
ÜniKuir temsilcilerinin Türkiye'deki LGBTİ+ politik atmosferi aktardığı Demokrasi Festivali'nde yerel ve uluslararası dayanışma vurgusu ön plandaydı.
Bu yıl Kopenhag’ta düzenlenen WorldPride'ın etkinlik dizilerine Türkiye'den pek çok LGBTİ+ aktivisti katıldı. ÜniKuir Derneği'nden hak savunucuları da kimi etkinliklerde konuşmacı olarak yer aldı. Yerel ve uluslararası dayanışma vurgusunun ön planda olduğu oturumlarda Türkiye'deki LGBTİ+ hareketinin dünü ve bugünü geniş yer buldu.
WorldPride'ın 1:1 Demokrasi Festivali ayağında bir oturum Türkiye’ye ayrıldı. Türkiye’deki LGBTİ+ politik atmosferinin konuşulduğu oturuma ÜniKuir Derneği Genel Koordinatörleri Melike Balkan ve Özgür Gür, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden aktivist Soner Cem ve Danimarka’nın Ankara Büyükelçisi Danny Annan konuşmacı olarak katıldı.
Oturum, ÜniKuir Genel Koordinatörü Melike Balkan’ın 2010 sonrasında LGBTİ+’lar başta olmak üzere Türkiye’deki politik atmosferi ve Soner Cem’in Boğaziçi Üniversitesi’ndeki kayyum atamaları özetlemesiyle başladı. Türkiye’de değişen politik atmosferi aktivist olarak nasıl deneyimledikleri sorulduğunda Balkan, yıllar içinde farklılıklar olsa da polis şiddeti açısından değişen bir şeyin olmadığını, hissedilen baskının yasaklamalar ya da davalar gibi kanun tarafında artış gösterdiğini belirtti. Balkan LGBTİ+ aktivistlerin geleceğe yönelik kaygılarının giderek şiddetlendiğinin altını çizerken, Özgür Gür de Gezi direnişinden itibaren hükümetin LGBTİ+’ları görmezden gelme politikasının değiştiğini ve LGBTİ+’ları tehdit olarak görmeye başladığını aktardı. Gür, LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılık daha görünür hale gelse de bir yandan da hareket içindeki yerel ve uluslararası dayanışmanın da güç kazandığını hatırlattı. Söz konusu atmosferin aktivizme devam etme arzusunu beslediğini ifade etti.
"LGBTİ+ hakları, toplantı özgürlüğünden ibaret değil"
Öğrencilere yönelik gözaltı ve tutuklamalarının arttığı bir dönemde üniversitede olmaya ilişkin deneyimlerini aktaran Cem, protestoların kendisine öğrettiği şeyin aktivizm yapan diğer topluluk ve oluşumlarla ilişki kurmanın önemi olduğunu açıkladı. Cem, ayrıca Boğaziçi Direnişi sırasında ÜniKuir’den gördükleri dayanışma çabasına işaret etti.
Cem’in üniversite hareketindeki LGBTİ+ görünürlüğüne yönelik engellemelerden bahsettiği konuşmasını devam ettiren Balkan, LGBTİ+ hakları meselesinin ifade özgürlüğünden ya da toplantı özgürlüğünden ibaret değil olmadığının altını çizdi: “LGBTİ+ hakları, temel insan hakları meselesidir. Bu, sağlık ve eğitim hakkına erişim hatta seyahat özgürlüğü meselesidir.”
LGBTİ+ gündeme ilişkin olumlu gelişmelerden de bahsedildiği oturumda, yerel yönetimlerin yavaş işleyen süreçlerle de olsa LGBTİ+’lara yönelik faydalı politikalar üretebildiğinden söz eden Balkan, uluslararası kamuoyuna erişmekte güçlük yaşasalar da çok kıymetli işler üreten ülke genelinde çok sayıda organizasyon olduğunun bir kez daha altını çizdi. Balkan, uluslararası organizasyonlara yerel ve küçük ölçekli oluşumlara destek verme çağrısında bulundu.
"Birbirimizi dinlemeye mecburuz"
Balkan, etkinliği fiziksel olarak ya da Youtube üzerinden takip eden ve LGBTİ+ hareketle ilişkilenmek isteyen izleyicilere aktivistlerin sözlerine kulak kabartmalarını, LGBTİ+ aktivizminin görünürlük kazanması için örneğin haber sitelerine ulaşmalarına yardımcı olmalarını, ait oldukları topluluklarda farkındalık yaratmak adına LGBTİ+ başlıkları gündeme getirmelerini tavsiye ederken aktivizm yürüten diğer LGBTİ+ oluşumlara da “bir araya gelmek, birbirimizden bir şey öğrenmek için birbirimizi dinlemeye mecburuz” çağrısında bulundu.
