
“Ben İzmir’de okudum. Buradan önce Anadolu’nun bir şehrindeydim. Kendimi burada buldum. Beni ben yapan en büyük etmen muhtemelen İzmir oldu.”
Tercih dönemi devam ediyor. ÜniKuir olarak, birkaç ay sonra kampüslere güneş gibi doğacak lubunyalar için pek çok üniversitedeki LGBTİ+ özneden deneyim aktarımları almak için yola koyulduk. Lubunya Tercih Yapıyor (LTY) serisinde, kampüs güvenliğinden barınma sorunlarına, ders içeriklerinden burs imkanlarına, üniversite personelinin tutumlarından şehirdeki koli fırsatlarına kadar pek çok şeyden konuşacağız.
Elbette bu seri, tek bir lubunyanın belirli bir dönem içindeki deneyimini kapsıyor. Üniversitenin farklı kampüslerin, farklı bölümlerinden hatta aynı dersi alan lubunyaların tecrübe ettiklerinin dahi birbirinin aksi olabileceğini göz önünde bulunduruyoruz. Çünkü hepimizin deneyimi biricik.
Üniversiteli LGBTİ+ olmak hakkında daha çok deneyimi görünür kılmak ümidiyle oluşturduğumuz serinin on dokuzuncu konuğu Bakırçay Üniversitesi’nden Balım.
LTY Serisi #18: Bilkent Üniversitesi’nden Gökay anlatıyor
Balım, İzmir Bakırçay Üniversitesi Hemşirelik bölümünden yeni mezun. Köklü bir üniversitenin getirdiği imkanlara sahip olmadığını ifade ettiği üniversitesinin yeni ve modern olmasının getirdiği vizyonun mevcut olduğu kanısında. Öğrenci sayısının az olmasını, eğitimin verimliliği açısından ayrıcalık olarak tanımlasa da kampüsün küçüklüğünden dem vuruyor Balım.
Kampüse dair en sevdiği yerlerden birinin kütüphane olduğunu söyleyen Balım, en sevmediği yer olarak ise zorunluluktan kaldığı devlet yurdu olduğunu anlatıyor ve ekliyor: “Kesinlikle LGBTİ+ dostu değil”. Balım’ın üniversitesine dair ise LGBTİ+ olmasından kaynaklı yaşadığı olumsuz bir deneyim bulunmuyor. Ancak üniversite yönetimim eksikleri olduğunu düşünüyor çünkü bir politikalarının var olmadığı kanaatinde.
Lubunyalık çerçevesinde en büyük sorun olarak ise üniversitede bir LGBTİ+ topluluğu olmamasını gösteriyor. Yine de bulunduğu pek çok topluluğun, onun deneyimde güvenli alanlar olduğunu aktarıyor.
Bir öğrenci olarak iş bulmanın kolay olduğunu düşündüğü İzmir, iş arama sürecinde çevresindeki LGBTİ+’ların desteğini de görmüş. Aynı şekilde İzmir’de lubunyaların ev bulma süreçlerinde birbirleriyle dayanıştıklarını anlatıyor Balım. Gerisi ondan dinleyelim. Söz Balım’da.
Senin tercih dönemin nasıl geçmişti oradan başlayalım mı?
Tercih dönemi oldukça stresliydi. Fakat bu stresi iyi yoğurabilmek ve profesyonel yardımla birlikte mantıklı hamleler yapmak işin önemli kısmı. Ben ilk tercih yaptığım yıl yanlış tercihlerden dolayı açıkta kalmıştım. Puanımla denk düşmeyen yüksek bölümler yazmıştım ve hiçbir tercihime yerleşememiştim. Tercih yaparken yerleşeceğiniz bölümü sevmeye ve o bölümden sonra bölümle alakalı meslekleri yapmak isteyip istemediğime karar vermem gerekiyordu. Bu doğrultuda tercih yaptım ve ek yerleştirmelerle birlikte Hemşirelik bölümüne yerleştim.
Bakırçay Üniversitesi’ne gelmeden ne umuyordun? Beklentini karşıladı mı?
Bir üniversiteden ne beklenmesi gerektiğini, üniversitenin nasıl bir yer olduğunu pek bilmiyordum açıkçası. Aklımda canlanan yukarıdan aşağı dizilen amfi sıralarıydı. Nitekim öyle de oldu; yüksek sıralı, merdivenle inilen amfilerde ders işledim. Yeni açılmış bir üniversite olduğu için beni neyin beklediğini bilmiyordum. Kampüsümüz küçük fakat çok güzel ve modern. Kampüs etrafında sosyalleşme imkanı kısıtlı olsa da İzmir’de ulaşımın kolay olmasından kaynaklı merkeze gidip sosyalleşmek de bununla beraber kolaylaşıyor. Köklü bir üniversitenin getirdiği imkanlara sahip değil maalesef fakat yeni ve modern olmanın verdiği vizyona da sahip.
