Muğla Queer’in, nefretin hedefindeki transları anma etkinliği polis baskısına rağmen Sınırsızlık Meydanı’nda gerçekleştirildi.
“Polis anmaya katılan insanlardan kimlikleri vermelerini istedi. Lubunya olmasa da bizimle dayanışmaya gelenler öne çıkıp bilgilerini paylaşsa da polis inat etti ve LGBTİ+ olduğunu varsaydıklarının kimliklerini vermelerinde diretti. Vermezsek basın açıklamasını okutmayacaklarını, gözaltına alınacağımızı söylediler.”
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin LGBTİ+ topluluğu Muğla Queer, bir öğrenci grubu olmasına rağmen mücadele alanının şehrin geneli olduğunu yakın bir süre önce anlatmıştı. Muğla’da yaşayan LGBTİ+ aktivistleri, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü’nde anayasal haklarını kullanmak için şehir meydanında buluştuğunda ise öznelerden birinin ÜniKuir’e yukarıda aktardığı olaylar yaşandı.
Fişlenme riskine rağmen aktivistler geri adım atmadı ve basın açıklamasını gerçekleştirdi.
20 Kasım Platformu’nun İzmir’de gerçekleştirdiği anmada okuduğu basın açıklamasını bu kez Muğla sokaklarında yükselten aktivistler, “translara yönelik nefret politikaları üreten ve LGBTİ+’ları kriminalize eden erkek devlete” direnmeye devam edeceklerini duyurdu:
“Bizi yok sayanlara; yaşama, barınma, çalışma, eğitim, sağlık haklarımızı gasp edenlere itaat etmiyor, haklarımıza yönelik olan bu saldırılara karşı varlığımızı kutluyor ve mücadelemizi büyütüyoruz!”
Açıklamada ayrıca, son dönemde Türkiye genelinde düzenlenen LGBTİ+ karşıtı nefret yürüyüşlerine tepki gösterildi, yürüyüşlerin nefret siyasetinden beslendiğinin altı çizildi.
Yaşananları ÜniKuir’e anlatan aktivist, kamusal alandaki görünürlüklerinden vazgeçmeyeceklerini ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde de LGBTİ+ korteji olarak alanda yerlerini alacaklarını vurguladı.
Bizler, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü'nde; "Nefrete İnat Yaşasın Hayat!" diyerek, transfobik ve LGBTİ+fobik düzene karşı bir araya gelmiş LGBTİ+larız.
20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü; Kasım 1998'de trans kadın Rita Hester'in Abd Boston'da kendi evinde göğsüne aldığı 20 bıçak darbesiyle katledilmesinden 1 yıl sonra trans aktivist Giveyndolin En Smith'in Ölülerimizi Anmak isimli web projesini başlatması ile ortaya çıktı. İzmir 20 Kasım Platformu olarak biz de Rita Hester'in ve katledilen bütün trans+'ların hesabını sormaya, transfobiye karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.
Son dönemde translara yönelik artan polis-bekçi şiddetinin ve artan transfobinin kaynağının, nefret politikaları üreten ve LGBTİ+ dışlayıcı uygulama ve söylemlerle LGBTİ+ları kriminalize eden erkek devlet olduğunu biliyoruz. İstanbul’da Yesevi Alperenler Derneği’nin ve 150 sözde STK’nın “Fikirde birlik ve mücadele platformu” adı altında bir araya gelerek gerçekleştirdiği ilk nefret yürüyüşünden sonra Urfa, Konya, Ankara ve İzmir'de de nefret mitinglerinin gerçekleşmesi buna bir örnektir. Sözde "aile platformları" adı altında örgütlenenlerin güçlerini transfobik devletten aldığı çok açık. Cisheteroseksist ve erkek iktidarın kutuplaşma yaratarak LGBTİ+’ları hedef haline getirdiği ve siyasal rant elde etmeye çalıştığı bu nefret dolu siyaseti çok iyi tanıyoruz!
Bütün baskı araçlarını 96'da Ülker Sokak'ta, 2006'da Esat-Eryaman'da, Pürtelaş'ta, bugünlerde de Bornova Sokak'ta biz trans kadınlara yönelten iktidar; söz konusu transların yaşama, barınma, eğitim, ifade ve örgütlenme gibi hakları, etkinlik organizasyonları ve Onur Yürüyüşleri olduğunda ise uluslararası sözleşmeler, anayasal haklar ve insan haklarını dinlemiyor, yasaklardan dem vuruyor ve adeta varlığımızı kriminalize ediyor! Her türlü organı ve aracıyla nefreti kurumsallaştıran bu faşizan iktidarın yansıması olarak, trans düşmanı uygulama ve kampanyalar devreye sokuluyor ve bizler sindirilmeye, susturulmaya, yalnızlaştırılmaya çalışılıyoruz.
Tekrar hatırlatıyoruz; biz direncimizi, Pürtelaş’ta, Bornova Sokak’ta, Küçük Bayram Sokak’ta direnen trans seks işçilerinden, Hande Kader’den, Zirve Soylu’dan, Hande Buse’den alıyoruz. Hafızamız Esat-Eryaman’a, siyah pembe üçgenlere dayanıyor. Buradayız, başlangıcından beri varız ve var olmaya devam edeceğiz. Ne yalnız ne de yanlışız!
Bizi yok sayanlara; yaşama, barınma, çalışma, eğitim, sağlık haklarımızı gasp edenlere itaat etmiyor, haklarımıza yönelik olan bu saldırılara karşı varlığımızı kutluyor ve mücadelemizi büyütüyoruz! Dayanışmamızla, mücadelemizle, neşemizle, öfkemizle, coşkumuzla translara yönelik nefretin karşısında durmaya, hayatlarımızı savunmaya devam ediyoruz. Bugün bizi seks işçisi olduğumuz için öldürenler, ahlakçı sisteme boyun eğmediğimiz için bizi terörize edenler, makbul kadın dayatmasını kabul etmediğimiz için bizi toplumdan dışlamaya çalışanlar Hande'yi, Doski'yi, Rita'yı katledenlerden, Eylül'ü, Didem'i intihara sürükleyenlerden farklı değildir. Transları intihara sürükleyen mevcut sistem katlettiği her bir arkadaşımızın hesabını verecek. İntihara sürüklediğiniz ya da ölümüne intihar süsü verdiğiniz her bir arkadaşımızın hesabını soracağız.
Mevcut iktidar ve onun yan şubeleri hem oy toplamak için hem de faşizan uygulamalarına halk nezdinde meşru bir zemin oluşturabilmek için çocukları hedef almış durumda. Trans çocukların varlığını her fırsatta marjinalleştirerek toplumda bir algı yaratıyor ve atanmış cinsiyeti kutsanan çocuklarla dolu bir tabloda buluyoruz kendimizi. Bunun karşısında her fırsatta, olanca gücümüzle haykırmaya devam ediyoruz. Trans çocuklar vardır!
En temel haklarımıza yönelik tüm bu saldırılara boyun eğmiyoruz, bizi yok saymanızı kabul etmiyoruz. Dayanışmamızla, mücadelemizle var olmaya, nefretin karşısında durmaya, haklarımızı ve hayatlarımızı savunmaya devam ediyoruz ve edeceğiz. Alışın, buradayız, hiçbir yere gitmiyoruz!
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.