
İngilizce kaleme aldığı şiiri özgün dilinde yayımlıyoruz. Türkçesi için kaydırınız.
Summer is gone,
Enter, shame.
No longer green was argonne,
Who was to blame?
He, he who seeks to reconcile,
He who thought he could compromise.
He was now lone in his aisle,
He had recieved his prize.
Though he did hate the sheep,
He was not that different, of the pork.
He could not sleep,
Knowing he was an orc.
Of void, were the dunes,
People, ghosts, pariahs.
All that remained were runes,
Of the acacias, of the papayas.
Few tried to prevent,
Oh, the few they were.
Eventually they repent,
Abandoning what was? just a blur!
He reminisced of the feast,
Of his little heaven, his precious silly.
Yet he smelt like yeast,
Oh, how he wished his odor - pox lily.
Yes, he!
He was not worthy to be she.
He had no choice but to agree,
Else, he could not flee.
Indeed was this his condition,
He knew his fate.
He was a victim of tradition,
Popular as of late.
Sun starts to fade,
Clouds tear up and weep.
A tired flame, burning jade,
A rotten being, a hopeless bleep.
"He has been stale of late,
Should we go to the doctor?
Woman! You worry too much,
He, a provocateur."
Agony should not last,
What was there to savour?
Though it was a blast,
None was there to favour.
O peaceful snow!
Embrace, the lost soul.
Blow after blow,
Welcome, your ridden ghoul...
Çevirisi:
Yaz bitti,
Gir içeri, utanç.
Artık yeşil değildi Argonne,
Kimdi suçlu olan inatla inanç?
O, uzlaşma arayan o,
Orta yolu bulacağını sanan.
Yalnız başınaydı şimdi koridorda o,
Ödülünü almıştı hatadan kalan.
Sürüden nefret etse de içten,
Farkı yoktu pek domuzdan.
Uyku girmezdi gözüne hiçbir
biçimden, Biliyordu bir ork olduğunu
en sonradan.
Boşluktu kum tepelerinin ötesi,
İnsanlar, hayaletler, garibanlar.
Geriye bir tek runik izler kaldı,
Akasyalardan, papayalardan kalanlar.
Birkaç kişi direnmeye yeltendi,
Ah, o birkaçı ne kadar azdı!
Sonunda pişmanlıkla tükendi,
Bırakıp ne varsa—bir silik yazı!
Özlemini çekti o ziyafetin,
Küçük cennetinin, o tatlı hezeyanın. Oysa
maya kokuyordu nefesi bedenin, Ah, dilerdi ki
kokusu olsun vebalı zambakların.
Evet, o!
O layık değildi olmaya bir kadın.
Boyun eğmekten gayrı yoktu
çaresi, Kaçabilmesi için tek yoldu
bu adın.
Gerçekten buydu kaderin biçtiği,
Biliyordu nihayet yazgısını.
Kurbanıydı uydurma bir geleneğin,
Yeniden moda olan son zamanların.
Güneş çekilirken gökten yana,
Bulutlar parçalanıp ağlar.
Yorgun bir alev, yeşim tonunda
yana, Çürümüş bir suret, dipsiz bir
uçar.
"Son zamanlarda pek tuhaftı hâli,
Bir doktora mı görünsek acaba?
Kadın! Çok veriyorsun vehme
tecelli, O ki, doğuştan bir nifak
tohumu."
Sürmemeli ıstırap daha fazla,
Ne kalmıştı ki tat alınacak?
Coşkuyla yaşansa da o rüzgarla,
Yoktu sırtını sıvazlayacak.
Ey huzurlu kar!
Kucakla bu kayıp ruhu.
Vurdukça darbe üstüne rüzgarlar,
Hoş geldin, azap içindeki ucube ruh…
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.