
Buraya Bakarlar’ın kadrajının ikinci odağı: “Açılmanın Bireysel ve Sosyal Dinamikleri”
Açılmak ya da dışarı çıkmak (coming out). Açılma sürecini bir defaya mahsus değildir; farklı zamanlarda, farklı insanlara açılma deneyimleri yaşarız. Arkadaşlarımıza, ailemize ya da hayatımızda özel bir yere sahip olan birine açılmak, her biri için bambaşka anlamlar taşır. Kendimize açık olmaya karar vermek, başkalarına açılmamayı tercih etmemiz de mümkündür. Kuir bireylerin bu tercihlerini belirleyen çeşitli nedenler olabilir. Açılma süreci, birçok insan için oldukça kişisel ve karmaşık bir deneyimdir. Bu önemli durumu paylaşmanın farklı yolları bulunur. Bir telefon görüşmesi yapmak, mesaj atmak, e-posta göndermek veya yüz yüze bir sohbet gerçekleştirmek gibi yöntemler, bireylerin tercihine bağlı olarak değişir. Kimi zaman ne söylemek istediğinizi önceden düşünmek ve hazırlık yapmak da faydalı olabilir. Kendinize şu soruları sormak, süreci daha rahat geçirmenize yardımcı olabilir: Bu kişiye nasıl açılmalıyım? Ne söylemek istiyorum? Beklediğim tepkiler neler? Açılma anında karşılaşabileceğiniz tepkilerin çeşitliliğin farkında olmak önemlidir. Her durumda hislerimiz makbul ve desteklenmeyi hak ediyoruz diyerek literatürde bu konuda yapılan araştırmalara biraz göz atalım.
Güzel, 2019’daki tezinde, kuir bireylerin kimlik gelişimi ve açılma süreçlerini, psikolojik ve sosyal etkileriyle geniş kapsamlı bir alan olarak araştırmış isim. Cass’ın Kimlik Modeli, bireylerin cinsel kimlik farkındalığından kabul (Identity Acceptance) ve ve gurur (Identity Pride) aşamalarına kadar olan altı aşamalı bir süreç önerir. Bu süreçte birey, kimliğini içselleştirir ve toplumdaki heteronormatif yargılara karşı kendini kabul eder. Güzel’in çalışmasında karşımıza çıkan bir diğer isim Coleman ise açılma sürecinde bireylerin farklı gelişim aşamalarından geçebileceğini, her bireyin bu aşamaları sırasıyla tamamlamasının gerekmediğini vurgular. Troiden’ın modelinde ise, kimlik gelişimi dört aşamalı olarak ilerler; bu aşamalarda bireyler, eşcinsel kimliklerine dair farkındalık kazandıktan sonra kimliklerini benimserler. Literatürde yer alan bu üç model, kültürel ve bireysel farklılıkları yeterince dikkate almadıkları gerekçesiyle eleştirilmiştir (Güzel, 2019). Açılma süreci, bireyin özgüvenini artırırken aynı zamanda olumsuz tepkilerle karşılaşma riskini de barındırır. Özellikle aileye açılma, bireylerin duygusal ve sosyal gelişiminde kritik bir yer tutar. Aileden destek gören bireylerde psikolojik sağlığın güçlendiği, önyargı ve şiddetle baş etme becerilerinin arttığı gözlemlenirken; destek görmeyen bireylerde duygusal yıpranma ve stres yaşama riski gözlemlenmiştir. Aile üyelerinden olumsuz tepkiler almak, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir ve benlik saygısının düşmesine neden olabilir. Bu bağlamda açılma süreci, bireyin yaşamında önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir; bireysel farklılıklar, bu sürecin deneyimlenme biçiminde belirleyici rol oynar (Güzel, 2019).
Merighi ve Grimes (2020) tarafından yapılan çalışmada, bireylerin cinsel yönelimlerini aileleriyle paylaşma süreçleri, kültürel bağlam içerisinde ele alınmıştır. Araştırma, farklı kültürel geçmişlere sahip bireylerin "açılma" deneyimlerini anlamayı amaçlamaktadır. Çalışma, açılma sürecinin yalnızca kişisel bir durum olmadığını, aynı zamanda aile dinamikleri, kültürel değerler ve toplumsal normlarla etkileşim içinde şekillendiğini vurgulamaktadır. Yazarlar, bireylerin ailelerine açılma deneyimlerinin kültürel farklılıklar gösterdiğini belirtmektedir. Örneğin, bazı kültürlerde (Batı Avrupa, Kanada vb.) cinsellik ve cinsel yönelimle ilgili açık konuşma daha kabul edilebilirken, diğerlerinde bu tür konular tabularla çevrilidir ve bireyler için riskli hale gelebilir. Araştırma, açılma sürecinin bireyler üzerinde yarattığı duygusal yükü, ailelerin tepkilerini ve bu tepkilerin bireylerin psikolojik sağlığı üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Merighi ve Grimes, ailelerin kabul edici veya reddedici tutumlarının, bireylerin kendilik algısı ve ruh sağlığı üzerinde derin bir etki yarattığını göstermektedir. Bu bağlamda, yazarlar, ailelerin cinsel yönelim konusundaki anlayışlarının arttırılması gerektiğini ve toplum genelinde daha kapsayıcı bir yaklaşım geliştirilmesinin önemini ve açılma sürecinde, bireylerin psikolojik iyilik hallerini iyileştirmek için destekleyici bir ortam sağlanması gerektiğini vurgular (Merighi & Grimes, 2020).
