
Trans kadın öğretmen Zoe Lila’nın iş sözleşmesinin feshinin ardından hak örgütleri, milletvekilleri ve sendikalardan dayanışma mesajları geldi.
Trans Pride İstanbul, trans öğretmen Zoe Lila için sosyal medya hesaplarından bir açıklama yayınladı. Yayınladıkları açıklamada “Bizler yine her gün, yaşamın her alanında var olmaya, çalışmaya, örgütlenmeye, sevmeye ve sevilmeye devam edeceğiz.” denildi.
Açıklamada şunlar yer aldı:
Biz toplumun her yerindeyiz. Kimi zaman bir eczacı, kimi zaman bir otobüs şoförü, kimi zaman bir bar çalışanı. Esnafız, öğrenciyiz, emekliyiz. Komşunuzuz, metroda yanınıza oturanız, okulda öğretmeniniz… İşte arkadaşımız Zoe o trans öğretmenlerden birisi. Kendisi 5 yıldır eğitim kadrosunda yer aldığı okulda çalışmaya devam edemeyecek, sebebi ne mi? Sosyal medyada başlatılan linç kampanyası. Nefretin hedefi olmadan önce kendisinin hem okul yönetimi, hem veliler, hem de öğrencileriyle iyi bir iletişimi vardı, trans varoluşuna dair de onlardan destek görüyordu.
Açıklamanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, 10 Temmuz’da DEM Parti Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenleyerek trans kadın öğretmen Zoe Lila’ya dayanışma mesajını gönderdi.
Aynı gün, DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki de Milli Eğitim Bakanlığı’na yanıtlamaları üzerine bir soru önergesi iletti. Trans kimliğin tek başına bir denetim ya da soruşturma gerekçesiymiş gibi sunulduğunu belirten Saki, trans veya LGBTİ+ olmanın hukuka aykırı olmadığını vurguladı. DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise 13 Temmuz günü Milli Eğitim Bakanlığı’na Zoe Lila’nın iş sözleşmesinin yenilenmemesi üzerine başka bir soru yönergesi iletti.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Kadın Komisyonu’ndan da Zoe’ye destek geldi. “Nefret politikalarına karşı Zoe Lila’nın yanındayız” başlıklı bir açıklamayla sosyal medyadan paylaşım yapan Öğretmen Sendikası, Zoe’nin işten çıkarılmasının “açık bir toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık ve çalışma hakkı ihlali” olduğunu belirtti. Açıklamada şunlar yer aldı:
Bir öğretmenin öğrencilerine ne kattığını belirleyen şey cinsiyet kimliği değildir. Öğretmenliği belirleyen; bilgi, emek, pedagojik birikim ve çocukların hayatında yaratılan dönüştürücü etkidir. Buna rağmen bazı medya kuruluşlarının günlerce sürdürdüğü hedef göstermeler ve nefret dili, bir eğitim emekçisinin çalışma hakkını elinden almıştır. Bizler biliyoruz ki burada yargılanan bir öğretmenin mesleki yeterliliği değil, iktidarın makbul gördüğü toplumsal cinsiyet rejimine uymayan bir varoluştur.
Açıklamanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi LGBTİ+ Komisyonu, trans kadın öğretmen Zoe Lila’nın işsiz bırakılmasına hakkında 14 Temmuz'da Taksim’de basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında konuşan Zoe Lila, şunları söyledi:
Ben, Zoe Lila. Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği bölümü mezunuyum. Mezuniyetimin ardından, öğretmenlik mesleğini yasal ve etik ilkeler doğrultusunda, özveriyle sürdürdüm. Son 5 yıldır Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’nda İngilizce Öğretmeni olarak çalışmaktaydım. Ancak Anayasal koruma altında olan çalışma hakkım ve mesleki varlığım, trans kimliğim sonrasında başlayan hedef gösterme, ifşa ve baskı sürecinin ardından iş sözleşmemin yenilenmemesi yoluyla çalışma hayatından dışlanmam sistematik bir engellemeye, hedef göstermeye ve hak gaspı mekanizmasına dönüştürülmüştür.
Uğradığım bu nefret temelli haksızlık ve hakkımda başlatılan ayrımcı idari süreç Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine iki ayrı soru önergesiyle taşınmıştır. İstanbul Milletvekili Özgül Saki tarafından Milli Eğitim Bakanlığı’na verilen soru önergesinin 3 nolu sorusunda açıkça sorulduğu gibi: ‘Bakanlık nezdinde bir kişinin trans olması ya da cinsiyet geçiş sürecinden geçmiş olması öğretmenlik mesleğini yürütmesine engel bir durum olarak değerlendirilmekte midir?’ İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu tarafından doğrudan ismimle, ‘Zoe Lila’ olarak verilen soru önergesiyle maruz kaldığım tüm bu süreç en üst düzeyde kayıt altına alınmıştır.
Soruyoruz: Yasal mahkeme kararıyla ismi resmi olarak değişmiş bir eğitim emekçisi hakkında müfettişlerce ‘İsmini neden değiştirdin?’ şeklinde ayrımcı sorular sorulması ve CİMER ihbarları üzerinden inceleme başlatılması hangi hukuki gerekçeye dayanmaktadır?
Yasal haklarımı kullanarak gerçekleştirdiğim kimlik değişimi sonrasında, diplomamı ve resmi kayıtlarımı güncellemek en doğal ve yasal hakkımdır. Devlet kurumlarının görevi, trans yurttaşların yasal süreçlerini zorlaştırmak veya onları çalışma hayatının dışına itmek değil; haklarını eşitlik ilkesiyle güvence altına almaktır. Karşı karşıya kaldığım durum; yasal bir hakkın kullanımının, resmî kurumlar ve iktidar medyası eliyle transfobik bir ‘çalışma yasağına’ ve mesleki bir cezalandırmaya dönüştürülmesi olmuştur.
Bir öğretmen ve insan hakları savunucusu olarak haykırıyorum:
Bir kadın ve öğretmen olarak kimliğim,emeğim ayrımcı/transofobik engellerle gasp edilemez.
Meclis gündemine de taşınan bu ayrımcı uygulamaya derhal son verilmeli; bürokratik güncelleme süreçleri ya da basında yer alan hedef gösterici söylemler arkasına gizlenen bu hak gaspı derhal sonlandırılmalıdır.
Resmî kurumlar, cinsiyet kimliği üzerinden ayrımcılık yapmayı değil; anayasal eşitlik ilkesini uygulayarak gasp edilen haklarımı iade etmeyi öncelik haline getirmelidir.
Emeğimi, mesleğimi ve kimliğimi hiçbir bürokratik engellemeye ya da ayrımcı zihniyete teslim etmeyeceğim. Haklarımı geri alana kadar hukuki ve meşru zeminde mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğim. Trans kadınların çalışma hakkı engellenemez. Emeğimiz, kimliğimiz ve onurumuz için direneceğiz.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.