
"Akademide Bi+ Çalışmak" serisinin üçüncü konuğu Damla Umut, "aile kimdir?" sorusunu lubunyalar özelinde tekrar tartışmaya açıyor.
Bi+ Görünürlük Haftası'nda bu kez akademiyi konuşuyoruz. Konuklarımız, akademide biseksüel+ öznelerin deneyimlerini sahaya inerek çalışan araştırmacılar. Onlarla tezlerinde bi+ özneleri seçme nedenlerini, sahada görmeyi umduklarını, karşılarına çıkanları, sahadan ayrılırken akıllarında yer edinenleri, araştırmacı-akademi ilişkisindeki kesişimleri/dönüşümleri, tezlerinden bizim payımıza düşenleri yani kısaca “akademide bi+ çalışmayı” söyleştik.
Serinin üçüncü konuğu Damla Umut Uzun, “Toplumsal Cinsiyet ve Sınıf Bağlamında Lezbiyen, Gey, Biseksüel Bireylerin Aile Performanslarının Açılma Pratikleri Üzerinden İncelenmesi” başlıklı tezinde natrans lezbiyen, gey ve biseksüel kişilerin hem atanmış hem seçilmiş aileleri ile yaşadıkları aile pratiklerini toplumsal cinsiyet ve sınıf perspektifinde incelemiş.
Tez motivasyonunun uzun zamandır hareketin içinde bulunması ve LGBTİ+’larla sosyalleşmesinden kaynaklandığını belirten Damla Umut, pek çok LGBTİ+’nın atanmış ailesi ile sorunlar yaşandığına tanıklık ettiğini ifade ediyor. Araştırmacı, tezinin sorunsalını şöyle derinleştiriyor: “Atanmış ailenin senin üzerindeki her hakka sahip olduğunu düşünmesi, birbirinize legal/duygusal sorumluluklarınızın zorunluluk haline gelmesi, senin ‘çocuk’ olarak birey olma haline ya da kimliğine hiç saygı gösterilmezken senden sonsuz bir saygı beklenmesi ve bu ‘koşulsuz sevgi’ adı altında yüceltilen zorunluluklar silsilesi olarak atanmış aileyi problemleştirmek istedim.”
Damla Umut, aslında aile tanımının atanmış aile ile sınırlı olmadığını, pek çok kişinin birbiriyle daha çeşitli ve onun tabiri ile daha samimi ilişkiler kurabildiğini ancak bu tip aile pratiklerinin “gerçek anlamda aile olarak” kabul edilmediğinin altını çiziyor. Tezde bu karşılaştırmayı yapan araştırmacı, ailenin aslında pratiklerden ibaret, akışkan, değişebilen, dönüşebilen bir şey olduğunu LGBTİ+ toplumu deneyimleriyle göstermek istediğini aktarıyor.
Cinsiyet kimliği, cinsiyet karakteristiği/ifadesi gibi öznelikleri dahil etmenin çalışmasını bir master tezi kapsamından çıkaracağını ve bunun altından kalkmasının güç olduğunu ifade eden Damla Umut, bu yüzden tezini natrans LGB’lerle sınırlamış.
"Ufak bir otosansür yaptım yazım sürecinde"
Akademide cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği çalışmak nasıl bir şeydi senin için?
Güzel bir deneyimdi bence. Türkiye LGBTİ+ literatüründe adımız yazıyor artık nasıl güzel olmasın. Açık kimlikli ve alanda çalışan bir biseksüel olduğum için çalışma sürecinde bir sıkıntı çekmedim. Hatta alanda çalışmak işlerimi kolaylaştırdı. Literatür taraması yaparken Türkiye’de bu alanda çok değerli çalışmalar da yapıldığını gördüm; oldukça berbat ‘akademik gibi’ çalışmalara da rastladım. Bir de bu alanın Türkiye’de 90’lardan sonra yaygınlaştığı ama Batı literatürüyle karşılaştırdığımızda bizim akademik çalışmalarda halen LGBTİ+’ların temsiliyetinin, sağlık, eğitim, sosyal hizmet gibi çeşitli alanlarda temel hak ve özgürlüklere erişim ya da aile gibi problematik alanlara sıkıştığını gördüm. Bu da içinde bulunduğumuz gerçekliği daha net gösteren bir karşılaşmaydı kendi adıma.
Eğer özneysen ve paylaşmak istersen, yönelimine dair deneyimin/kimliğin bu akademik çalışma ile nasıl kesişti, nasıl etkiledi birbirini? Sence bu ilişkide dönüşen taraflar kimler? Her ikiniz mi yoksa üstün gelen bir taraf var mı ya da biriniz diğerine mi uyum sağladı?
