
2 kişinin tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında tutukluların tahliyesine tüm adli kontrollerin kaldırılmasına karar verildi
23. İstanbul Onur Yürüyüşü davasını izlemek üzere bugün Çağlayan Adliyesi’ne birçok kurum, temsilci ve LGBTİ+ aktivisti geldi.
53 Mevcutlu ve 2 Tutuklunun duruşmasının görüleceği duruşma gününün sabahında;
Duruşmanın 2'si tutuklu olmak üzere yalnızca 5 sanık hakkında görüleceği öğrenildi.
Duruşmalarına katılmak için adliyeye gelen diğer sanık ve avukatlar içeri alınmıyor.
Avukatların duruşma salonuna alınmamasının ardından konuşan hakim, eğer duruşma salonu önündeki bekleyiş ve ısrar devam ederse 2 tutuklunun tutukluluk haline devam edileceğini belirtti.
Avukatların mücadelesi sonrasında hakim ara karar verdi. Sadece duruşması olan 5 sanık için 3'er avukat ve Ankara Barosu, İstanbul Barosu, Almanya Konsolosluğu’ndan gözlemci avukatların duruşmaya girmesine izin verildi.
Arkadaşlarıyla dayanışmak için davayı izlemeye gelen bir lubunya, güvenlik noktasından geçerken kıyafetindeki “lezbiyen” yazısı sebep gösterilerek yakalama kararı olmaksızın alıkonuldu.
Tutuklu yargılanan Hivda’nın savunması başladı.
İddianamede belirtildiği yerden çok uzak bir yerde gözaltına alındığını; iddianamede eyleme katıldığının iddia edildiğini ancak gözaltına alındığı sırada ve yerde herhangi bir eylem olmadığını söyledi.
Ardından devam etti:
“İstanbul Onur Yürüyüşünün ne olduğunu biliyorum, her ne kadar katılmasam da bundan önce 22 kez gerçekleştirilmiştir. Bu sene bu eylemin bir yasaklama kararına konu olduğunu öğrendim. Bu karara dayanarak da sokaktan insanları toplamışlar, bu yapılanı ben nefret suçu olarak nitelendiriyorum.”
Tutuklu yargılanan Hivda:
“Bu şehirde Hande Kader yakılarak öldürüldü. Bu da bir nefret suçuydu. Burada nefret suçlarının yargılanıyor olması gerekirdi”
Tutuklu yargılanan Sinem’in savunması başladı.
“Gözlatına alındığım yer, sonradan öğrendiğim üzere eylem alanına yürüyüyerek 30-40 dakika uzaklıktaymış.
Emniyete götürüldükten sonra hukuka aykırı şekilde ters kelepçe ile gözaltına alındım. İfademde de beyan etmiştim işkence ve kötü muameleye maruz kaldım.
Daha önce onur yürüyüşüne de katılmıştım, fırsat buldukça da katılıyorum; daha önce Eskişehir Onur Yürüyüşüne katılıp yargılanmış ve beraat etmiştim
Tutuklu yargılanan Sinem:
“Sosyalist bir genç kadın olarak LGBTİ+’lara karşı artan nefret politikalarıyla mücadele ediyorum.
Anayasal ve demokratik haklarımızı kullanmak suç olmamalı.”
“Kaldı ki eyleme katılmamıştım da bu tutuklama kararının da siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum.
Bu tutuklama kararı sadece bizi değil bu bilgiye sahip herkesi etkiyor ve insanların adalete karşı güvenini zedeliyor.”
Hakkında yurtdışına çıkmama yükümlülüğü şeklinde adli kontrolü bulunan, Almanya vatandaşı, Konrat Pekkip:
“Türkiye’ye Türkçe öğrenmek için gelmiştim. Olay günü çantamda Türkçe kursu ödevlerim vardı. Taksime gittim. Kafede oturmak için. Taksim tamamen kapalıydı. Bir sürü polis vardı. Daha önce Ortaköy’ü önermişlerdi. Oraya gideyim dedim. Taksiyle geçtim. Ana caddede bıraktı taksi. Yürüme mesafesi gözüküyordu kafe haritada. Kafeye doğru giderken ağır silahlı zırhlı çok fazla polis gördüm. Buradan geçemem diye düşündüm ve arkamı dönüp uzaklaşmak istedim.”