Kopenhag’ta düzenlenen WorldPride etkinliğinin bir ayağı olan ve 21’ine kadar sürecek 1:1 Demokrasi Festivali, politikacıları, aktivistleri ve kamuoyunun diğer bileşenlerini bir araya getirerek dünyanın farklı yerlerindeki azınlıkların karşılaştığı sorunları ve zorlukları kavrayabilmek için bir farkındalık alanının yaratılması amaçlıyor. Bu festivalle, aktivizme ilişkin fikir yürütmelerin kurumsal salonlardan açık alanlara taşınması ve yerel/küresel aktivistlerin ya da katılımcıların politikacılara doğrudan hitap edebilmesi arzu ediliyor.
1:1 Demokrasi Festivali'nde yer bulan bu oturumun ("Spotlight: Turkey") tamamına aşağıdaki videonun 6:00:00 dakikasından itibaren ulaşabilirsiniz.
WorldPride etkinliğinin dördüncü gününde, ÜniKuir Derneği İnsan Hakları Saha Koordinatörü Elif Ege Tektaş’ın da aralarında bulunduğu altı ülkeden katılımcılar “Batılı Bir Kavram Olarak LGBTİ+ Haklarının Algılanışı” panelinde konuştu. 1:1 Demokrasi Festivali’nde gerçekleşen oturumun konuşmacıları Kolombiya, Letonya, Lübnan, Polonya, Sudan ve Türkiye’den LGBTİ+ aktivistleriydi.
"'Batı bizim kültürümüzü bozuyor' argümanı Türkiye'de de geçerli"
Uluslararası Af Örgütü’nün yürütücülüğünü üstlendiği panelde aktivistlere hem kendi deneyimlerini hem de ülkelerinde LGBTİ+ haklarının algılanış biçimlerini aktarabilecekleri üç soru yönetildi. Panelistlerden bazıları, yaşadıkları yerlerde LGBTİ+ haklarının nasıl kavramsallaştırdığını özetlerken Batı merkezli bakışa eleştiri getirmeyi ihmal etmediler. Ülkeleri Batı’nın gözünde LGBTİ+fobik addedilse de cis-hetero rejimlere getirilecek eleştirilerde, faillerden en önce anılması gerekenin sömürgeci Batı olduğunun altını çizdiler.
Türkiye’deki politik atmosferden söz eden Elif Ege ise İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik muhafazakar eleştirilerin temelde “Batı bizim kültürümüzü bozuyor” argümanına dayandığını, aynı şekilde Türkiye’de faaliyet gösteren derneklerin de “Batı’nın kuklası” olarak algılandığını ifade etti. Söz konusu argümanların, tarih boyunca “orada olan” bir kimliği ya da bir var olma biçimini görmezden gelme ve yaşam alanı bırakmama politikası olarak işletildiğini aktaran Elif Ege, LGBTİ+ örgütlerine yönelik eleştirinin de aynı kanaldan beslendiğini hatırlattı: “Türk geleneksel aile yapısını bozmaya çalışan ve aslında var olmayan birileriymişiz gibi davranıyorlar.”
"LGBTİ+ hakları insan haklarıdır lafı kulağa çok hoş gelse de..."
LGBTİ+ haklarını yerelleştirmenin imkanlarının arandığı panelde, katılımcılar çoğunlukla dayanışmaya ve LGBTİ+ haklarının Batı anlatısından kurtarılmasına duydukları ihtiyaçtan, anlatının kuirleşmesinin gerekliliğinden bahsettiler. “LGBTİ+ hakları insan haklarıdır” sloganının kulağa hoş gelmesine rağmen kapsayıcılığı sağlamak için yeterli olmadığının altını çizen Elif Ege, lubunyaların tek bir kimlikten oluşmadığını, harekette hala çok daha az temsil edilen cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği olduğunu belirtti ve LGBTİ+ hareketteki hakim temsillerden duyduğu endişeyi dile getirdi.
Panelde, etkinliğin ev sahipliğini yapan Kopenhag WorldPride’a yönelik eleştiriler de dile getirildi ve kapsayıcılık gayretinde olsa da organizasyonun hala natrans, beyaz, zengin, gey-erkek merkezli ve sağlamcı olduğu ifade edildi.
"Kendi aramızda madileşsek de yan yana gelip konuştuğumuzda dayanışmanın ne kadar iyi geldiğini hissedebiliyorum"
Aktivistlere LGBTİ+ hareketinin geleceğine yönelik umutlarının sorulduğu son bölümde söz alan Elif Ege, bugün Türkiye’de hayatta kalabilen ender sokak hareketlerinden birinin LGBTİ+ hareketi olduğunun altını çizdi. Çevre hareketinde, mültecilerle dayanışmada ya da üniversitelerdeki mücadelede lubunyaların başı çektiğini görmenin kendisine iyi geldiğini ifade eden Türkiyeli aktivist, “her ne kadar birbirimizle madileşsek de yan yana gelip de konuşabildiğimiz an bir arada olmanın, dayanışmanın ne kadar iyi geldiğini hissedebiliyorum” sözleriyle konuşmasını bitirdi.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.