D’Augelli’nin (2002) bir makalesinde, açılma sürecinin kuir gençlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine odaklanır. Buna göre, gençlerin cinsel yönelimlerini açıkça ifade etme isteği ile toplumsal damgalama ve ayrımcılık korkusu arasında bir gerilim yaşadıklarını ortaya koymaktadır. D’Augelli, açılma sürecinin gençlerin ruh sağlığı için kritik bir önemde olduğunu, çünkü bu süreçte karşılaşabilecekleri olumsuz tepkilerin psikolojik sağlıklarını olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir. Gençler, aileleri veya arkadaşları tarafından reddedilme korkusu yaşayabilirler ve bu da onların stres seviyelerini artırabilir. Açılma, çoğu zaman bir cesaret eylemi olarak görülse de, sonuçları belirsiz olduğunda, gençlerin ruh sağlığı üzerinde derin bir etki yaratabilir (D’Augelli, 2002). Destekleyici bir çevrenin, özellikle aile ve arkadaşlardan gelen destekle, açılma sürecini kolaylaştırabileceğini vurgulayan bu makaleye göre, destekleyici sosyal ağlar, gençlerin kimliklerini kabul etme ve ifade etme süreçlerinde önemli bir rol oynamaktadır. D’Augelli, kuir gençler için açık bir kimliğe sahip olmanın, kendilerini ifade edebilme özgürlüğü ve kimliklerini kabul etme konusunda önemli bir adım olduğunu ifade etmekte, ancak bu süreçte karşılaşabilecekleri zorlukların da göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulamaktadır.
Kade’in 2021’de yaptığı araştırma, trans erkeklerin kimlik açıklamalarının (disclosure) sosyal etkileşimler bağlamında nasıl bir mümkün olduğunu incelemektedir. Araştırma, ifşanın, bireylerin cinsiyet tanınmasını sağlarken aynı zamanda daha derin ilişkiler kurmalarını kolaylaştıran sembolik ifşalar yoluyla gerçekleştirildiğini savunur. Sembolik ifşalar, trans erkeklerin cinsiyetlerini paylaşmalarının bir yolu olarak görülmekte ve bu durum, yakınlık ve samimiyeti besleyen bir karşılıklı eylem olarak değerlendirilmekte. Bazı trans erkekler kimliklerini gizlemek ya da ifşadan kaçınmak yolunu tercih ederek, potansiyel şiddet, ayrımcılık ve damgalama gibi olumsuz durumlarla başa çıkmayı hedeflediği görülür. Araştırma, trans kimliklerinin ifşasının, cinsiyet tanınması ve sosyal etkileşimlerdeki dinamiklerle şekillendiğini vurgulamakta ve bu bağlamda, trans bireylerin yaşadığı deneyimlerin, cinsel azınlıkların ifşa süreçlerinden farklı olduğunu göstermektedir (Kade, 2021). Sonuç olarak, bu çalışma, kimlik ifşasını yalnızca bir kimliğin sözlü ifadesi olarak değil, aynı zamanda bireylerin cinsiyet algılarını korumak ve sosyal ilişkilerini yönetmek için stratejik bir süreç olarak ele almaktadır. Gelecek araştırmaların, farklı kimliklerin sosyal bağlamlar ve endişeler çerçevesinde nasıl şekillendiğini incelemesi gerektiği önerilmektedir (Kade, 2021).
