
seni sevmek kim olduğuma ve kim olacağıma karıştı / loving you became entangled with who i am and who i will become
sevgili sen,
seni hep seviyorum.
pride ayın ve -geçmiş- doğum günün kutlu olsun.
hala sana yazmak istediğime inanamıyorum. sen gittikten bir süre sonra bir daha senin hakkında -ve sana- yazmayacağıma söz vermiştim. "bende kendisine dair hiçbir şey bulamayacak bundan sonra" diyordum saçma sapan bir gururla. seni cümlelerimin arasından çıkarırsam gerçekten geride bırakabilirmişim gibi geliyordu. bir ara bununla gurur da duydum hatta. herkese ne kadar iyi olduğumu, artık kurtulduğumu anlatıyordum. sadece ben -ve belki birkaç arkadaşım daha- biliyorduk içten içe öyle olmadığını. senden kurtulduğumu, senden kurtulurken seni kaybettiğimi, seni kaybederken kendimi unuttuğumu.
seni son görüşümün üzerinden neredeyse bir yıl geçti. insan bir yılın uzun bir süre olduğunu sanıyor. bazı şeylerin silinmesi için yeterli olduğunu sanıyor, ama sen hala buradasın. hayatımda değil belki ama baktığım her yerde.
bazen yüzünü unutuyor gibi oluyorum- netleşmiyorsun zihnimde. sonra seni ilk gördüğüm günü hatırlıyorum ve yüzün tamamlanıyor, tekrardan gülümsüyorum zihnimde sana, kapıdan. ilk günü hatırlayınca son günü de hatırlıyorum. sokağın köşesinden dönüp gidişini. bir süre öylece bakakaldığımı. peşinden gelmemek için kendimi tuttuğum ilk andı. senin de dönmediğin ilk andı. bu kadar güzel bir şeyi nasıl defalarca mahvettik aklım almıyor.
keşke böyle olmasaydı. bunu ne için söylediğimi bile bilmiyorum ama keşke böyle olmasaydı.
“her aynaya baktığında beni hatırlayacaksın” demiştin bir keresinde. çok da öyle olmuyor aslında- aslında çok oluyor. bir de yorgun günlerin sonunda seni düşünürken buluyorum kendimi. seninle konuşuyorum zihnimde, bazen benden çok nefret ediyorsun, korkuyorum, ama haklısın. ben de senden nefret ettim. bana yaptığın ve söylediğin ve hissettirdiğin her şey için nefret ettim senden. ama görünen o ki nefret o kadar da güçlü değil, kollarımda ağlayan seni hatırlıyorum.
seni ve bizi asla tam olarak anlamlandıramayacağımı kabullendim. bizimle ilgili her şey biraz garip. biraz eksik. biraz yarım kalmış. türkiye'den taşınırken seni de geride bırakabileceğimi sanmıştım. yeni bir ülke, yeni bir hayat- insan kendini yeniden kurabileceğini düşünüyor. araya kilometreler girince kolaylaşır sanıyor ama olmadı. seni ve bizi kendimde taşıdım her yere. seni görmekten korkardım ankara'da, şimdi seni asla göremeyeceğim sokaklarda seni ararken buluyorum kendimi. bazen gözümü kapattığımda da oradasın. sanırım her zaman bir parçam olacağın düşüncesine alışmam gerekiyor artık. bazı insanlar hep bizimle kalıyor, sen de kaldın.
sadece seni kaybetmenin değil, pişmanlığın, suçluluğun ve seni kaybettikten sonra ne yapacağımı bilememenin ağırlığı var sana yazdığım satır aralarında. çünkü galiba biz sadece birbirimizi kaybetmedik. o yıllarda kendimizi de kaybetmemek için uğraşıyorduk. birbirimize yaklaşmakla korkmak arasında sıkışıp kalıyorduk. belki bu yüzden seni düşündüğümde aklıma hep şu hisler geliyor: sevgi, şefkat, acı ve korku. konu sen olunca bunları birbirinden ayırmayı öğrenemedim.
hala terapilerimde en çok konuştuğum konusun- kimse şaşırmıyor. çünkü bazı insanlar geçmiyor- yaşadığın şey, senden daha kalıcı oluyor bazen. rüyalarımda görüyorum seni, genelde sakin ve huzurlusun, elimi tutuyorsun, beni sevdiğini söylüyorsun, gülümsüyorsun. bana bağırmıyorsun rüyalarımda, rüya olduğunu oradan anlıyorum. bir de annemin de yanımızda bitişinden.