Hakkında yurtdışına çıkmama yükümlülüğü şeklinde adli kontrol tedbiri bulunan, Almanya vatandaşı, Konrat Pekkip:
“Sonra beyaz polo t-shirtlü üniformasız biri beni durdurdu. Gidemezsin daha fazla, dedi.
Başka polisler geldi ve ben ne olduğunu anlamıyordum, Türkçem de o kadar iyi olmadığı için, polis kalkanları arasında kaldım. Hareket edemiyordum. Başka insanların bağırma sesleri geliyordu. Kaos vardı. Bu eylemden haberim yoktu.
Ödevimi yapmak için kafeye gitmek istiyordum. Orada o an aslında bir gösteri de yoktu. Sadece 3-4 kişi gördüm. Daha sonra gözaltına alındım ve emniyete götürüldüm. Herhangi bir anons vs olmadı, zaten kendim polisleri görünce uzaklaşmak istedim. Hiçbir polis benimle konuşmadı.”
Tutuklu yargılanan ve 31 Haziran tarihinde serbest bırakılan Doğan Nur:
“Dereboyu Caddesi’nde arkadaşımla yürürken bir anda polis ablukasına alındık ve kelepçe takıldı. Bu durumun anayasaya aykırı olduğunu söyledim. Polis de anayasaya başvurursun o zaman, dedi. Aslında öznesi olmadığım bir eylemde gözaltına alındım, bu eyleme de katılmamıştım.
“Gözaltına alınmamın hukuki olmadığını ve isnat edilen suçlamanın suç olmadığını düşünüyorum. Bü ülkede herkesin sahip olduğu gibi LGBTİ+’ların da izin almaksızın gösteri yürüyüşü hakkı olduğunu düşünmekteyim.
Tutuklu yargılanan ve 31 Haziran tarihinde serbest bırakılan Doğan Nur:
Gözaltına alındıktan sonra Sulh Ceza Hakimliğinde dinlenirken hakim gözümüze dahi bakmadan hakkımda tutuklama kararı verdi. Ben tutuklandıktan 30 gün sonra tahliye oldum ama arkadaşlarım hala tutuklu. Bu hukuk ilkelerinden uzaklaşıldığını ortaya koyuyor. Hukuki belirlilik bulunmadığını gösteriyor.
Av. Abdullah İkbal Arslanbaş, üç delil sunacağını belirten avukat ilk olarak tanıklığını anlattı: savunma için söz aldı:
“Bizzat oradaydım. Eylemi yapan kişi sayısı 15 yoktu. Eylem 3 dakika sürdü, 4 dakika bile sürmedi. Kalan insanlar sokaktan alındı. Kafede oturanları gördüm. Saatlerce oturduktan sonra alındılar.”
Hivda ve Sinem’in tahliyesine, tüm adli kontrollerin kaldırılmasına karar verildi.
Av. Baran Elma savunma için söz aldı:
Üç delil sunacağını belirten avukat ilk olarak tanıklığını anlattı:
“Bizzat oradaydım. Eylemi yapan kişi sayısı 15 yoktu. Eylem 3 dakika sürdü, 4 dakika bile sürmedi. Kalan insanlar sokaktan alındı. Kafede oturanları gördüm. Saatlerce oturduktan sonra alındılar.”
İkinci olarak insan hakları örgütlerinin raporunu sunduğunu söyleyen avukat:
“Burada beşiktaş kaymakamlığı yasağının yayınlanmadığı ve kişilere gösterilmediği, eylemci grubun 12 kişi olduğu, eylemcilerin polis gelmeden dağıldığı, kişiler burada dağılmamakla suçlanırken polisin onları dağıtmaya değil peşlerinden koşarak yakalamaya çalıştığı bulguları var dedim. Üçüncü olarak eylem görüntüsü sunmak istiyorum dedim. Usb ile kabul edemiyoruz usül böyle, önbürodan sunarsınız dedi reddetti. Gene tartışmalar. 1993’ten bu yana yapılan onur yürüyüşlerinde ilk tutuklama bu dosyada oldu dedim. Söylenecek çok şey var ama birkaç şey söyleyeceğim sadece dedim, oho biz sana uçağın var diye iki cümle kurman için söz verdik sen maşallah dedi. Sonra tartışmalar (vekalete ilişkin, öylesine gelmişsin araya kaynak yaptın yani dedi). Sonra başka bir avukat avukatlara karşı saygılı olmanızı rica ediyorum dedi. Tamam ara veriyorum ben de dedi hakim ve ara verdi