
Sebahat Tuncel: Temsil eksik olsa da masadan kadınlar, LGBTİ+’lar, emek ve köylüler için özgürlük lehine bir toplumsal sözleşme çıkmalı.
Enes'e özgürlük, gençlere özgürlük diyerek yola çıktığımız serinin yedinci röportajını ÜniKuir gönüllüsü İris, Kürt kadın siyasetçi Sebahat Tuncel ile gerçekleştirdi.
Özgürlükten, eşitlikten ve barıştan yana LGBTi+'lar olarak, toplumsal barışın, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde bir kez daha hatırlatıyoruz: toplumsal barış, LGBTİ+'larn talepleri göz ard edilmeden, kapsayıcı ve eşitlikçi bir yaklaşımla mümkün olabilir.
"Gençlerin cezaevlerine degil özgürlük alanlarına ihtiyaç var. Özgürlük alanlarının yaratılmasına ya da gençliğin kendisine güvenli alanlar yaratması, gençliğin barış mücadelesine sahip çıkmasını sağlayabilir. Gençler için, halklar ve kadınlar için özgür bir gelecek istiyorsak, eşit, özgür ve adil bir gelecek için de gençliğin örgütlenmesi için de sürecinin toplumun, halkların lehine gelişmesi için de mücadele etmeliyiz." diyen Tuncel'i dinliyoruz.
#EneseÖzgürlük #Freedom4Enes #Yaşasın1Eylül #Biji1éilonê #Barış #Aşitı
İris: Öncelikle bizimle buluşmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Bize, özgürlük isteyen gençlere, kendinizi nasıl tanıtırsınız?
Sebahat Tuncel: Özgürlük isteyen gençlere ya da özgürlük isteyen kadınlara kendimi, özgürlük için mücadele eden, yaşamı özgür kılmak ve özgür bir yaşam için mücadele eden biri olarak tanıtabilirim (gülümsüyor).
İris: Enes’in Avrupa Parlementosu’nda yaptığı konuşmadan nasıl haberdar oldunuz? Ve tutukluluğunu bu bağlamda nasıl değerlendirirsiniz?
Sebahat Tuncel: Basın aracılığıyla haberdar oldum. Politik bir çevrede mücadele edince doğal olarak haberdar oluyorsunuz bu konulardan. Gençliğin siyasete katılımı konusunda pek çok engelin olduğunu biliyoruz. Erkek egemen kapitalist bir dünyada yaşıyoruz, bu sistem içinde kadınların gençlerin özgür bir siyaset yapması zor. Siyaset toplum dışında elit bir grubun işi gibi görülüyor. Türkiye’de siyaseti daha çok parlamentoya sıkıştıran, parlamenter siyaseti dayatan bir yaklaşım söz konusu. Kadınlar da gençler de kendisine çok fazla yer bulamıyor. LGBTİ+’ların yer bulması çok daha zor tabi.
Politik görüşleri nedeniyle ve resmi bir ortamda, kamuoyuna yapılmış bir açıklama nedeniyle birinin tutuklanması kabul edilemez, bu net. Kim olduğundan bağımsız olarak, düşünce ifade özgürlüğü bağlamında ve itiraz etme hakkı bağlamında ele alınması gereken bir durumdan söz ediyoruz. Bir otoriteye ya da siyasi iktidara yönelik bir eleştiri yaptı diye gözaltına alınmak, tutuklanmak ya da baskı altına alınmanın kendisi kabul edilemez. İlkesel bir mesele bu bizim açımızdan. Düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, siyaset yapma özgürlüğü ve eylem özgürlüğünü savunan bir siyasetçi olarak da bunu kabul etmek mümkün değil.
İris: Ertuğrul Kürkçü ile Halkları Demokratik Partisi’nin eş genel başkanlığını yürüttüğünüz dönemde, partinizin LGBTİ+ politikasının belirleyenleri nelerdi?
Sebahat Tuncel: Biz Halkların Demokratik Kongresi ve onun içerisinden çıkan Halkların Demokratik Partisi'nin kuruluş sürecinde, bu sistemden, erkek egemen kapitalist sistemden rahatsız olan bütün toplumsal kesimleri, kimlikleri, inançları kapsayacak, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşamı inşa edecek bir perspektifle hareket ettik. Çeşitli toplumsal, siyasal ve sosyal çevrelerle, LGBTİ+’ların kurumlarıyla tartışmalar yürüttük. Halkların Demokratik Kongresi o süreçte yeni bir yaşam iddiasını ortaya koydu. Onun içerisinden çıkan parti olarak HDP de öyle. O dönem bu yeni yaşam iddiasına sahip çıkan herkesin bu çalışma içerisinde olması gerekiyordu, bu doğrultuda çalışmalar yürüttük. Davetimize o dönem çok geniş bir kesim katılım gösterdi. Aslında biz bunun siyasal sonucunu da 2015, seçimlerinde gördük.
