
Audre Lorde “Saçın Hâlâ Politik mi?” metninde beden, görünüş ve siyah kadınların saçları üzerinden kurulan denetimi sorguluyor. Çeviri: Ekin.
Saçın Hala Politik mi?
Audre Lorde
Çev. Ekin
Bu yılın başlarında Virgin Gorda'ya yaptığım ilk gezi keyifli ve rahatlatıcıydı. Hugo Kasırgası’nın yol açtığı yıkımla baş edebilir hale gelince, üç arkadaşımla birlikte Noel tatili için Karayipler’de bir yerde buluşmaya karar verdik. Kişisel ve profesyonel seyahatlerimi düşününce, Virgin Gorda ideal bir yer gibi göründü. Dahası evime bir saatten az uçak mesafesinde.
St. Croix'den başka bir siyahi kadın olan arkadaşım ve ben, BVI [British Virgin Islands, Britanya Virjin Adaları] göçmenlik işlemlerini tamamlamak için Tortola'daki Beef Island Havaalanı'nda uçaktan indik. Değişiklik peşinde, kasırga sonrası sorunları birkaç gün geride bıraktığımız harika bir tatilin turisti olmaktan mutluydum. Sabah parlak ve güneşliydi ve valizlerimizde kiraladığımız ev için getirdiğimiz süslemelerin yanı sıra donmuş hindi vardı.
Göçmenlik Kontrol Masası’nın arkasında, jilet gibi ütülenmiş üniforması içinde, işlem görmüş saçları kusursuzca şekillendirilmiş siyahi kadın benden gençti. Doldurulmuş giriş kartımı ona doğru uzattım. Bana baktı, gülümseyerek kartı aldı ve dedi ki: “Saçınızı kim yapıyor?”
Ben ve arkadaşım Virgin Gorda’ya giden tek yolculardık. Hayli seyahat eden Siyahi kadın bir yazarım. Son zamanlarda bu soruyla defalarca karşılaştım. Süpermarket sıralarında, otobüste, çamaşırhanelerde siyahi kadınların saçları hakkında yaptığımız o tanıdık sohbetlerden birine gireceğimizi düşünerek, saçımı kendimin yaptığını söyledim. Daha fazla soru sorması üzerine, nasıl yaptığımı tarif ettim.
Gülümseyerek hiç beklemediğim bir anda “Şöyle ki, saçınız bu haldeyken buraya giremezsiniz” dediğinde hazırlıksız yakalandım. Ve uzanarak, ziyaretçi kartımın üzerine “giriş yasak” mührünü bastı.
“Bilmiyordum,” ve “o halde üzerini kapatırım” dedim ve çantamdan başörtümü çıkardım.
“Bu hiçbir şeyi değiştirmez” dedi. “St.Croix’e bir sonraki uçak bu akşam saat 5’te”. Bu sırada saçlarında kaynak örgüler olan arkadaşım yardımıma geldi ve “Saçlarının nesi var” diye ve “Peki ya o zaman benimkiler?” diye sordu.
“Seninkilerde bir sorun yok” diye cevapladı, “Seninki sadece bir saç modeli”.
Başıma gelene inanamazken, “Ama benimki de sadece bir model” diye itiraz ettim. Dünyanın her bir köşesine özgürce seyahat etmişken, şimdi siyahi bir kadın bana saçıma verdiğim şekil sebebiyle Karayip ülkesine giremeyeceğimi mi söylüyordu?
“Anayasamızda bu konuda madde var” dedi. “Buraya BÖYLE görünürken giremezsiniz.”
Gurur duyduğum doğal saç örgülerime dokundum. Bir yıl önce, saçımı kestirmeyi bırakıp, tıpkı yetişkin hayatımın büyük bir bölümünde doğal afro saç modelimi kullandığım gibi, kişisel bir stil ifadesi olarak saçlarımı uzatmaya karar vermiştim. 80'lerin başlarında Essence dergisinin kapağında yer alan ve en popüler şiirlerimden birine ilham veren bir makaleyi hatırladım: "Saçın Hala Politik mi?"
“Ciddi olamazsınız!” dedim. “O zaman neden bundan daha önce haberim yoktu? Turist bilgilendirme broşürlerinizin herhangi birisinde siyahi kadınların yalnızca belli saç modelleriyle ülkenize girebileceği yazılı mı? Ve neden buna zorundayız?
İşte şimdi gülümsemesi silinmişti.
“Bu kanun beş yıldan fazla süredir yürürlükte,” diye tersledi. Bagajlarımızın uçaktan indirildiğini ve uçağın bizsiz gitmek için hazırlık yaptığını gördüğümde ne kadar ciddi olduğunu anladım.
Pistte çözülen tatil yemeğimizin, New York’ta nerede olduğumuzu merak eden arkadaşlarımızın, havalimanında bizi karşılayacak ve arabasıyla bizi deniz kenarında kiraladığımız eve götürmek için bekleyen ev sahibimiz gözümde canlanırken, “Ama bunu nasıl bilebilirdim?” diye itiraz ettim:
“Britanya Virgin Adaları’na uyuşturucu sokamayacağımı okudum. Britanya Virgin Adaları’nda iş arayamayacağımı okudum. Britanya Virgin Adaları’nda ne yapamayacağıma dair her şeyi okudum ama siyahi turistler olarak Britanya Virgin Adaları’nı ziyaret ettiğimizde saçlarımızda doğal örgüler kullanamayacağımızı nereden bilecektik? Yoksa siyahi turist istemiyor musunuz?”