bu aralar seni daha fazla düşündüğümü fark ediyorum. sadece seni değil, bizi de. birbirimizi kaybetmekten korktuğumuz zamanları, sonra birbirimizden korktuğumuz zamanları. bugün dönüp bakınca en çok buna üzülüyorum sanırım. ne kadar genç olduğumuza ve ne kadar yalnız hissettiğimize. ne kadar hatalar yaptığımıza.. sevmeyi ve sevilmeyi öğrenemediğimiz için belki de birbirimizi mahvedip durduk. bizim suçumuz değil sandığımız kadar. düzgün sevmeyi bilseydik birbirimizi asla kaybetmezdik. o kadar çok isterdim ki bunu.
farkında mısın insanlar sürekli sevginin ne kadar güzel olduğundan bahsediyorlar- haklılar da. ama kimse sevmenin ve sevilmenin ne kadar korkutucu olduğundan bahsetmiyor. birine bakıp bütün hayatının ve kendine bakışının değişebileceğini anlamaktan. kendin hakkında bildiğin her şeyi yeniden düşünmek zorunda kalmaktan, kendinden nefret etmekten. birini kaybetmenin, onu hiç yaşamamış olmaktan daha ağır gelmesinden.
sen hiçbir zaman yalnızca sevgilim olmadın. hayatımın çok büyük bir kısmını, kendimle ilgili çok büyük bir kısmını da taşıyorsun. seni sevmek hayatımın geri kalanına karıştı. kim olduğuma, nasıl büyüdüğüme, neyi hak ettiğimi düşündüğüme, neden korktuğuma, neye özlem duyduğuma karıştı. o yüzden senden bahsetmek geçmişten değil de kendimden bahsetmek gibi geliyor. bundan asla kurtulamayacağımı biliyorum.
ade miel’de oturduğumuz gün ölümden konuşmuştuk, hatırlıyor musun? birimiz ölürse ne yaparız diye, nasıl pişmanlıklar kalır diye. bazen bunu düşününce delirecek gibi oluyorum, bütün pişmanlıklarım, suçluluklarım seninle bağdaşıyor çünkü. sana söylediklerim, sana söylemediklerim, sana yaptıklarım, sana yapmadıklarım- birbirimize verdiğimiz bütün zararlar, hepsi birikti üstüme gelmeye devam ediyor, bazen boğulacak gibi oluyorum. sana sorgulattığım her şey için üzgünüm, her şeyi mahvettiğimiz için üzgünüm. sanırım bunları bilmeni isterdim. seni sevdim, seni çok sevdim, hayatımı seninle geçirmek istedim, yanında uyandığım anlarda sana bakıp bunun hayatımın geri kalanı olmasını istedim, sana evlenme teklifi etmek istedim -keşke etseydim-, bunları sana ne kadar söyledim bilmiyorum, belki yeterince söylemedim ve göstermedim, ve çok hata yaptım ve seni çok üzdüm. birbirimizi çok üzdük. sonra fazla sustuk. ama gerçektik, hala gerçeğiz. hissettiğim her şey nasıl bu kadar aynı kalıyor bilmiyorum, ama hayatımda kimseyi böyle sevmedim... ve senden kaçtığımı sanıyordum ama kendimden kaçmışım hep. şimdi kendimi de seni de bulamıyorum, bulmaya yüzüm de yok zaten.
ama
seni seviyorum- seni özlüyorum- özür dilerim.
senden korkuyorum- utanıyorum- çekiniyorum.
bazen sana ulaşmak istiyorum. bazen buna hakkım olmadığını düşünüyorum.
keşke böyle olmasaydı.
seni görmek istiyorum- yüzüm var mı? beni görmemenin daha doğru olduğunu düşünüyorum.
umarım iyisindir.
keşke beni bulsan- ama bulursan ne söylerim bilmiyorum.
çünkü yıllardır söylemek istediğim her şey birbirine karıştı.
yine de beni bul- beni dinle.
hala deniz kenarında kurduğumuz hayali sürdürüyorum.
özür dilerim. keşke böyle olmasaydı.
sana yazdığım için kızma-
sen de hissediyor musun aramızdaki bitmek bilmeyen bu şeyi?
özledin mi beni? bütün satır aralarımda kendini görüyor musun?
bir de, hayatında her şey yolunda mı?
seni hep seviyorum.
pride ayın ve -geçmiş- doğum günün kutlu olsun.
bu şarkı sana:
https://open.spotify.com/intl-tr/track/7D7E6XrCqyz0BfQ5m01eRR?si=01479a74ab06412c
sevgiler,
kim olduğumu zaten biliyorsun
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.