7 Haziran seçimlerinde %13 oy potansiyelinin toplumsal bir karşılığı olduğunu gördük. İktidarın HDP'ye yönelik baskı politikasının altında yatan şey biraz da bu. Yani HDP eş başkanlarına, milletvekillerine yönelik operasyonlar, tutuklamalar, HDP’nin kapatılma davası… Tüm bunlar, HDP’nin çok geniş bir toplumsal kesimi kapsaması ve bu kapsayıcılığın Türkiye halkları için demokratik bir hayatın imkanını görünür kılması ile ilgili. Tabii LGBTİ+ konusu Türkiye'de az konuşulan bir mesele ve “sorun” olarak gündeme getirilen bir konu. Halbuki LGBTİ+ varlığı ve mücadelesi, ötekileştirici, ayrıştırıcı, yaşamın dışına iten politikalara itirazla birlikte, en temel yaşam hakkı, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı bağlamında düşünülmesi gereken bir konu. Biz siyasetin ikili cinsiyet rejiminde sadece kadınlar ve erkekler açısından değil, ikili cinsiyet rejimi ötesinde ve toplumun her kesimi için bir hak olduğu gerçeğini o süreçte tartışıyorduk. Temel insan hakları herkes içindir. Düşünce ifade özgürlüğü herkes içindir.
İris: Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıktığı günden bugüne, kadın hareketi ile LGBTİ+ hareketi arasındaki ilişkiye dair gözlemleriniz nelerdir?
Sebahat Tuncel: İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldığı süreçte ben cezaevindeydim. Sizler gibi gözlemleme şansım olmadı. Ancak şunu söyleyebilirim. 2015 sürecinden sonra Türkiye'nin siyasetinin otoriterleşmesi, erkek egemen zihniyetin gündelik tezahürlerin yaygınlaşmasına ve cinsiyetçi milliyetçi politikaların toplumsal hayattaki etkilerinin derinleşmesine yol açtı. Bu kadın hareketini de zayıflattı. Kürt kadın hareketine yönelik devlet baskısı, Kürt siyasetçi ve kadın siyasetçilerin gözaltına alınıp tutuklanması diğerlerine de bir göz dağıydı aslında. Yani sadece Kürt kadın hareketini hedef alan bir siyasetten söz etmiyoruz. Türkiye'nin içerisine girdiği otoriter ve cinsiyetçi girdap, dinin siyasallaşması, herkesin hayatını etkiledi. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasını da bu bağlamda düşünüyorum. Son kertede kadın-erkek eşitliğini esas almayan bir iktidar perspektifinin ürünü. Geleneksel erkekliği ve kadınlığı sürdürmek isteyen ve kadını “aile” içerisine kapatan politikanın da yansıması. Bütün bunlar kadın örgütlerini etkilemenin yanı sıra kadın örgütlerinin LGBTİ+’larla da ilişkilerini etkilemiş olabilir. Kadın ve LGBTİ+ örgütleri, muhafazakarlığın ve erkek egemenliğin kamusallaşmasını daha derin deneyimlemiş gibi geliyor bana. Söylemek istediğim, kadınları ve LGBTİ+’ları hedef alan baskı ve saldırının derinleşmesinin arkasında iktidarla sınırlı kalan bir politikadan değil, iktidarın politikasını toplumun yeniden üretmesinden söz ediyoruz. Bir kez daha yineliyorum, tutukluluğum sebebiyle gözlemlerin sınırlı. Ancak çıktığımda bunu, yani bu zayıflama halini gördüm. Bugün kadınlar tüm bunları yeniden tartışıyor, tüm toplumsal kesimler güncel barış süreciyle birlikte bir nefes aldı. Yeniden bir arada, geçtiğimiz 10 yıllık süreci değerlendiriyor, birlikte neler yapılabilir tartışıyorlar.
İris: Bugün mecliste kurulan komisyonda LGBTİ+ temsiliyeti konusunda bir çabadan söz edebiliyoruz. LGBTİ+’ların hakları, görünürlükleri ve taleplerinin Türkiye’nin barış ve demokrasi iklimine katkısını nasıl görüyorsunuz?
