
Gazeteci ve LGBTİ+ hak savunucusu Yıldız Tar: ‘Tutuklamalar gözdağı ama LGBTİ+ hareketi her baskıdan güçlenerek çıktı, dayanışma yaşam kurtarır.
Beyazıt'ta yıkılan korku duvarının ötesinde, hepimiz için adil ve özgür bir Türkiye için söz alan Enes, 5 Ağustos'tan beri tutuklu yargılanıyor. 19 Marttan beri Türkiyeli gençler demokratik hakları için mücadele etmekten de bedel ödemekten de geri durmuyorlar. Her şeyin, baskıya ve direnmeye dair, bir arada ve birikerek ilerlediği bu tarihsel bağlamda, sorularımızla hak savunucularının, gazetecilerin ve akademisyenlerin kapısını çaldık.
Bu serinin ilk röportajını ÜniKuir gönüllüsü Ezel, Yıldız Tar'la gerçekleştirdi.
Ezel: Bize, özgürlük isteyen gençlere, kendinizi nasıl tanıtırsınız?
Yıldız Tar: Yıldız Tar ben, Yaklaşık 13 yıldır gazeteciyim. 2009’dan beri de LGBTİ+ hareketindeyim. LGBTİ+ hakları için mücadele ediyorum. Gazetecilikte daha çok insan hakları ve siyaset haberleri yaptım, yapmaya devam ediyorum.
Ezel: Enes'in tutuklandığını duyduğunuz an, hem bir gazeteci hem de bir hak savunucusu olarak zihninizden geçen ilk düşünce neydi, neler hissettiniz?
Yıldız Tar: Maalesef şaşırmadım. Şaşırmamam bence zaten içinde bulunduğumuz durumu çok iyi özetliyor. Çünkü özellikle son yıllarda hem LGBTİ+’lara, LGBTİ+ hareketine dönük muazzam bir saldırı var hem de sadece LGBTİ+ hareketlerine değil ifade ve özgürlüğünü kullanan herkese dönük davalar, gözaltılar, tutuklamalar yaşanıyor ve yaşanmaya devam ediyor. Ben Enes Avrupa Konseyi’ndeki konuşmasını yaptığında cezaevindeydim, Silivri'deydim ve konuşmadan haberim olamadı. Çünkü televizyonlara yansımamıştı. Ardından avukatlarım bilgi vermişti. Çıktığımda da konuşmasını izleyemedim koşturmaktan. Enes tutuklandığında ilk yaptığım iş dönüp konuşmasına bakmak oldu.
O konuşmasını izlediğimde hem tutuklamanın neden hukuksuz olduğunu hem de neden tutuklandığını anladım. Neden tutuklandı? Çünkü ülkede olan biten insan hakları ihlallerini gündeme getirdiği için tutuklandı. Türkiye'de insan hakları ihlallerini, barışçıl gösterilere dönük polis şiddetini, işkenceyi gündeme getiren herkese dönük bir baskının son ayağı olmuş oldu Enes'in tutuklanması.
Ezel: Enes'in tutuklanmasına sebep olan şey, konsey toplantısında yaptığı konuşmanın sosyal medyada dolaşıma girerek Türkiyeli izleyici ile buluşması esasında. Bu bağlamda ifade özgürlüğü ve Türkiye'de medya hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Yıldız Tar: İfade özgürlüğünü kısıtlayan en önemli aktör devlet ise maalesef ki ikinci önemli aktör şu anda medya ve sanal medyaya dönüştü. Medyanın önemli bir bölümü çok uzun yıllardır sahiplik ilişkilerine baktığımızda neredeyse %90'ının hükümete yakın şirketler tarafından finanse edildiğini, sahiplerinin onlar olduğunu görüyoruz. Alternatif medya diyebileceğimiz medyada ise kronik sorunlar devam ediyor. Kaynak yetersizliğinden tutun. Politik olarak da yayın çizgisi olarak da hakları ihlal edilen kesimlerin gündemlerini taşımayan bir yayıncılık anlayışı hakim alternatif medyada. Şu anda şöyle bir düzenek var devrede. Bazen hükümet medyaya bazen de medya hükümete direktif veriyor, karşılıklı olarak bir operasyon yürüten aygıta dönüştüler. eşruiyet sağlama aracı olarak da sanal medyayı çok yaygın olarak kullanıyorlar. Bunlar organik izleyici tepkileri değil, bunlar belirli merkezlerden planlanan çeşitli telegram ve whatsapp gruplarından planlanan birer operasyon. Ve böyle bir operasyon çekildiğini görüyoruz biz Enes’e de daha önceki örneklerde de olduğu gibi.
