
“Bir sivil polis yanıma gelip adımla seslendi. ‘Seni Pride’dan sonra tanıyoruz’ dedi. Bu açık bir fişlemeydi.”
Bu haber içeriği, ÜniKuir gönüllüsü İbrahim Türk tarafından oluşturulmuştur.
Güvenlik Notu - Bu Haberde Gerçek İsimler Kullanılmamıştır
Türk-Alman Üniversitesi LGBTIQ+ Dayanışma Topluluğu (TAÜ Queer) üyeleri, son aylarda maruz kaldıkları homofobik saldırılar, çevrim içi linç, sivil polis takibi ve fişlenme riski nedeniyle bu haberde gerçek kimlikleriyle yer almayı reddetti.
Bu nedenle UniKuir’e röportaj veren iki öğrenci Lavender ve Sedef takma adlarını kullanıyor..
Genç öğrencilerin kendi üniversitelerinde dahi güvenlik kaygısıyla isimlerini saklamak zorunda kalması, yaşanan sürecin ağırlığını açıkça ortaya koyuyor.
WhatsApp Grubunda Başlayan Linç, Kampüste Polis Ablukasına ve Fişlemeye Uzandı
Türk-Alman Üniversitesi’nde yeni öğrenciler için her yıl kurulan “girişliler” WhatsApp grubu, bu yıl okulun son dönemlerde gördüğü en örgütlü homofobi dalgalarından birine sahne oldu. TAÜ Queer’in tanışma toplantısı duyurusunun paylaşılmasıyla birlikte başlayan saldırılar, kısa sürede dijital zorbalıktan kampüs içi polis takibine uzanan bir baskı rejimine dönüştü.
Lavender’ın ifadesine göre, yıllardır sorun yaşanmayan bu grup, bu kez “bir anda homofobinin açıkça serbest bırakıldığı bir arenaya” dönüştü.
Dijital Bir Grupta Başlayan Saldırı, Onlarca Öğrencinin Katıldığı Bir Linçe Dönüştü
TAÜ Queer’in duyurusunun ardından grupta alaycı, küçümseyici ve açık homofobik mesajlar hızla çoğaldı. Topluluk ilkeleri, linç malzemesine çevrildi; öğrencilerin kimlikleri ve varoluşları aşağılandı. Normalde küçük kapalı erkek gruplarında görülen nefret söylemi, ilk kez bu kadar görünür biçimde ana gruba taşınmıştı.
Homofobi yalnızca TAÜ Queer’i hedef almakla kalmadı; okulun ana öğrenci topluluğu başkanı da photoshoplanmış görsellerle itibarsızlaştırıldı. Bu görseller, eleştiriden çok nefretin “mizah” adı altında yayılmasına hizmet etti.
Homofobi İçin Yeni Grup Kuruldu
Ana gruptan bazı öğrencilerin çıkarılmasının ardından, saldırgan söylemleriyle öne çıkan kişiler tarafından yeni bir 25’liler grubu açıldı. Kısa sürede yüzlerce kişi bu gruba katıldı ve homofobi burada daha da örgütlü bir hâl aldı.
Sedef’in aktardığına göre, yeni grupta nefret söylemi yalnızca korunmadı, “ifade özgürlüğü” etiketiyle meşrulaştırılmaya çalışıldı.
Sedef: “Bazıları açıkça ‘homofobiğiz ve bu çok normal’ diyordu. Grupta dışlayıcı ve kutuplaştırıcı ifadeler, normal bir sohbet tonuymuş gibi dolaşıyordu.”
Özürler Geldi Ama Samimiyet Tartışmalı
Okulun çeşitli kulüplerinin yayımladığı ortak bildiri, kampüste ciddi bir tavır değişikliği yarattı. Kariyer, sosyal bilimler ve mühendislik kulüplerinden gelen destek, linçe katılan öğrencilerin sosyal açıdan izole olabileceği hissini doğurdu.
Bunun sonucunda bir “özür furyası” başladı. Ancak Lavender, bu özürlerin çoğunun baskının değil, “cancel edilme korkusunun” ürünü olduğunu vurguluyor.
Lavender: “Özürler, homofobiyi sorgulayan bir yerden değil; sosyal güç kaybetme korkusundan geliyordu.”
Vegan Pikniğe Polis Müdahalesi
En çarpıcı olaylardan biri, TAÜ Queer ve Vegan Topluluğu’nun düzenlemek istediği piknikte yaşandı.
Öğrenciler yanlarında yalnızca yiyecekleri varken, 6 gözaltı aracı ve 60–70 polisle karşı karşıya kaldı. Kamera ve telefonlarla sürekli kayda alınan öğrenciler, herhangi bir slogan atmadan, bayrak taşımadan oturdukları hâlde “LGBTİ propagandası yapamayacakları” konusunda uyarıldı.
Sedef, o gün yaşananları “sıradan bir pikniğin kriminalize edilmesi” olarak tanımlıyor.
Lavender ise, “Bir sivil polis yanıma gelip adımla seslendi. ‘Seni Pride’dan sonra tanıyoruz’ dedi. Bu açık bir fişlemeydi.” diyerek anlattı.
Polisin “Burası Beykoz, halk güvenli değil; sizi koruyoruz” açıklaması ise öğrenciler tarafından baskıyı normalleştirmek için kullanılan bir kılıf olarak değerlendirildi.
Etkinlikler Gizlice Yapılıyor
Sınav döneminin başlamasıyla kampüs daha sakin görünse de, öğrenciler üzerindeki baskı hâlâ hissedilir durumda. TAÜ Queer etkinliklerini duyururken güvenlik nedeniyle konumları son anda paylaşıyor, etkinlikler sınırlı sayıda kişiye iletiliyor.
Lavender, bu durumu, “Sanki yasadışı bir örgütmüşüz gibi davranmak zorunda bırakılıyoruz. Biz sadece dayanışıyoruz.” şeklinde özetledi.
“Buradayız, Gitmiyoruz”
Kimliklerini gizlemek zorunda kalan genç öğrenciler, tüm baskıya rağmen kampüsten çekilmiyor. Yaşanan nefret dalgası, onları sessizleştirmemiş; tam tersine daha güçlü bir dayanışma ihtiyacını görünür kılmış.
Haberi kapatırken söylenen cümle her şeyi özetliyor, “Biz bu okulun da bu ülkenin de parçasıyız. Baskı ve fişleme bizi buradan silemez.”