Öfkeden deliye dönmüştüm. Dışarıdaki sıcak güneşe ve karşımda duran siyahi yüze rağmen nerede olduğuma dair kafam karışmıştı. Nazi Almanyası mı? Faşist İspanya mı? Irkçı Güney Afrika mı? Onlarca yıl beyaz insanların siyah insanları nasıl GÖRÜNDÜKLERİ yüzünden dışladığı yerlerden biri mi? Hayır! Karayipler’de siyahi bir kadın bana ülkesine bir turist olarak kabul edilemez olduğumu söylüyordu- yaptığım bir şey sebebiyle değil, hatta kim olduğum için bile değil, sadece saçımı böyle kullandığım için. İliklerime kadar titriyordum.
Bu sırada genç beyaz pilot uçağın neden geciktiğini görmeye geldi. “SAÇI yüzünden derken ne kastediyorsunuz?” Sonunda bir göçmenlik amiri geldi ve benden başka bir giriş kartı doldurmamı istedi.
“Neden Virgin Gorda’ya gidemiyorum?” diye başladım. “Orada daha önce de bulundum. Ve saçımın nesi var? Sağlıksız değil, hijyenik açıdan sakıncalı değil, ahlaksız değil ve kesinlikle doğal dışı değil!”
Amir, kulak hizasındaki bakımlı saç örgülerime baktı. “Sen Rasta mısın?” diye sordu. Ve sonunda bunun neyle ilgili olduğunu anladım.
Bana katil miyim diye sormadı. Bana torbacı, ırkçı ya da Ku Klux Klan’a üye miyim diye sormadı. Onun yerine bana Rastafarian dinine mensup olup olmadığımı sordu.
Bazıları saç örgüsü görürken onlar devrim görüyordu. Rastafarianların marihuanayı dini bir ritüel olarak kullanmaları sebebiyle kimisi onları gördüğünde saç örgüsü görürken kimisi otomatik olarak torbacı görüyordu Ama Karayipler boyunca uyuşturucu ticareti yapanların saç örgüsü yoktu; onlar üç parçalı takım elbise giyiyor, yanlarında evrak çantaları ve diplomatik keseler taşıyor ve genellikle Göçmenlik Bürosu’ndan geçerken hiç sorun yaşamıyorlardı.
Bir anlığına bu ciddi siyahi genç adama gözlerimi diktim. Birdenbire saçım çok politik olmuştu. Korku dalgaları üzerime çöktü. Kamu güvenliğimiz adına, siyah insanlar olarak birbirimize daha kaç farklı dini zulüm biçimi uygulayacağız? Ve diyelim ki ben bir Rastafarianım? O zaman ne olacak? Neden bu otomatik olarak Virgin Gorda’da tatil yapamayacağım anlamına geliyor? Turist dolarlarım geçersiz mi kılıyor?
Ya bana Yahudi olup olmadığımı sorsaydı? Quaker? Protestan? Katolik? Tarihin kanlı sayfalarından ne öğrendik ve aynı hataları tekrarlamaya gerçekten mahkûm muyuz?
Kalbim acıyordu. “Rasta olup olmamam neyi değiştirir” demek istedim. Ama güneşin altında bekleyen çantalarımızı ve pilotun uçağa yavaşça geri döndüğünü gördüm. İçten içe düşündüm ki - hep aynı soru: nerede tavır almaya başlamalıyız? Ama yüzümü çevirdim.
“Hayır, ben bir Rastafarian değilim” dedim. Ve gerçekten, değilim. Ama içimde bir yerde kendimden bir parçayı inkâr etmiş gibi hissettim ve Rastafarian kız ve erkek kardeşlerimle daha önce orada olduğunun farkında olmadığım bir dayanışma hissettim.
“Saçların hâlâ politik mi?”
yanmaya başladığında, söyleyin bana.
Göçmenlik geçiş kartım onaylandı, bagajlarımız tekrar uçağa yerleştirildi ve biz yolculuğumuza yirmi dakikalık bir gecikmeyle devam ettik. Uçak pistin sonuna doğru ilerlerken arkama dönüp Beef Island Havaalanı’na baktım.
Bu küçük adada, siyahi insanların birbirlerine karşı şahitlik olarak kullanılabildiğine, düşmanlarımızın silahlarını birbirimize karşı kullanmamıza, derimizin rengini, kıyafetlerimizin kesimini ya da saçlarımızın şeklini yargılamamıza dair bir örnek daha gördüm. Siyahi kadınlar olarak birbirimize karşı baskının enstrümanı olarak kullanılmaya daha ne kadar izin vereceğiz?
Siyahi bir Karayip adasında, siyahi bir kadın diğer siyahi kadının yüzüne baktı ve onu kabul edilemez buldu. Yaptığı bir şey sebebiyle değil, kim olduğu için değil, hatta neye inandığı için de değil. Sadece nasıl GÖRÜNDÜĞÜ için. Siyah insanların birbirlerine karşı bu tür bir öz-nefret pratiği göstermesi ne anlama geliyor?
Güneş hâlâ parlıyordu ama gün bir şekilde daha az parlaktı.
St. Croix, Virgin Adaları
10 Ocak 1990
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.