
Herkesi 8 Nisan 2026 Çarşamba günü saat 09.00’da, İzmir 47. Asliye Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya bekliyoruz.
Sürekli aramızda konuştuğumuz haliyle, yaşadığımız “insan hakları krizi” son dönemde iyice vites artırdı, biçim değiştirdi ve yeni yöntemler keşfederek uygulandı. Belki de var olmamıza tahammül edemeyenlere de örgütlenmeyi ve yeni yöntemler keşfetmeyi öğrettik farkında olmadan, bilemiyorum. Ama şunu biliyorum ki çatlaklara sıkıştırılma deneyimlerimiz karşılaştırılamaz ve o çatlaklardan sızma işinde hiç kimse, hiçbir zaman bizim kadar iyi olamayacak.
Neyse, ne diyordum? Son dönemde ülkede hukuksuzluğun geldiği boyut ve kamunun bunu kanıksayışı; örgütlenme alanlarımızı ve mücadele ederek edindiğimiz özgürlüklerimizi tehdit eden bir müdahaleye dönüştü. Geri adım atmıyoruz şüphesiz ama adımlarımızın yönü ve yöntemleri değişebiliyor. Belediyelere atanan kayyumlar, 19 Mart sürecinde yaşanan gözaltılar/işkenceler ve tutuklamalar, zaman zaman sızdırılan ve amacının tepkimizi mi ölçmek yoksa gözümüzü mü korkutmak olduğunu anlamadığımız yasal düzenleme tehditleri ile daha niceleri hep bu kapsamda gerçekleşen saldırılar. Siyasal iktidar; tek elden toplumu dizayn etmek istediğini ve buna direnenlerin sonunun ne olacağını, bir nevi deklare ediyor bizlere.
1 Nisan’da İzmir Barosunda derneklere yönelen kapatma yaptırımlarını, örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde de konuştuk. Bugünlerde en çok gündemimizde olan kapatma davalarından birisi Genç LGBTİ+’ya yönelen dava olsa da en azından Genç LGBTİ+’nın, dava ile kapatılma(!) ayrıcalığının olduğunu ve benzer yargısal tacizlerin ÇHD (Çağdaş Hukukçular Derneği), TTM (Tarlabaşı Toplum Merkezi) ile daha birçok kurum tarafından da deneyimlediğini hatırladık beraber.
Demem o ki ağırlıklı gündemimiz, Genç LGBTİ+ hakkında verilen fesih davası ile iki dönem yönetim ve denetim kurullarına açılan ceza davası olsa da ne bu davanın yargılananları, yalnızca dosyaya kayıtlı on bir sanık ne de hakkında fesih davası açılan tek dernek Genç LGBTİ+ Derneği. Biliyoruz ki #hepimizhedefteyiz ve biliyoruz ki #LGBTİ+HaklarıİnsanHaklarıdır. Tam da bu nedenle insan haklarının herkes için olduğuna inanan her kişi ve kurumun LGBTİ+’lar ile dayanışma sorumluluğu var.
Elbette yargı paketleri konusunun konuşulmaya başlanması, temel hak ve özgürlüklerimize yönelen tehdidin ağırlığını bir kez daha ortaya koyarken; hissedilen bu tehdit, hem LGBTİ+ örgütlerini birbirlerine hem de diğer hareketleri LGBTİ+ hareketine yaklaştırdı zira tehlikenin arsızlaşması, bunları mümkün kılan ve itici güç sağlayan önemli bir uyarıydı. Aslında bu dayanışmanın ve dirsek temasının bir örneğini, Genç LGBTİ+’nın son iki dönem yönetim ve denetim kurulu üyelerine açılan ceza davasının ilk duruşmasına davet ve kampanyaya destek taleplerimizle İzmir yerelindeki kurumları ziyaret ederken de gördük. Yerelde faaliyet gösteren veya şubesi bulunan siyasi parti ve hukuk örgütlerini ziyaret ettiğimizde ve ziyaret etmeye yetişemediğimiz diğer kurum ve örgütlerle iletişime geçtiğimizde neredeyse hepsinden destek sözü aldık. Yukarıda anlattıklarımı ve kurumların kendi perspektiflerini hesaba kattığımızda, bu aslında oldukça tutarlı bir refleks. Hepimiz her şeyin farkındayız. Genç LGBTİ+’nın maruz bırakıldığı yargısal tacize karşı koymamızın öneminin ve verilen mücadelenin yalnızca bir derneğin veya yargılanan on bir hak savunucusunun mücadelesi olmadığının, hepimizin örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere en ufak özgürlüğümüze varana kadar ilgilendirdiğinin farkındayız. Tam da bu yüzden, herkesi 8 Nisan 2026 Çarşamba günü saat 09.00’da, İzmir 47. Asliye Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya bekliyoruz.
Bilmiyorum; belki de sözlerime, örgütlenme iradesi taşıyan ve özgürlüklerinin en önemsiz görünenini bile koruma gayesi güden hepimize seslendiğimi söyleyerek başlamalıydım. Ama siz anladınız bence.
--
1- 22 Kasım 2016 tarihinde bir OHAL KHK’sı ile ÇHD’nin de içinde bulunduğu 375 dernek kapatılmıştır. Agos’un ilgili haberinde şu ifadelere yer verilmiş: “Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında Resmi Gazete’de yayımlanan 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğu” iddia edilen" 375 dernek ve 9 basın yayın kuruluşu kapatıldı. 242'si akademisyen 15 bin 726 kamu çalışanı meslekten ihraç edildi.” Haber Linki: https://www.agos.com.tr/tr/haber/iki-yeni-ohal-khk-si-15-bin-726-kisi-meslekten-ihrac-edildi-17078 (Son Erişim Tarihi: 03.04.2026)
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.