
İçişleri Bakanlığı'nın genelgesi "marjinal grup" ve "terör" “provokasyon” gibi muğlak kavramlarıyla muhalif öğrenci topluluklarını kriminalize ediyor.
ÜniKuir Derneği Topluluk Çalışmaları Koordinatörü Doğa Teoman'ın, İçişleri Bakanlığı'nın 19 Eylül 2025 tarihli "Üniversitelerde Güvenlik Tedbirleri" genelgesi hakkındaki değerlendirme yazısını sizlerle paylaşıyoruz.
Topluluklar Kriminalize Ediliyor
İçişleri Bakanlığı, 19 Eylül 2025 tarihli “Üniversitelerde Güvenlik Tedbirleri” Genelgesi muhalif görüşlere sahip öğrenci gruplarını “marjinal” ilan etti. Kampüs yaşamının önemli bileşenleri olan ve 19 Mart sonrası süreçte kampüslerde demokrasi mücadelesinin taşıyıcısı olan toplulukların üyesi olan feministleri, sosyalistleri, LGBTİ+ aktivistleri, Kürt öğrencileri ve ekoloji aktivistlerini “marjinal” ilan eden Genelge, “terörle mücadele” adı altında öğrencilerin kampüs yaşamında örgütlenmesini ve dayanışma kurmasını hedef alıyor.
Üniversiteye Kolluk Güçleri Yerleştiriliyor
Genelge’de yer alan maddelere göre, kampüslere konuşlandırılacak polis ve jandarmanın yanı sıra, komisyonlar ve istihbarat raporları ile Türkiye akademisi üzerindeki baskının yeni bir boyuta taşındığını görüyoruz. Üniversite hayatının ve kampüslerde ifade özgürlüğünün taşıyıcısı olan panellerin ve forumların dahi “güvenlik riski” olarak işaret edildiği bu Genelge ile kampüslerin üzerindeki gözetiminin yapısallaştırıldığını görüyoruz.
Sosyal Medya ve Dijital Gözetim
Genelge’nin 2. maddesi, “sosyal medya paylaşım siteleri üzerinden terör örgütüne müzahir kişi/hesaplar tarafından öğrencileri etkilemeye yönelik yapılabilecek istismar ve provokasyonlara karşı duyarlı olunması” çağrısı yapıyor. Bu muğlak ifade kapsamında, toplulukların etkinlik duyuruları, basın açıklamaları ya da dayanışma çağrılarının “provokasyon” olarak değerlendirilebileceği göz önünde bulundurulduğunda, toplulukların yeni üyelere ulaşması ve gündem yaratması engellenmiş oluyor.
Etkinlik Alanları Daraltılıyor
Genelge’de, kampüs dışındaki mekânlarda yapılacak etkinliklerin bildirilmesi de zorunlu tutuluyor. Bu kapsamda, öğrencilerin kent ile ilişkisinde önemli bir rol oynayan merkezlerin ve toplulukların tercih ettiği güvenli alanların da denetim altına alınmasından söz edebiliriz. Dahası “illegal/marjinal oluşum”lar olarak tanıtım stantlarının yasaklanması, öğrencilerin birbirine ulaşmasını da hedef almakta.
Özel Güvenlik ve Kamera Rejimi
Kampüsleri gözetim merkezleri olarak yeniden yapılandırmayı hedef alan Genelge, kampüslerde girişlerde parmak izi, kartlı geçiş, turnike gibi uygulamaların yaygınlaştırılmasınıi kameraların artırılmasını ve özel güvenliğe kitle psikolojisi ve toplumsal olaylara müdahale eğitimi verilmesini de teşvik ediyor.
Güvenlik Adı Altında Baskı
Bu Genelge ile bir kez daha Türkiye akademisinin hedef alındığını görüyoruz. Üniversitelerdeki demokratik yaşamı tehdit eden, toplulukların varlığını hedef alan bu siyasi müdahale, öğrencilerin kendi sözünü üretmesini, alternatif dayanışma alanları kurmasını “tehdit” olarak görmekte. Oysa üniversiteler, farklı fikirlerin bir arada var olabildiği, ifade özgürlüğünün güvence altına alındığı ve gençlerin özgürce örgütlendiği mekânlardır.
Kampüs yaşamı, eğitimin bütüncül olarak gerçekleştirilebileceği, özgür ve demokratik ilkelerle kurulmuş bir yaşam olmadıkça, gençlerin özgürlüğünden söz edemeyiz. Üniversite bileşenlerinin ve gençlerin bu baskıya yanıtı, her zaman olduğu gibi dayanışmayı büyütmek, seslerini birleştirmek ve “güvenlik” adı altında kısılan özgürlükleri birlikte savunmak olacaktır.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.