Sebahat Tuncel: Mecliste kurulan komisyonun esas görevi Türkiye'de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü konusunda gerekli hukuki ve siyasi adımların atması, yani demokratik siyaset alanının genişletilmesi. Orası tüm toplumsal sorunların çözüleceği bir yer değil ama Kürt sorununun çatışma zemininden çıkartılması aynı zamanda Türkiye'nin demokratikleşmesiyle doğrudan bağlantılı. Ve demokratikleşme ancak bütün kimliklerin kendisini örgütleyebileceği, var edebileceği bir düzlemde mümkün. Esasında kadınların da işçilerin de başka toplumsal kesimlerin de o masada yeterince temsil edilmediğinden söz edebiliriz. Bu koşullarda elzem olan, o masada bütün toplumsal kesimlerin temsil edilemediği durumda dahi, o buluşmadan kadınlar lehine, LGBTİ+’lar lehine, işçi sınıfı lehine, köylüler lehine, özgürlükler lehine bir toplumsal sözleşmenin çıkmasını sağlamak. Bu konuda biz kadın örgütleri olarak, TJA olarak çalışmalar yürütüyoruz. Barışa İhtiyacım Var İnisiyatifi de bu konuda kendi taleplerini görünür kılmak istiyor. O masada barış, eşitlik, özgürlük, demokrasi taleplerinin görünür kılınması, aslında kadın örgütlerinin, LGBTİ+’ların, işçi sınıfının taleplerinin görünür kılınması ve o masanın bir parçası haline getirilmesiyle mümkün. Ama dediğim gibi, bu komisyonun görevi bütün toplumsal sorunları çözmek değil. Ve bu, hepimizin bildiği üzere bir süreç tabii. Ve Kürt sorununun savaş ve çatışma zemininden çıkması Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından önemli bir konu.
İris: Bize ayırdığınız zaman için çok teşekkür ederiz. Bitirirken Enes'i ve yargılanan, tutuklanan arkadaşlarını bekleyen gençlere ne söylemek istersiniz?
Sebahat Tuncel: Gençlerin toplumsal siyasete katılımı, değişime ve dönüşüme öncülük etmeleri, kapitalist sistemin yarattığı toplumsal sorunların çözümü için kendilerine misyon biçmesi ve bu sistemden rahatsız olanların örgütlenmesi ve örgütlü mücadelede aktif olması çok önemli. CHP'ye yönelik operasyonlar sonrasında, 19 Mart sonrasında, eşitlik, özgürlük, adalet, demokrasi talepleriyle sokağa çıkan bir gençlik kitlesi var. Gençliğin talepleri etrafında örgütlenmek ve Türkiye'nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı yapısına uygun demokratik bir sistemi örmek için mücadele etmek çok önemli. Tabi sokağa çıkan gençlerin arasında da devletin yarattığı ötekileştirme, kutuplaştırma siyasetinden etkilenmiş, etkilenen, farklı kimlik ve kültürleri yok sayan anlayışlar da var, yani egemen dili ve siyaseti benimsemiş bir gençlik de sokaktaydı. Ancak ayrımcı, ötekileştirici ya da kendisinden başkasına hak görmeyen bir yaklaşım ve dil, özgürlük isteyenlerin, barış isteyenlerin, demokrasi isteyenlerin dili olamaz. Gençlik geleceğimiz ise, gençliğin düşünme biçimi, eyleme biçimi, iş yapma biçimi ve örgütlenmesi ortak geleceğimizi de etkileyecek.
Enes ve tutuklu gençler özelinde önemli olan gençlerin kendisini ifade edebileceği özgürlük alanlarının yaratılması. Gençlerin, düşüncelerinden dolayı, iktidara itiraz ettikleri için mevcut sistemi eleştirdikleri için göz altına alınıp tutuklanması kabul edilemez. Gençlerin cezaevlerine değil özgürlük alanlarına ihtiyaç var. Özgürlük alanlarının yaratılması ya da gençliğin kendisine güvenli alanlar yaratması, gençliğin barış mücadelesine sahip çıkmasını sağlayabilir. Gençler için, halklar ve kadınlar için özgür bir gelecek istiyorsak, eşit, özgür ve adil bir gelecek için de gençliğin örgütlenmesi için de barış sürecinin toplumun, halkların lehine gelişmesi için de mücadele etmeliyiz.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.