
Yargıya saygı ile bireyin onurunu koruma mücadelesi birbirine zıt değildir.
Söyleşi: Şerife & Cem
Şerife & Cem: Bizimle buluşmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Okuyucularımıza kendinizi ve bu mücadeleyle kurduğunuz ilişkiyi nasıl tanıtmak istersiniz?
Ömer Faruk Gergerlioğlu: İnsan hakları savuncusuyum ve her kimliğin eşit, adil, özgür yaşamını savunuyorum. Tek tipleştirmemeye çalışıyorum. Herkesi anlamaya ve haklarını savunmaya çalışıyorum. Bu noktada cinsel yönelim hakkının da insan hakları olduğunu net bir şekilde söyledim. Ve siyasete atılırken de bu konuda bir söz verdim. Ve birçok kez de LGBTİ+ bireylerin uğradığı haksızlıklarla ilgili mecliste insan hakları alanında beyanlarda bulundum.
Şerife & Cem: İktidarın düşünce suçlarından tutuklanan genç mahpuslar üzerinde kurduğu disipline etme ve korkutma mekanizmalarına dair gözlemlerinizi paylaşır mısınız?
Gergerlioğlu: İktidar düşünce suçu dediği düşüncenin ifade edilmesine karşı çok baskıcı yöntemler geliştirmiş durumda. Düşüncesini ifade eden bir sabaha karşı gözaltına alınıp, emniyete götürülüp ardından tutuklanabiliyor. Bu düşünen insanlara yapılıyor, ifade özgürlüğü hakaret edenler için genişletiliyor, iktidarı eleştirenler için daraltılıyor. Aslında ifade özgürlüğü evrensel olmalıydı. Her gün gazetecilerin, öğrencilerin, hak aktivistlerinin gözaltına alındığı, öğrenci ise yurdundan okulundan atıldığı, esnafsa malına çöküldüğü, itibarının suikasta uğratıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu faşizmden başkası değildir.
Şerife & Cem: Mahpusluğu deneyimlemiş biri olarak içeride direnenlerin gündelik yaşamını, dayanma biçimlerini ve geliştirdikleri mücadele stratejilerini bize nasıl anlatırsınız?
Gergerlioğlu: İnsan cezaevine girince farklı düşüncelere karşı da daha anlayışlı oluyor. Yan taraftaki farklı düşüncedeki mahpusların olduğu koğuşla konuşmaya başlıyorsunuz. Ardından bu insani alışverişlere dönüyor. Bu yüzden ortak bir vicdani payda oluşabiliyor. Haksızlığa karşı ortak bir mahpus bilinci gelişebiliyor. Öteki gördüğünle ilgili empati duyguları artıyor ve vicdani duygular daha öne geçiyor. Kendini dinleme, öz eleştiri ve muhasebe imkânı doğuyor ve bu da hak arayışında ayrımcılığı engelliyor.
Şerife & Cem: Duruşma sırasında yıldırma, yalnızlaştırma amacıyla sürecin uzatılması ve bilinçten çıkartarak verilecek sonucun ağırlaştırılması ve tepkinin azaltılması karşısında ne gibi önlemler alabiliriz?
Gergerlioğlu: Türkiye'de tutuklama bir tedbir olarak değil, bir ceza olarak uygulanıyor ve bu yüzden gözaltına alınan insanlar tutuklandıktan sonra uzun bir süre iddianameleri hazırlanmıyor. Bir buçuk, iki yıla varan dönemler oldu son zamanlarda. Şimdilerde genç insanların okullarından kopmasına neden olacak şekilde uzun süreli iddianame hazırlanmaması, duruşmalardaki aşağılamalar, SEGBİS'ten verilen ifadelerdeki iletişim eksiklikleri dikkat çekici hususlar. Ayrıca duruşmalarda mahkeme salonuna polisin getirilmesi, mahkemeye yönelik baskılar son zamanların dikkat çekici özellikleri . Hâkimin konuşturmama tavrı, aşağılaması, ön ismi ile çağırmak suretiyle hafife alan konuşmaları ve devlet otoritesini gösterme hevesi hukuksuzluğa kapı aralayan durumlar.
