
Türkiye’de LGBTİ+ öğrenci kulüplerine yönelik kapatma ve yasakları belgeleyerek örgütlenme özgürlüğü kapsamında BM’ye sunduk
ÜniKuir olarak, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin (ICCPR) örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 22. maddesi kapsamında hazırlanmakta olan Genel Yorum No. 38 sürecine, Türkiye’de özellikle LGBTİ+ öğrenci kulüplerinin ve gençlerin örgütlenme özgürlüğüne yönelik artan ve sistematik baskıları ortaya koyan bir katkı metni sunduk. Hazırladığımız metni BM İnsan Hakları Komitesi Sekretaryası’na ilettik.
Üniversiteler, özgürlüklerin kullanıldığı temel kamusal alanlar
BM’ye sunduğumuz metinde, üniversitelerin yalnızca eğitim verilen kurumlar olmadığını; gençlerin örgütlenme, ifade ve barışçıl toplanma özgürlüklerini kullandıkları temel kamusal alanlar olduğunu vurguladık. Buna rağmen Türkiye’de üniversite yönetimlerinin, kamu gücü kullanan idari makamlar olarak LGBTİ+ öğrenci kulüplerini kapattığını, tanımadığını ya da fiilen işlevsiz hâle getirdiğini somut örneklerle ortaya koyduk.
Kapatmalar ve yargı kararlarına rağmen süren hak ihlalleri
Hazırladığımız katkı metninde, genç ve üniversiteli LGBTİ+’ların örgütlenme özgürlüğünün keyfî ve ayrımcı biçimde nasıl sınırlandırıldığını gösteren vakalara yer verdik. Bu kapsamda;
ayrıntılı biçimde BM’ye aktardık.
Tanınmayan kulüpler, gasp edilen haklar
Metnimizi hazırlarken, birçok üniversitede LGBTİ+ öğrenci kulüplerinin resmî statü kazanmalarının baştan engellendiğini de özellikle vurguladık. ODTÜ, Ankara Üniversitesi, Ege Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi gibi büyük üniversitelerde LGBTİ+ kulüplerinin tanınmaması nedeniyle öğrencilerin mekân, bütçe, duyuru ve etkinlik yapma haklarından sistematik biçimde mahrum bırakıldığına dikkat çektik.
Türkiye’de mevzuat uyarınca yedi kişinin herhangi bir izin almadan dernek kurabilmesine rağmen, onlarca öğrencinin bir araya gelmesinin öğrenci kulübü kurmak için yeterli sayılmamasının, üniversite yönetimlerinin sınırsız takdir yetkisi sorununu açıkça gösterdiğini BM’ye ilettik.
Yasaklar, denetimler ve “soğutma etkisi”
Katkı metnimizde ayrıca;
yapısal sorunlar olarak ele aldık. Bu uygulamaların gençler üzerinde ciddi bir “soğutma etkisi” yarattığını; gözaltı, disiplin soruşturması, burs ve öğrenim kredisi kesintileri ile yurttan çıkarma gibi yaptırımların gençleri örgütlenme hakkından fiilen vazgeçmeye zorladığını BM İnsan Hakları Komitesi’ne aktardık.
Dijital alanda da sansür
Örgütlenme özgürlüğünün yalnızca fiziksel mekânlarla sınırlı olmadığını vurgulayarak, LGBTİ+ örgütlerinin dijital alanda maruz kaldığı sansürü de metnimize dahil ettik. KaosGL.org’un ve Kaos GL Derneği’nin sosyal medya hesaplarının engellenmesini, LGBTİ+ temalı uygulama ve içeriklere yönelik baskıları bu kapsamda değerlendirdik.
BM’ye çağrı: Örgütlenme özgürlüğü açık ve güçlü biçimde tanınmalı
ÜniKuir olarak, BM İnsan Hakları Komitesi’nden hazırlanmakta olan Genel Yorum No. 38’de özellikle şu hususların açık ve güçlü biçimde yer almasını talep ettik:
Eğer sen de bu sene benzer bir hak ihlali yaşadıysan ya da tanık olduysan, Üniversitelerde Hak İhlali-Ayrımcılık Raporlama Formumuzu doldurarak bu sürece katkı sunabilirsin. Paylaşılan veriler, hak temelli savunuculuk ve raporlama çalışmalarımızda kullanılmaktadır.
? Hak ihlali bildirimi için tıkla.