Bundan birkaç yıl önce bir dijital şiddet araştırması yapmıştık. LGBTİ+’lara dijital şiddet ve bunun boyutunun ne olduğuna bakmaya çalışmıştık. Araştırmanın en çarpıcı sonucu Türkiye'deki her 10 LGBTİ+ kişiden 9'u internete girdiğinde dijital şiddete maruz bırakılıyor. Nefret söylemiyle karşılaşıyor, hedef alınıyor, kimliğinin ifşa edilmesiyle tehdit ediliyor, kimliği ifşa ediliyor, özel hayatının gizliliği ihlal ediliyor. Bunun sıklığına baktığımızda ise önemli bir bölümünün neredeyse her gün buna maruz kaldığını görmüştük. Haliyle internette LGBTİ+’lara karşı dijital şiddet meselesi de çok yakıcı bir sorun.
Enes’in burada sadece bir hak savunmacısı olarak yaptığı konuşmanın dışında LGBTİ+ haklarını savunduğu için de hedef alındığını görüyoruz. Buradan vuruluyor. Zaten LGBTİ+ karşılıklı sadece sizin LGBTİ+’larla ilgili yaptığınız iş üzerinden ya da bir LGBTİ+ politikası üzerinden hedef alınmanızın yanı sıra aynı zamanda sizin başka herhangi bir konuda da bir hakları savunduğunuzda, siyaset yaptığınızda, gazetecilik yaptığınızda, herhangi bir şey yaptığınızda LGBTİ+ artı kimliğinizin önünüze ya engel olarak çıkartılması. Yani en ufak bir fırsat bulunduğunda mevzu yine LGBTİ+’lara ve mevzu yine kimliğinize geliyor. Enes'in de yaşadığı buydu. Enes özetlersek hükümet medyası ve onların teşvikiyle sanal medyadaki çeşitli troll orduları tarafından hedef haline getirildi.
Ezel: Türkiyeli LGBTİ+ aktivistlerin ve hak savunucularının yargılama ve tutukluluk deneyimlerine medyanın yaklaşımı konusunda fikrinizi alabilir miyiz?
Yıldız Tar: Yani ana akım medya dediğim gibi yaygın medya daha doğrusu hükümet medyası tutuklanmamız için elinden gelen her şeyi yapıyor. Yani ben mesela sonradan gördüm, tutuklandığımın ertesi günü gazetelerde “Sonunda düğmeye basıldı. Kaos'a operasyon geldi” falan gibi benim fotoğraflarımla hedef göstermişler. Ve bu çok rutin bir şey artık. Maalesef ki çok rutin bir şeye dönüştü. Yani özellikle medyanın buradaki rolü hukuksuzluğu meşrulaştırmanın da ötesine geçen hukuksuzluğa davet eden bir yerde duruyor. Yani hukuku askıya alın diye direktif veriyor.Kimin tutuklanacağına dair, kimin başına ne geleceğine dair meseleleri biz medyada görüyoruz. Ve burada o kadar bir iktidarla ilişki var ki bazı davalarda mesela tutuklama kararını avukatlardan önce gazeteler yazmış oluyor. Hükümet medyası gazetelere yazıyor. Yani siz orada bekliyorsunuz tutuklanacak mısınız tutuklanmayacak mısınız avukat bekliyor. Birden avukatların hepsi telefonlarını açıp “Yeni Şafak’a düşmüş tutuklu listesi” deyip oradan öğreniyorsunuz tutuklandığımızı. Bu bile meselenin ne kadar iç içe geçtiğini gösteren bir örnek.
