
Üniversiteli LGBTİ+’lara odaklanarak 9 şehirdeki 10 devlet üniversitesinde toplumsal cinsiyet eşitliği temalı izleme ve haritalama çalışması yaptık.
Üniversiteli LGBTİ+’ları merkeze alarak kırsaldaki devlet üniversitelerinde, LGBTİ+ Hakları Bağlamında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği tematik alanında izleme ve haritalama çalışması amacıyla belirlenen 9 farklı şehirde olmak üzere 10 devlet üniversitesinde nicel ve nitel incelemeleri tamamladık
(Akdeniz Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi).
Çalışmanın nitel kısmı için Mevzuat ve Müfredat İncelemesi, Politika ve Paydaş Analizleri gerçekleştirdik, nicel kısmı için kullanılabilir 647 katılımcının verisine ulaştık ve evvelsi yıl geliştirdiğimiz LGBTİ+’lara Yönelik Ayrımcılık ve LGBTİ+’ların Haklarına Erişim Ölçeklerini uyguladık.
Belirlenen 10 kırsaldaki devlet üniversitesinin öğrencileri, akademisyenleri, personelleri ve mezunlarından gelen yanıtların ve yapısal izlemenin işaret ettiği noktaların sonucunda hazırlanan rapor, bize kampüslerdeki güvenli alanlardan, akademik faaliyetlere, üniversitelerin toplumsal cinsiyet eşitliğine dair politikalarından, üniversitelerdeki taciz ve şiddete çok farklı konu başlıklarında bir çerçeve sunuyor.
Raporumuza, izleme detayları ve araştırmanın bütün çıktılarının yer aldığı websitesinden erişebilirsiniz. Raporu ayrıca okumak için buraya: tıklayabilirsiniz.
Gerçekleştirilen nitel ve nicel incelemeler sonucunda elde edilen ana bulgularımız şu şekildedir:
1. Kampüste LGBTİ+ Olmak
LGBTİ+’ların haklara erişimi ve maruz kaldıkları ayrımcılık doğrudan bağlantılı: İzleme çalışmamız, üniversitelerde LGBTİ+’lara dair hak temelli politika belgeleri, yönetmelikler ve uygulamalar ne kadar güçlüyse, LGBTİ+ öğrencilerin hem haklara erişimlerinin hem de ayrımcılığa uğramama oranlarının arttığını ortaya koyuyor.
Ancak kırsal devlet üniversitelerinde “güvenli kampüs” perspektifi neredeyse yok. Güvenlik birimlerinin sorumlulukları yalnızca fiziksel güvenlik ve trafiği düzenleme gibi alanlarla sınırlı. Cinsel şiddet, ayrımcılık veya psikolojik güvenliğe dair herhangi bir vurgu neredeyse hiç yok. Oysa güvenli kampüs, LGBTİ+ dahil tüm üniversite bileşenlerinin kendilerini ifade edebildikleri, yargılanmadan var olabildikleri bir alan olmalı.
2. En Yoğun Ayrımcılık Alanı: Barınma
Raporun en çarpıcı bulgularından biri barınma alanındaki ayrımcılık. Katılımcılar, en fazla ayrımcılığa yurtlarda maruz bırakıldıklarını ifade etti. Özellikle KYK yurtları, LGBTİ+ öğrenciler için en güvencesiz alan olarak öne çıktı. Ancak bazı üniversitelerde yurtların yönergelerindeki ayrımcı maddeler KYK’lardan bile daha olumsuz değerlendirilmelerine neden oldu.
Veriler, yurt deneyimi ne kadar zorlu geçerse, LGBTİ+’ların genel ayrımcılık deneyiminin de o kadar ağırlaştığını gösteriyor. Ancak kapsayıcı politika belgeleri ve başvuru mekanizmalarının olduğu üniversitelerde yurtlardaki ayrımcılığın azaldığı da dikkat çekiyor.
3. Örgütlenme Hakkı ve Akran Dayanışması Kritik
LGBTİ+ öğrencilerin haklarını savunabilmeleri ve akranlarıyla olumlu ilişkiler kurabilmeleri ayrımcılığa karşı güçlü bir bariyer oluşturuyor. Ne var ki, kırsaldaki 10 üniversitenin sadece birinde aktif bir LGBTİ+ topluluğu bulunuyor.
Araştırma, resmi veya gayriresmi LGBTİ+ öğrenci topluluklarının varlığının, haklara erişim ve ayrımcılıkla mücadelede önemli bir değişken olduğunu ortaya koyuyor. Örgütlü yapılar kampüs iklimini olumlu yönde etkiliyor. İzlenen kırsaldaki devlet üniversitelerinde ise LGBTİ+ kapsayıcı etkinliklerin, kampüslerin güvenli alanına katkı sunan kulüplerin TurkMSIC, Kadın Dayanışma Toplulukları gibi ally topluluklar olduğu tespit edilmiştir.
4. Şiddet ve Tacize Karşı Mekanizmalar Zayıf
LGBTİ+’lar, kampüslerde en çok psikolojik ve sözlü şiddete maruz bırakılıyor. Fiziksel şiddet ve cinsel taciz de önemli bir sorun. Ancak en az bunlar kadar ciddi olan mesele, şiddete ve tacize karşı başvuru mekanizmalarının eksikliği.
10 üniversitenin yalnızca %50'sinde Cinsel Taciz ve Şiddetle Mücadele (CTS) Birimi bulunuyor. Katılımcıların %27.1’i (n=49) üniversitelerinde böyle bir birim olmadığını, %56.4’ü (n=102) ise şiddet ve taciz durumunda nereye başvurabileceğini bilmediğini ifade etti. Bu tablo, LGBTİ+ öğrencilerin kampüste en temel güvenlik mekanizmalarına dahi erişemediğini gösteriyor. CTS birimi bulunan ve bulunmayan üniversiteler arasında gerçekleştirilen karşılaştırmalı analizlerde, üniversitede CTS ve türevi bir birimin bulunmasının ayrımcılık deneyimleme olasılığını azalttığı ortaya konmuştur.
5. Üniversite Yönetimleri Sessiz ve Etkisiz
Kırsaldaki devlet üniversitelerinde üniversite yönetimlerinin tutumu LGBTİ+ öğrencilerin yaşadığı ayrımcılığı belirleyen temel etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Mevzuat ve politika belgelerinde bazı iyileşmeler olsa da, “cinsiyet kimliği” ve “cinsel yönelim” kavramları demeçlerde ya da uygulamalarda neredeyse hiç yer almıyor.
Üniversite yönetimlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki sessizliği, LGBTİ+ öğrencilerin yaşadığı ayrımcılığın ve güvencesizliğin daha da artmasına yol açıyor. Yönetimlerin hem politika üretmesi hem de şiddetle mücadele mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiği raporun temel vurgularından biri.
Üniversitelerdeki tüm bileşenlerin haklarına erişebilmesi, kampüslerde toplumsal cinsiyet eşitliğine dair uygulamaların LGBTİ+’ları kapsamasıyla, odağına almasıyla ve LGBTİ+’ların üniversitede eşit haklara erişimiyle mümkündür. Her daim ve her yerde LGBTİ+ hakları, insan haklarıdır!
Raporun tamamına ve detaylı bulgulara www.kuirizlem.org adresinden ulaşabilirsiniz.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.