’ta boğazı kesilerek katledilen trans birey Ecem’in beyannamesidir. Zindanları dolduran siyasi tutsakların, kadınların, çocukların, hasta tutsakların beyannamesidir."
4 Nisan, Genel Kurul
HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu:
“Hâkim ve savcılara yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi zorunlu olacak. Erkek adaleti değil, gerçek adaleti sağlamak esas amacımız olacak. Kadınların tek sorunu istihdama katılamamak değil, çalışan kadınların birçoğu kayıt dışı işlerde çalışıyor. Kadınlar güvenceli işlerde ve insani koşullarda çalışabilecek. 8 Mart artık ve kesinlikle resmî bir tatil olacak. Ayrıca, ev içi emek sömürüsüne karşı kadınlara sosyal güvence ve emeklilik hakkı tanıyacağız. Eşi hayatını kaybeden kadınlara sunulan sosyal destekten boşanmış ya da eşi cezaevine girmiş kadınlar da faydalanabilecek. Göçmen kadınlara yapılan her türlü saldırı ve şiddete karşı ağır cezai yaptırımlar olacak. Nadira Kadirova, Yeldana Kaharman ve Gabonlu Ibouanga’nın ölümleri şüpheli olmayacak ve ölmeyecekler, bu ülkede güven içinde yaşayacaklar.
Hakaret, ötekileştirme ve nefret suçu anlamına gelebilecek sözcük, deyim ve ata sözlerinin dilden, söylemden çıkarılması için mücadele edeceğiz. LGBTİ+’ların ihtiyaç amaçlı sağlık hizmetleri harcamaları da kamu tarafından karşılanacak. Engelli yurttaşların farklılıklarının toplumsal kabulü için yeni engellilik kültürü geliştirecek, sağlamcılık politikalarına son vereceğiz. Her engelli bireye asgari ücrete eş değer temel yurttaşlık geliri ödenecek, engelliler için erişilebilir kentler inşa edeceğiz. Çocuklar geleceğin projesi değil, bugünün hak sahipleri ve toplumsal öznesi olacaklar. Çocuklar arasındaki ana dil, kimlik, kültür, inanç, cinsiyet, beden farklılıklarına yönelik ayrımcılığı ortadan kaldıracak temel ihtiyaçlarını kamu bütçesinden karşılayacağız.”
6 Nisan, Kanun Teklifi
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk imzacısı olduğu Türkiye Afet Yönetim Kanunu Teklifi’nde yer alan “genel ilkeler” başlığı altında ayrımcılık yapmama ilkesi yer alıyor ve gerekçesinde “İkinci genel ilke, ‘ayrımcılık yapmama’dır. Uluslararası insan hakları standartları ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 10. maddesi uyannca, afetlerin azaltılması ve önlenmesi sırasında ve yine yardımların hazırlanması ve dağıtımı esnasında temel haklardan yararlanmanın; cinsiyet, toplumsal cinsiyet, renk, dil, din, siyasal veya her türlü farklı kanaat, ulusal veya sosyal köken, bir azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak hiçbir ayrım yapılmaksızın ve etkilenen topluluklar arasında ve içinde herhangi bir kayırma yapılmaksızın, yalnızca gerçek ihtiyaçlar temelinde gerçekleştirileceği ve sağlanacağı öngörülmüştür. İlke, sınırlı sayıda düzenlemediği olası ayrımcılık sebeplerine ilişkin olarak son derece geniş bir katalog öngörmüştür.” ifadelerine yer veriliyor.
Ayrıca kanun teklifinin “Tanımlar” bölümünde "Geçici Özel Önlem Alınması Gereken Gruplar" tanımlanmış ve bu tanımın gerekçesinde “pozitif ayrımcılık gereklerine uygun şekilde; yaş, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik, sağlık, yoksulluk ve benzeri özellikleri ya da koşulları nedeniyle afetlerden toplumdaki diğer gruplara kıyasla daha fazla olumsuz etkilenme ihtimali olan, temel hak ve özgürlüklerinden tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında yararlanabilmeleri için özel önlemler alınması gereken gruplar ifade edilmiştir” denilmektedir.
6 Nisan, Genel Kurul
HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’ün verdiği soru önergesinde, barınma sorununun yanı sıra saldırıların hedefinde kalan ancak başvurduğu yasal yollardan sonuç alamayan trans kadın Ajda Ender’e açılan dava Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a soruldu:
“İstanbul'da yaşayan trans kadın Ajda Ender uzun yıllardır komşuları tarafından tehdit edilmekte ve transfobik saldırılara maruz kalmaktadır. Bu süreçte devam eden saldırılara karşı Ajda Ender’in komşuları hakkında açtığı davada savcılık tarafından takipsizlik kararı verilmiştir. Daha sonra sırf transfobik saldırıları savcılığa bildirdiği için hakkında haksız ithamlarla yapılan şikâyet sonucu dava açılmıştır.
1. Trans kadın Ajda Ender’e yönelik saldırıların uzun yıllardır devam ettiği biliniyorken bu saldırılara karşı açtığı davaya ilişkin takipsizlik kararı verilmesi yaşam hakkına yönelik tehdit değil midir?
2. Saldırıya uğramasına ve daha önce kendi evine girmesi dahi engellenmesine rağmen Ajda Ender’e yönelik hangi gerekçeyle dava açılmıştır?
3. Ajda Ender’in yıllardır maruz kaldığı saldırılara karşı geçmişte Bakanlığınızın almış olduğu önlemler olmuş mudur? Söz konusu saldırıların tekrar yaşanmaması için alacağınız önlemler nelerdir?
4. Türkiye’de transfobi ve homofobi yaygın olmasına rağmen gerçek anlamda ceza hukukunda karşılığı olmayan politik suçlardır. ‘Cinsiyet kimliği’ ve ‘cinsel yönelim’ temelli nefret suçlarına ilişkin caydırıcı hukuki düzenlemeler yapılacak mıdır?”
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.