
Savcılık, Manifest'in paylaşımlarının LGBTİ+ varoluşları “özendirici ve teşvik edici” olabileceğini ileri sürdü.
Manifest’in kurucusu ve menajeri Tolga Akış, “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçlamasıyla tutuklandı. Savcılık, grubun paylaşımlarının LGBTİ+ varoluşları “özendirici ve teşvik edici” olabileceğini ileri sürdü. Geçen yıl Manifest’in +18 konserini “edep, iffet, ar ve haya” üzerinden soruşturan yargı dili, bu kez LGBTİ+ görünürlüğünü doğrudan “ahlak” ve “çocukların korunması” söyleminin karşısına yerleştirdi.
Manifest’in kurucusu ve menajeri Tolga Akış, 27 Ağustos’ta hakkında yürütülen “müstehcenlik”, “uyuşturucu madde kullanma” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” soruşturması kapsamında gözaltına alındı. 28 Ağustos’ta savcılıkta ifade veren Akış, “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçlamasıyla tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi ve tutuklandı.
Akış’ın tutuklanmasının ardından tartışmanın merkezine ise savcılığın sevk yazısındaki LGBTİ+ karşıtı ifadeler yerleşti. Savcılık, Manifest’in bazı paylaşımlarına çocukların ve gençlerin herhangi bir filtreleme mekanizması olmadan ulaşabildiğini ileri sürdü. Aynı yazıda, bu paylaşımların LGBTİ+ varoluşlarını “özendirdiği ve teşvik ettiği” ele alındı ve kişilerin bu davranışlara yönlendirilebileceği iddia edildi. Yazıda, “toplumun ahlaki değerleri”, “edep ve haya” ile Anayasa’nın aile ve çocukların korunmasına ilişkin 41. maddesi gerekçe gösterildi.
Akış’ın tutuklandığı suç “LGBTİ+ özendirmek” değil. Hakkındaki karar TCK 226 kapsamında “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” suçlamasına dayanıyor. Ancak LGBTİ+ görünürlüğünün “özendirici” olduğu iddiası, müstehcenlik değerlendirmesinin içine yerleştiriliyor. Kanunda “LGBTİ+ özendirmek” diye bir suç bulunmamasına rağmen bu olgunun başka bir suç isnadının gerekçelendirilmesine dahil edilmesi, Manifest’e yönelik yargısal taciz hattının önemli bir parçasını oluşturuyor.
Savcılık metninde tekrar eden “çocuklar ve gençler” vurgusu Manifest’e yönelik süreç açısından yeni değil. Grubun 6 Eylül 2025’te KüçükÇiftlik Park’ta düzenlediği ilk +18 konserinin hemen ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sahnedeki dans ve gösteriler nedeniyle “hayasızca hareketler” ve “teşhircilik” suçlamalarıyla resmen soruşturma başlattı. Üstelik soruşturmanın konusu olan etkinlik 18 yaş sınırıyla düzenlenmiş olmasına rağmen Başsavcılık, açıklamasında yine çocukların ve gençlerin “olumsuz etkilenmesi”ni gerekçeleri arasında saydı. Konseri; “edep”, “iffet”, “ar” ve “haya” gibi kavramlarla tarif etti.
“Çocukların korunması” burada yalnızca çocukların gerçekten bulunduğu ya da doğrudan maruz kaldığı bir alanı tarif etmiyor; 18 yaş altına kapalı bir performans bile çocuklar üzerinden gerekçelendirilebiliyor. Böylece çocuk, somut bir hak öznesi olmanın yanında ahlaki müdahalenin de gerekçesine dönüşüyor.
Buradaki cisheteronormatif varsayım da oldukça tanıdık: Heteroseksüellik ya da cis olmak çocukların maruz kalabileceği, öğrenebileceği veya “özendirilebileceği” bir hayat biçimi olarak adlandırılmazken LGBTİ+ varoluşu görünür hale geldiğinde bir etki, yönlendirme veya tehdit ihtimali üzerinden konuşuluyor. “Özendirme” sözcüğü de LGBTİ+’lığı bir varoluştan çok başkasına aktarılabilecek bir davranış gibi kuruyor.
Manifest’e yönelen müdahalenin ilk hedefinde ise doğrudan kadınların sahnedeki bedenleri vardı. 2025’te açılan soruşturmanın ardından grup üyeleri yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğüyle serbest bırakıldı. Konser görüntülerinin bulunduğu bazı X paylaşımlarına da “milli güvenlik” ve “kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirildi. Soruşturma ekim ayında iddianameye dönüştü. Savcılık, grup üyelerinin “teşhir suretiyle hayasızca hareketlerde bulunma” suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. 15 Aralık’ta İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi altı Manifest üyesi ile konserde sahne alan Aydeed hakkında ayrı ayrı 3 ay 22 gün hapis cezası verdi; hükmün açıklanması geri bırakıldı.
Manifest örneğinde sahne kıyafetleri, dans ve bedenin kullanım biçimi yalnızca sosyal medyadaki muhafazakâr tepkinin değil, soruşturmanın da konusu oldu. “Edep”, “iffet”, “ar” ve “haya” gibi sınırları kişiden kişiye, dönemden döneme değişebilecek kavramlar savcılık açıklamasının doğrudan diline girdi.
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği de soruşturmanın ardından yaptığı açıklamada tam olarak bu noktaya dikkat çekti. Dernek, devletin “haya”, “ahlak” ve “edep” gibi muğlak kavramlar üzerinden kurduğu söylemin kadınların ve LGBTİ+’ların bedensel özerkliğini kriminalize ettiğini belirtti; Manifest’e yönelik soruşturmayı kadın ve LGBTİ+ özgürlüklerini hedef alan bir müdahale olarak değerlendirdi.
Bianet’e konuşan avukat Tuğba Yılmaz da TCK 226’da düzenlenen müstehcenlik suçunun son yıllarda özellikle LGBTİ+’lara ve “makbul kadınlık” tanımının dışında bırakılanlara yönelik farklı biçimde uygulanmaya başladığına dikkat çekiyor. Yılmaz, maddenin giderek bir “genel ahlak yasası” gibi kullanıldığını; “LGBTİ+lığı özendirmek” gibi kanunda karşılığı bulunmayan gerekçelere müstehcenlik suçu üzerinden karşılık yaratılmaya çalışıldığını belirtiyor. Bir yıl sonra savcılık metnine LGBTİ+ “özendirme” iddiasının girmiş olması, kadın bedeni üzerindeki ahlakçı denetim ile LGBTİ+ karşıtı söylem arasındaki bağı daha görünür hale getiriyor.
Manifest’e yönelik 2025 ve 2026 süreçlerinin hukuki dayanakları aynı değil. Ancak kullanılan ahlakçı dilde belirgin bir süreklilik var: 2025’te kadınların sahnedeki bedenleri “edep, iffet, ar ve haya” üzerinden soruşturma konusu olurken, 2026’da aynı çerçevenin içine LGBTİ+ görünürlüğü de “özendirme” söylemiyle açık biçimde dahil ediliyor. Yargısal taciz de tam bu süreklilik içinde görünür hale geliyor: farklı suç isnatları arasında, kadın bedeni ve kuir görünürlük tekrar tekrar “ahlak” ve “çocukların korunması” üzerinden yargının müdahale alanına çekiliyor. Manifest vakasının gösterdiği şey tam olarak bu: Tartışma sahnede neyin “fazla” olduğundan çok, kimin görünürlüğünün zaten baştan fazla sayıldığına dair.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.