
Pride Yazıları serisinin ikinci yazısı olan Budapest Pride yazısından merhaba!
On iki ayın monarkı Pride geldiğine göre bavulları topluyor, pasaportları hazırlıyor ve SABDS’ini bu kez #Pride hürmetine her pazar sınırların ötesine taşıyoruz. Bu dar günlerde dünyanın farklı köşelerindeki yoldaşlarımızın öfkelerine, neşelerine, mücadelelerine ve hayallerine kulak veriyoruz. Bakalım sokaklar başka coğrafyalarda nasıl yankılanıyor, lubunyalar hangi dertlerle boğuşuyor, hangi umutları büyütüyor? İlk durağımız, bir kez daha demir yumrukların halkın coşkun akan seli karşısında paslanmaya mahkûm olduğunu hatırlatan Macaristan.
Şerife: Selam Ede! Öncelikle, Türkiye’deki okurlarımıza kendini ve Budapest Pride’ı kısaca tanıtmak ister misin?
Ede: Tüm okurlara selamlar. Ben Ede Balogh, Budapest Pride’ın sözcülerinden ve organizatörlerinden biriyim. Budapest Pride, 2001 yılında çeşitli sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesiyle kuruldu ve o günden bu yana büyümeye devam ediyor. Bugün 23 organizatörümüz, yıl boyunca medya ve kaynak geliştirme gibi alanlarda çalışan 9 çalışma grubumuz, 11 proje grubumuz, 58 proje üyemiz ve sayısız gönüllümüz var. Şu sıralar da 27 Haziran’da gerçekleşecek 31. Budapeşte Pride için yoğun bir hazırlık sürecindeyiz.
Şerife: Macaristan’da Pride’ın tarihi nasıl başladı? İlk yıllarda siyasi ve toplumsal ortam nasıldı ve yıllar içinde nasıl bir değişim geçirdi?
Ede: Pride’ın tarihi 1992 yılında düzenlenen ilk "Pembe Piknik"e kadar uzanıyor; ’92 Pembe Piknik’ini hareketin başlangıç noktası olarak kabul ediyoruz. İlk yürüyüş ise 1997 yılında gerçekleşti.
90'larda Macaristan, LGBTQ+ hakları konusunda görece ilerici ülkelerden biri olarak görülüyordu ve yürüyüşler ciddi bir engelle ya da şiddet vakasıyla karşılaşmadan düzenlenebiliyordu. Yürüyüşün yanı sıra festival programı da giderek büyüyordu; film gösterimleri yapılıyor, çeşitli kulüp ve barlarda Pride temalı etkinlikler düzenleniyordu.
Ancak 2000'li yıllarla birlikte karşı gösteriler sertleşmeye başladı ve bazı katılımcılar fiziksel saldırılara maruz kaldı. Bu dönemde polis de şiddet olaylarını önleme konusunda yeterince aktif değildi.
Festivalin ilk kez Budapest Pride adıyla düzenlenmesi 2009 yılına denk geliyor. Aynı yıl, polis de ilk kez yürüyüşe katılanların güvenliğini sağlamak için gerçek manada sorumluluk aldı. Her ne kadar yürüyüşü bariyerlerle çevrili bir güzergâh üzerinden yapmış olsak da bu, bizim için önemli bir dönüm noktasıydı.
Sonraki yıllarda katılım istikrarlı biçimde arttı ve 2017'de ilk kez bariyerler olmadan yürüyüş düzenlemeyi başardık. Polisle kurduğumuz iş birliği sayesinde, katılımcıları adeta bir koridorun içine hapsetmeden de yürüyüşün güvenliğini sağlamak mümkün oldu. Günümüzde yürüyüşler hala böyle gerçekleşiyor.
Şerife: 2025 Budapeşte Pride büyük ilgi gördü. Rekor düzeyde katılımın yanı sıra, bazı gözlemciler yürüyüşün Viktor Orbán hükümetine karşı demokratik muhalefet için daha geniş bir platform haline geldiğini de kaydetti. Bu etkiyi nasıl yaşadınız? Böylesine büyük bir katılımı mümkün kılan dinamikler nelerdi?
Ede: Şubat 2025'te FIDESZ hükümeti toplanma özgürlüğünü kısıtlayan ve açıkça Budapest Pride’ı hedef alan yasal değişiklikleri yürürlüğe soktu. Bir kez daha temel hak ve özgürlüklere yönelik bu saldırılar, sözde "çocuk koruma" söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışıldı.
Bizler bu düzenlemelerin geri çekilmesi ve yürüyüşün gerçekleşebilmesi için mücadele ederken, toplumdaki hoşnutsuzluk da giderek büyüyordu. Macaristan derin bir ekonomik krizin içindeydi (ve hâlâ öyle). Orbán yönetimi sorunlara çözüm üretmek yerine ülkeyi Avrupa Birliği'nden giderek daha fazla yalıtıyor ve yolsuzluk her geçen gün daha görünür hale geliyordu.
Tüm bunlar insanların öfkelerini ve memnuniyetsizliklerini ifade edecek alanlar aradığı bir atmosfer yarattı. LGBTQ+'lara yönelik baskının artmasıyla birleşince de ortaya modern Macaristan tarihinin en büyük insan hakları gösterilerinden biri çıktı. Yürüyüşümüze 350 binden fazla kişi katıldı.
Şerife: Bu yılki yürüyüş için aklınızda belirli bir tema veya siyasi çerçeve var mı? Varsa, bu temanın ardındaki temel motivasyon neydi?
Ede: Bu yıl da geçen yıl kullandığımız sloganı sürdürüyoruz: "Itt(hon) vagyunk", yani "Biz buradayız."
Bu sloganla şunu vurgulamak istiyoruz: Macaristan herkes kadar LGBTQ+'lar için de bir yuva. Buradayız, bu toplumun bir parçasıyız ve yaşadığımız ülkeyi herkes için daha yaşanabilir bir yer haline getirmek istiyoruz.
Şerife: Türkiye’deki kuirlere ve burada mücadele eden aktivistlere iletmek istediğin bir mesaj var mı?
Ede: Yaptığınız iş çok kıymetli. İnsan hakları için mücadele eden herkese büyük bir minnet duyuyoruz. Birlikte daha güçlüyüz; adaletin ve eşitliğin bizim tarafımızda olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden umudunuzu kaybetmeyin, birbirinizden vazgeçmeyin ve mücadeleyi sürdürün.
Dayanışmayla.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.