Kampüsten ziyade şehir daha önemliydi benim için. Burada bahsettiğimiz şehir İzmir olunca kampüsün de ötesinde bir deneyim oluyor. Kampüsün merkeze daha yakın olmasını beklerdim, muhtemelen öyle bir beklentim vardı. Fakat kampüsümüzden toplu taşımayla aktarma yaparak merkeze gidilebilmekte bu da yaklaşık 40-45 dakika sürmekte. Ben umduğumdan daha güzel bir öğrencilik hayatı yaşadım. Buna kampüste geçirdiğim vakitler de dahil.
Okula dair memnun olduğun ve olmadığın şeyler neler peki?
Popülasyondan ve kampüsün kendisinden çok memnundum. Sınıflar diğer üniversitelere nazaran daha düşük mevcuda sahip olduğu için tabiri caizse ayrıcalıklı bir eğitim alıyorduk diyebilirim. Dersler daha verimli geçiyordu. Özellikle de uygulamalı eğitimi olan bölümler için.
Bunun dışında kampüsün küçük olması beni üzüyordu. Yeni açılmıştı ve hızlı şekilde gelişiyordu fakat benim dönemime yetişemedi. Sosyal aktivite, bahar şenliği ve benzeri etkinlikler pek olmadı, umarım önümüzdeki senelerde olur. Kampüs çevresinde çok fazla yemek seçeneği yok. Ben na-vegan olsam da vegan/vejetaryen seçenek sunan mekanlar pek yok.
Nasıl bir kampüs ortamı sunuyor sence Bakırçay Üniversitesi?
Öğrenci dostu, yeşil, küçük ama sevimli. Kampüsün kendi içinde üniversiteye yetecek kadar ve yine paralel kapasitede kafeler mevcut. Sinema salonu, kortlar, spor sahaları gibi alanlar mevcut. Çimlerde arkadaşlarınızla oturup sohbet edebilirsiniz. Benim en sevdiğim yerlerinden biriyse kütüphanesi. Çok donanımlı ve çok güzel.
Aldığın eğitim hakkında neler söylersin?
İşte burada üniversitemizin yukarıdaki konularda diğer üniversitelere fark atacak kadar imkanı olduğunu düşünüyorum. Öğrenci sayısının az olması, gelişmekte ve hızlı ilerlemekte olan bir üniversite olmasından kaynaklı bu olanakların tamamı çok iyiler. Hocalarla hemen hemen istediğinin her an görüşebilir onlara veya asistanlarına ulaşabilirsiniz. Erasmus, Erasmus+ imkanları da bulunmakta.
Barınma ihtiyacını nasıl gidermiştin?
Ben tüm öğrenciliğimde devlet yurdunda kaldım. Mecbur olmayan kimsenin gitmesini istemeyeceğim bir deneyimdi maalesef. Kesinlikle LGBTİ+ dostu değil. Bu konuda ekstra zor bence tüm LGBTİ+’lar için. Ben çok zorlanmıştım. Öğrenci evine nazaran bütçe anlamında çok daha ekonomik olsa da konfor alanınızın tamamen zedelendiği, özel alanınızın olmadığı bir yer.
Yurt temiz değil. Ortak kullanım tuvalet ve banyo mevcut. Doğalgaz sık sık kesiliyordu, kışın soğukta uyumak zorunda kalabiliyorduk. Yemekhanede çoğu zaman sıra olurdu. Yemek için belli saatler vardı o saatlerde yiyebiliyordunuz ve gayet geniş saatlerdi geç saatlere kadar yemek servisi devam ediyordu. 23:00’ten sonra dışarı çıkamaz ve içeri giremezdiniz. Bu durumlarda dilekçe veya tutanak söz konusuydu. Özel izin almanız gerekiyordu.
Burslara erişim imkanın oldu mu? Eğer çalışman gerektiyse iş bulman zor muydu, bir LGBTİ+ olarak deneyimlerin nasıldı?
Ben devlet bursu alıyordum. Aynı zamanda özel bir burs da almaktaydım. İlk 3 yıl iki burs birlikte aldım. Sonrasında özel bursumun devam edemeyecek olması üzerine çalışmaya başladım. İş bulmam kolay oldu. Bence İzmir bu konuda güzel imkanlar sunmakta. LGBTİ+ olmamın iş başvurularımda bir kıstas olmadığını gördüm. Belki bu benim çalıştığım alanla alakalıydı, bilmiyorum. Fakat iş bulmakta özellikle çevremdeki diğer LGBTİ+ arkadaşlarımın da desteğiyle kolay şekilde iş buldum.
Bir LGBTİ+ olarak kampüste, derste, yemekhanede, kantinde, tuvalette neler yaşadın?