Ezel: Geçtiğimiz aylarda HDK operasyonu kapsamında tutuklu geçirdiğiniz günlerde haberlere ve gündeme erişim konusunda kaynaklarınız nelerdi?
Yıldız Tar: Tabi cezaevinde çok kısıtlı. Yani televizyonda sadece belli kanalları izleyebiliyorsunuz. Gazete belli gazeteler geliyor. İnternet erişiminiz zaten yok. Avukatlar ve ziyaretçiler de olmasa dış dünyadan hiç haberiniz olmayacak. Ve cezaevinde bütün bunları elde edebilmek de bunlara bile ulaşabilmek de hep bir mücadele sonucunda oluşuyor. Yani cezaevleri artık Türkiye'de LGBTİ+ haklarını savunan kişiler açısından belki çok yeni bir deneyim gibi gözüküyor ama daha önce de çeşitli vesilelerle kısa süreliğe dolayı tutuklanan arkadaşlarımız olmuştu. Ama bu yoğunlukta ilk kez olduğunu söyleyebiliriz. Yani bahsettiğiniz HDK operasyonunda ben ve Erkin'in tutuklanmasının yanı sıra. Ardından yine biz cezaevindeyken 19 Mart protestoları sırasında çok fazla LGBTİ+ aktivistinin tutuklandığına hedef haline getirildiğine şahit olduk. Şimdi Enes'in tutukluluğu söz konusu. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nde bu sene ilk kez 3 kişi tutuklandı. Ve yürüyüşe katılma şüpheleri, katılma ihtimalleri üzerinden tutuklanmışlardı. Bir kişi doğannur daha erken olmak üzere 3'ü de geçtiğimiz hafta özgürlüğüne kavuşmuş oldular. Ama bu şunu da gösteriyor: Önümüzdeki dönemde tutuklama sopasını devlet LGBTİ+’lara karşı daha sık kullanacak. Ama şunu söylemek lazım: Böyle bir korku iklimi yaratmak için yapılıyor. Bu bir gözdağı vermek için yapılıyor. Ve bu işe de yaramıyor. Çünkü LGBTİ+ 2015'ten beri zulmün her türlüsüne bir şekilde karşılaştık. Ve her türlüsünden daha da güçlenerek çıkmayı bildik. Ben LGBTİ+ hareketine de bu açıdan güveniyorum. Buradan da bu baskılardan ve tutuklama dalgasından da çok daha güçlü bir şekilde çıkmayı başarabilecek deneyim ve birikimi var LGBTİ+ hareketinin. Ve bu deneyim ve birikimle umutsuzluğa da yer olmadığını düşünüyorum. Yani şunu biliyoruz: Bu memlekette bu coğrafyada cezaevleri eşitlik, özgürlük ve adaleti savunan herkesin maalesef ki ikinci yuvası oldu. Ama bu eşitlik, özgürlük ve adalet düşünü ve ihtimalini yok edemedi.
Ezel: Bitirirken Enes'i ve yargılanan, tutuklanan arkadaşlarını bekleyen gençlere ne söylemek istersiniz?
Yıldız Tar: Özellikle gençler açısından hükümetin ve devletin temel stratejisi tutuklayarak yıldırmak. Özellikle bu tarz zor zamanlarda dayanışma, hep beraber dayanışma yaşam kurtaran bir meseleye dönüşüyor. Ve bunu hatırlamaya ihtiyacımız olduğu fikrindeyim. Ve özellikle içerideki gençlerin sesini dışarıya ulaştırabilmek, onların içeride yalnız kalmamasını sağlamak için dışarıda olan bizlerin her birine sorumluluk düşüyor.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.