Mahkemelerde hakimlerin aşağılayıcı tavırlarına karşı vatandaşlık bilinciyle, insan hakları anlayışıyla karşı çıkmak lazım. Ve yargılamaya saygıyla beraber bunun devletin bireyi küçülterek ve arasında uçurum oluşturarak yapılmaması gerektiğine yönelik güçlü bir itirazı canlı tutmak gerekiyor. Mahkemelerde her şey bilinçaltına oynanıyor ve bireyi ezen, itiraz etmesini engellemeye çalışan fiziksel ve psikolojik unsurlar ön plana çıkıyor. Buna karşı vatandaşlık bilinci ve insan hakları anlayışı ile karşı durabiliriz. Yargıya saygı ile bireyin onurunu koruma mücadelesi birbirine zıt değildir. Tam tersine, gerçek saygı; yargının da bireyin onuruna saygı göstermesini talep etmektir.
Şerife & Cem: Trans mahpus Poyraz özelinde LGBTI+ mahpusların özgün koşulları hakkında bu konuştuğumuz konulara eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Gergerlioğlu: Bir mahpusun ölümü — özellikle de kırılgan bir gruba mensup bir mahpusun ölümü — mutlaka etkili, bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalıdır. Bu, yalnızca bir insan hakları talebi değil; devletin pozitif yükümlülüğüdür.
Trans mahpus Poyraz’ın ölümü konusunda:
Etkili soruşturma zorunluluğu çok önemlidir. Cezaevinde gerçekleşen her ölümde devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü devreye girer. Bu yükümlülük, yalnızca kötü muamele yasağı açısından değil, yaşam hakkı bakımından da incelenmelidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında, gözaltı ve cezaevi koşullarında meydana gelen ölümlerde etkili soruşturma yapılmaması başlı başına bir ihlal sayılabilmektedir. Devletin gözetimi altındaki bir kişinin güvenliği devlete emanettir. Ceza infazı, onur kırıcı muameleye ya da psikolojik yıkıma dönüşemez.
Şerife & Cem: Bazı cezaevlerinde mevcut LGBTI+ koğuşlarının sayısının arttırıldığına dair bir duyum aldık. Siz bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz sizce yeni bir şeyin hazırlığı mı yoksa arka planda çoktan işleyen bir sürecin sonucu mu?
Gergerlioğlu: Bu yeni bir sürecin başlangıcı olabilir. Cezaevlerinde LGBTİ+ bireylere yönelik yerlerin açılması, yeni yasa teklifleri getirmeye çalışan, bunu habire tekrarlayan iktidar açısından bir hazırlık sayılabilir. Eğer LGBTİ+ mahpuslara ayrılan alanlar: Sosyal etkinlikten yoksun bırakma, eğitim ve çalışma haklarına erişimi kısıtlama, “tecrit benzeri” bir izolasyon yaratma sonucunu doğuruyorsa, bu ciddi bir insan hakları sorunu haline gelir.
Şerife & Cem: Tutuklu gençlerle, Enes ve Yıldız gibi yargı süreçleri devam edenlerle ve ağır koşullarda tutulan mahpuslarla dayanışmak için dışarıda sıra arkadaşlarını bekleyen bizler neler yapabiliriz? Bu alanda uzun süredir emek veren biri olarak önerileriniz neler olur?
Gergerlioğlu: Mahpuslarla dayanışmak son derece önemlidir. Birçok hakkından mahrum bırakılmış, özgürlüğü kısıtlanmış, haberleşme imkanları idarenin keyfiyeti altında olan mahpuslar için onların hakkını dışarıda savunmak son derece önemlidir. Cezaevlerinden en çok mektup alan bir milletvekili olarak biliyorum ki onlara cevap bile vermek çok güçlü bir duygu oluşturuyor ve sahiplenme, sahiplenildiği duygusunu veriyor insanlara. Cezaevi, toplumsal hafızada kolayca unutulan bir alandır. Dışarıdan gelen ilgi ve takip, idarenin keyfiliğine karşı bir denge unsuru olur. Bir mahpusun dışarıyla bağı ve kamuoyu görünürlüğü arttıkça, kötü muamele riski azalır. Bu, fiilî bir caydırıcılık sağlar. Cevap verilen bir mektup, yalnızca bir yazışma değildir; “sen bir numara değilsin, bir insansın” mesajıdır.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.