Kampüsteyken yadırgayan, yargılayan bakışlara maruz kaldığımı hatırlamıyorum. Yemekhanede, kafeteryalarda, kampüs içerisinde dolaşırken bakışlara, süzüşlere maruz kalmadım. Üniversitenin ilk yılında görünürlük problemim vardı ve her şeye daha dikkat eder, temkinli yaklaşırdım. O zamanlar da dahil olumsuz diye nitelendirebileceğim olay başıma gelmedi.
Hocaların, akranlarının ve üniversite personelinin LGBTİ+ öğrencilere ve LGBTİ+ gündemlere yaklaşımları nasıl?
Hocalara ilişkin örnek verebilecek pek bir şey aşamadım. Tek aklıma gelen hocamın derste bir konudan bahsederken eşcinselliğin ülkemizde çok artmış olduğu üzerine bir söylemi olmuştu. Olumlu veya olumsuz kişisel görüşünü dile getirmemişti.
Diğer öğrencilerden yargılama ve yadırgama gibi bir davranış görmedim ve şahit de olmadım. Okul personelinden yana da olumsuz diyebileceğim bir olay yaşamadım ve şahit de olmadım.
Üniversite yönetiminin LGBTİ+’lara yönelik tutumları, politikaları peki?
Ben bu konuda üniversitemin eksilerde olduğunu düşünüyorum. Olumsuz bir olayla karşılaşmamış olsam da tutumlarının iyi olacağını pek düşünmüyorum fakat bu sanırım yönetim bazında sadece. Bir politikaları da yok benim şahit olduğum kadarıyla.
Üniversitende LGBTİ+ öğrenci topluluğu var mıydı?
Maalesef hayır. Lubunyalık anlamında belki de en büyük eksik buydu diyebilirim. Ben ve kampüsteki diğer tanıdığım lubunyalar da eksikliğini hissediyorduk. Böyle bir topluluk-oluşum kurulmasını istiyorduk fakat bunu hiçbirimiz gerçekleştirmedik. Umarım önümüzdeki yıllarda bununla alakalı çalışmalar yapılır.
Okuldaki LGBTİ+ öğrenci topluluğu olmayan diğer öğrenci topluluklarını nasıl değerlendirirsin? Bu topluluklar lubunyalar için güvenli mi? Faaliyetlerinde lubunyaları kapsıyor mu?
Evet. Ben de birçok toplulukta bulundum. Genel hatlarıyla ele alındığında lubunya dostu. İster açık kimlikli isterse kapalı olsun bir lubunya bu topluluklarda çekincesi olmadan bulunabilir. Benim açımdan böyleydi. Homofobik, ayrıştırıcı, dışlayıcı herhangi bir duruma maruz kalmadım ve şahit de olmadım.
Kampüsün neler sunduğundan bahsettik, biraz da şehirden bahsedelim. Nasıl bir şehir sence İzmir?
Ben İzmir’de okudum. Buradan önce Anadolu’nun bir şehrindeydim. Kendimi burada buldum. Beni ben yapan en büyük etmen muhtemelen İzmir oldu. Her anlamıyla güzel. Diğer metropollere nazaran daha uygun olduğunu düşünüyorum. Ev bulmakta pek sıkıntı yaşanmıyor. Birçok lubunya birbirlerine önayak oluyor ev arkadaşı bulmakta. Lubunyalar için güvenli alan sayılabilecek çok fazla yer var benim nezdimde. Zaten, yine lubunyalar arasında da o güvenli mekanlar kulaktan kulağa duyuluyor ve sohbet arasında tavsiye ediliyor.
Bir lubunya olarak, bir kampüs yaratma imkanı verilse sana, nasıl bir yer yapardın orayı?
Bol bol ağacın ve çimin olduğu, öğrencilerin sosyalleşmesine daha çok alan açan, spor ve sosyal alan tesislerinin bolca bulunduğu bir kampüs olurdu muhtemelen. Üniversitemin kampüsü üzerinden düşündüğümden ve kampüsümüz güzel olduğu için ekleme yapmak pek aklıma gelmese de lubunyanın bol olduğu gullümün bol döndüğü şen şakrak, cıvıl cıvıl bir kampüs oluştururdum.
Bakırçay Üniversitesi’ni tercih etmeyi düşünenlere söylemek istediğin bir şey var mı?
İzmir’de bir üniversitede okuyacaksanız kampüs hayatından ziyade şehrin güzellikleriyle meşgul olacağınız için... Yeni bir üniversitenin getirdiği ayrıcalıkları, köklü üniversitelere kıyasla bazı oturmamış henüz askıda olan düzeni de hesaba katarak tercih etmelerinizi öneririm.
Kontenjanların az olması ve geneli genç olan öğretim üyesi kadrosu benim ilgimi çekmişti. Umarım herkes mutlu olacağı yere yerleşir.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.