
8 Mart’a katıldığı için 2 davada yargılanan İris Mozalar’ın “Cumhurbaşkanına hakaret” davasında adli kontrol kaldırıldı, dosya 25 Şubat’a ertelendi.
8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’ne katıldığı gerekçesiyle hakkında iki ayrı dava açılan İris Mozalar’ın, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandığı dosyanın ikinci duruşması 19 Ocak 2026 tarihinde İstanbul 76. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmada mahkeme, Mozalar hakkında yaklaşık 11 aydır uygulanan adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi. Dosyada yer alan kamera görüntüleri ve dijital materyallerin bağımsız bir bilirkişi tarafından incelenmesine hükmedildi. Cumhuriyet savcısı, esas hakkında mütalaa sunmak üzere ek süre talep etti. Dava, 25 Şubat 2026 tarihine ertelendi.
“20 bin kişi içinden yalnızca bana dava açıldı”
Savunmasında, yargılamanın yalnızca isnat edilen fiile değil, eşit muamele, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkına ilişkin ciddi ihlaller barındırdığını vurgulayan Mozalar, 8 Mart’ta yaşananlara dikkat çekti:
“112 kişi gözaltına alındı. 20 bin kişi içinden yalnızca bana dava açıldı. Bu yalnızca farklı muamele değil; ayrıştırılarak fiilen cezalandırılmamdır.”
Mozalar, kalabalık bir ortamda atıldığı iddia edilen sloganları hatırlamadığını, dosyada şüpheden uzak ve kesin delil bulunmadığını belirterek isnat edilen sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Adli kontrol: “Fiilen bir cezaya dönüştü”
Yaklaşık bir yıl boyunca uygulanan adli kontrolün, henüz hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmamasına rağmen yaşamını doğrudan etkilediğini ifade eden Mozalar, bu tedbirin ölçüsüz ve orantısız olduğunu dile getirdi:
“Yaklaşık 11 aydır uygulanan adli kontrol, henüz suçluluğum ispatlanmamışken fiilen bir cezaya dönüştü.”
Her hafta karakola imza vermek zorunda bırakıldığını, bu nedenle eğitim, mesleki gelişim ve aile yaşamının ciddi biçimde kısıtlandığını aktaran Mozalar, masumiyet karinesinin fiilen zedelendiğini söyledi.
“Bu dosya beni toplum önünde damgalıyor”
Savunmasında hedef gösterme ve güvenlik riskine de dikkat çeken Mozalar, yargılamanın yalnızca hukuki değil, yaşamsal sonuçlar doğurduğunu vurguladı:
“Bu dosya, kimliğimi bir ‘suç şüphesi’ etiketiyle yan yana getirip beni toplum önünde damgalıyor; bu damga güvenliğimi, yaşamımı ve geleceğimi doğrudan etkiliyor.”
Mozalar ve avukatları ayrıca, kolluk tarafından yapılan görüntü çözümlemelerinin bağımsız ve uzman bilirkişi incelemesi sayılamayacağını, gözaltı sürecinde yaşanan işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmemesinin de adalet duygusunu zedelediğini belirtti.
Mahkeme, savunma taleplerini dikkate alarak adli kontrolün kaldırılmasına ve bilirkişi incelemesine karar verirken, dosyanın bir sonraki duruşmasını 25 Şubat 2026 tarihine bıraktı.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.