Yönelimime dair tez sürecinde şu oldu onu da anlatmadan geçmeyeyim. Üniversitem ve tez hocam da bu konuyu çalışmamı engelleyecek bir durum yaratmadı hiçbir şekilde. Metodoloji kısmını yazarken biraz bu tez sürecinde nelerle karşılaştım, nasıl zorluklar ya da kolaylıklar oldu şeklinde bir bölüm yazmamı istemişti hocam. Orada “içeriden biri olarak saha deneyimi” (field experience as an insider) diye bir bölüm ekledim. Tez hocam bu bölümü yazarken biseksüel kimliğimi açıkça belirtmememin benim ve çalışmanın ilerideki güvenliği için daha iyi olabileceğini; o yüzden “içeri biri” kısmını bir LGBTİ+ aktivisti olarak anlatmamı tavsiye etmişti. O şekilde bir ufak otosansür yaptım yazım sürecinde. Bundan ayrı, çalışmayı yaparken çokça öğrendim. Bu mülakatları yapmak da çok kıymetliydi. Görüşmecilerde tanıdığım kişiler de vardı tanımadıklarım da... Ama mevzu aile, kimlik falan olunca bir kişinin aslında en kişisel hikayelerini soruyorsun dinliyorsun bir iki saat boyunca. Onlar anlatırken çokça ortak nokta da yakaladım. Kimliklere dair ya da kişisel yaşamımızda karşılaştığımız ama üzerine bu kadar düşünmediğimiz şeyleri başkasından farklı şekilde dinleyince yeniden düşündüğüm zamanlar oldu. Süreç boyunca tez de dönüştü ben de dönüştüm bence her türlü.
Bu tezden nasıl ayrıldın? Aklında ne vardı, ne gördün, ne değişti?
Ben tezde sınıf da çalıştım. Bu sınıf bağlamını LGBTİ+’lar özelinde hem kaynaklardan incelerken hem de sahaya çıktığımda daha net gördüm diyebilirim. Şöyle, LGBTİ+ hareketi zaten her gün değişip dönüşmesiyle, akışkanlığıyla çok öğretici bir hareket bence insan hakları ve özgürlükler bağlamında. Ve hareket içinde bir sürü kesişimsellikle aslında herkes biraz ayrıcalıklarının, örtülü ya da fark edilmeyen ufak da olsa ayrımcılıklarının farkına varıyor, düşünüyor, değişiyor.
"Lubunya arkadaşım benim ailemdir” gibi hikayeleri görünür kılmak
Çalışmanda görüşme yaptığın biseksüel katılımcıların atanmış ailelerine açılma süreçleri ile lezbiyen ve gey diğer katılımcıların yaşadıkları açılma süreçleri arasında bir farklılık gördün mü?
Görüşmecilerimden biseksüel bir kadın arkadaş (aynı zamanda LGBTİ+ hareketi içinde aktivist biri olmasına rağmen) aslında ailesine çok kez açılma ve benzeri konuşmaları yaptığını ama ailesinin inatla bunu görmezden geldiğini, sanki öyle bir şey olmamış gibi yaptığını söylemişti. Bu aslında ailelerin “sessizlik stratejisi” de denilen bir karşı koyma/ direnç mekanizması. Halen heteronormatif tahakkümü dayatıyorlar bir yandan da senin kimliğini tanımayarak, görmeyerek.
Onun dışında bir de daha taşra sayılabilecek bir şehirden bir görüşmeci biseksüel kadın vardı. O da mesela küçük bir yerde okumuş, ailesiyle yaşamış vs. Bir gün arkadaşı ailesine ifşa ediyor eşcinsel ilişkilerini. Ailesi de anlattığına göre oldukça geleneksel, muhafazakar bir aileymiş. Babası bu durumu duyup “Aferin benim kızıma. Ben bile kızlarla alem yapamadım sen yaptıysan helal olsun… En azından ailemize başka türlü laf getirmedin” gibi bir tepki vermiş. Hani ailede kadın kadına ilişki lezbiyenlik/ biseksüellik o kadar görünmez, hiç “ciddi” olmadığı için zararsız ve “kız kıza eğlence” boyutunda görünüyor ki ailede bu espri konusu falan olmuş sonrasında. Annesiyle markette iki kız görüyorlar bir gün de annesi şey diyor: “Bak şu kızlar güzelmiş birini abine birini sana alalım”. Bu şekilde “alay” konusu oluyor kadın.
Çalıştığın alanda aktivizme/sisteme ilişkin ne gibi bir problematikle, hangi sorunlarla, baskıcı yöntemlerle karşılaştın? Aileye, aktivistlere, STK'lara ve devlet kurumlarına ne düşüyor?
Tezin çıkış motivasyonu zaten heteronormatif geleneksel aile anlayışını dert etmemdi. Aileyi sarıp sarmalayan bütün geleneksel normlar, önkabuller, zorundalıklar bence başlı başına “baskıcı yöntem ve sorun”. Çünkü bunu bu hale getiren de heteronormatif, ikili cinsiyetli, ahlakçı bir devlet ve toplum. Her şeyi siyah ya da beyaz görme eğilimleri. Hani “aile nedir? Budur. Ben bunu tanırım. Bitti.” Onun dışında hiçbir varoluşa yer bırakmıyorlar. Saygı duymak, tanımak şöyle dursun o hayatları zehir etmek için de ellerinden geleni yapıyorlar işte.
Hani ben bu tezi hak savunuculuğu amacıyla yazmadım. Evlilik eşitliği olsun, açın lubunya ailelerin önünü ve benzeri bir tavsiyede bulunmadım [ama bulunabilirim de]. Daha ziyade, bakın bu hayatlar da var. Herkes senin dayattığın gibi insan çocuğu yapmayacak, benim “hanem” kedilerimle kendimim ya da aile sadece “eşler arası” bir ilişki değil. “Üç-beş tane lubunya arkadaşım benim ailemdir” gibi hikayeleri görünür kılmak asıl çabamdı.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.