Kuir genç yetişkinlerin üniversite başvurularında cinsel kimliklerini açıklama süreçlerini inceleyen ilk araştırma 2021 senesinde yapılmıştır. Elde edilen bulgular, cinsel kimliğin açıklanmasının öğrenciler için önemli bir deneyim olduğunu göstermektedir. Birçok öğrenci için bu süreç, olumlu ve rutin bir deneyim olmuş; pek çoğu, resmi bir formda cinsel kimliklerini açıklamanın karşılarına çıkan ilk fırsat olduğunu belirtmiştir (Dyke vd., 2021). Öğrencilerin başvuru sürecinde en büyük kaygıları, verdikleri bilgilerin ailelerine ulaşması ihtimalidir. Bu durum "spillover etkileri (yansıma etkileri)” olarak adlandırılmaktadır. Henüz cinsel kimliklerinden emin olmadıkları için açıklama yapmaya hazır hissetmemiş öğrenciler de vardır. Cinselliği açıklama kararları, bireyler arası ve kurumsal pek çok şeye bağlı olup, gizlilik ve verilerin kullanımı gibi konular da önemli bir rol oynamaktadır (Dyke vd., 2021). Önceki araştırmalar, cinselliğin açıklanmasını işyerlerinde veya sağlık hizmetleri özelinde incelemişken, bu çalışma, üniversite başvurularında cinsel kimlik açıklamanın nasıl bir deneyim olduğunu özgün bir biçimde ortaya koymaktadır. Katılımcılar, güven ve gizlilik kaygılarını dile getirirken, üniversitenin bu bilgileri nasıl kullanacağına dair endişeleri olduğunu ifade etmiştir. Araştırma, cinsel kimliğin açıklanmasının okul ve aile gibi farklı kurumlar arasında etkileşimi beslediği göstermektedir. Özellikle, kuir bireylerin ailelerine açılma olasılığının düşük olması, onların eğitim kurumlarına açılma istekliliğini azaltmaktadır. Ayrıca, ırk ve etnik kimliklerin, cinsellik ile kesiştiği durumlarda, başvuru süreçlerinde farklı zorluklar yaşandığı görülmektedir, bu zorluklar arasında kültürel normlar nedeniyle açıklama baskısı, gizlilik kaygıları, üniversitenin verileri nasıl kullanacağına dair belirsizlikler ve sistematik eşitsizliklerden kaynaklanan riskler yer almaktadır (Dyke vd., 2021). Sonuç olarak, cinsel kimlik sorularının üniversite başvurularında yer alması, kuir öğrencilerin kendilerini kabul edilmiş hissetmelerine yardımcı olabilir; ancak verilerin nasıl kullanılacağı hakkında belirsizlik, öğrencilerin doğru yanıt vermesini engelleyebilir. Bu nedenle, üniversite yöneticilerinin, kuir öğrencilerin deneyimlerini dikkate alarak veri toplama süreçlerini geliştirmeleri önemlidir (Dyke et al., 2021).
Açılma, kuir bireylerin kimliklerini kabul etmelerinde ve ifade etmelerinde oldukça kritik bir dönüm noktasıdır. Bir süreç olarak açılma, yalnızca bireylerin kendileriyle olan ilişkisini değil, aynı zamanda aile, arkadaş ve toplumla olan bağlarını da etkilemektedir. Araştırmalar, destekleyici sosyal çevrelerin ve ailelerin varlığının açılma sürecinde bireylerin psikolojik sağlığını güçlendirdiğini göstermektedir. Ancak, toplumsal damgalama, ayrımcılık ve olumsuz tepkiler bu süreci karmaşık hale getirerek bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, açılma sürecinde bireysel farklılıkların ve kültürel dinamiklerin dikkate alınması; eğitim kurumları, sağlık hizmetleri ve toplumsal alanlarda daha kapsayıcı ve anlayışlı yaklaşımların benimsenmesi önem taşır. Kuir bireylerin kendilerini rahat ve güvende hissedebilecekleri destekleyici ortamların yaratılması, kimliklerini özgürce ifade edebilmeleri ve sağlıklı bir ruh hali sürdürebilmeleri için elzemdir.
Meraklısına:
D’Augelli, A. R. (2002). Mental health problems among lesbian, gay, and bisexual youths ages 14 to 21. Journal of Youth Studies, 7(3), 301-314. https://doi.org/10.1177/1359104502007003010
Güzel, A. (2019). LGB bireylerin ailelerine açılma süreçlerinde karşılaştıkları travmatik durumların fenomenolojisi (Yüksek lisans tezi, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Travma ve Afet Çalışmaları Uygulamalı Ruh Sağlığı Yüksek Lisans Programı). İstanbul Bilgi Üniversitesi.
Kade, T. (2021). “Hey, by the way, I’m transgender”: Transgender disclosures as coming out stories in social contexts among trans men. Socius, 7. https://doi.org/10.1177/23780231211039389
Merighi, J. R., & Grimes, M. D. (2000). Coming Out to Families in a Multicultural Context. Families in Society, 81(1), 32-41. https://doi.org/10.1606/1044-3894.1090
Van Dyke, N., Hagaman, N., Beattie, I. R., & Alnagar, H. (2021). Coming out (or not) on college applications: Institutional and interpersonal dimensions of disclosing LGBQ+ identities. Socius, 7. https://doi.org/10.1177/23780231211054641
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.