
21, 22, 23, Mayıs uzuyor. Önümüzde CHP Genel Merkezi, aklımızda Bilgi Üniversitesi. Sahi demokratik alan dediğimiz şey nerede başlayıp nerede bitiyor?
21, 22, 23, 24…
Mayıs uzuyor…
Önümüzde CHP Genel Merkezi, aklımızda Bilgi Üniversitesi. Sahi demokratik alan dediğimiz şey nerede başlayıp nerede bitiyor?
21 Mayıs’ta CHP’ye ilişkin mutlak butlan kararı alındı; Türkiye’de çok partili sisteme karşı bir darbe denendi. Muhalefet karşı sözünü kurmaya çalışırken, 22 Mayıs gecesi İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırıldığı Resmî Gazete’de yayımlandı.
24 Mayıs Pazar günü ise iki ayrı mekan, iki büyük şehirde, aynı anda, aynı yerden gücünü alan polis şiddetiyle tarumar edildi.
Bilgi’de öğrencilerin “işgal” kampüs nöbeti, biber gazı, darp ve gözaltılarla dağıtıldı. Onlarca öğrenci darp edildi, 20 kişi gözaltına alındı. Öğrencilerin kampüslerine, derslerine, hocalarına ve özgür alanlarına sahip çıkma iradesi polis şiddetiyle bastırılmaya çalışıldı. 24 Mayıs’ta kampüse girişlerin engellendiği, erzak girişine izin verilmeyeceğinin bildirildiği ve protestolara biber gazıyla müdahale edildiği haberleşti.
Aynı saatlerde Ankara’da CHP Genel Merkezi de polis ablukası altındaydı. Polis, biber gazlarıyla, kapıları sökerek/kırarak şiddetle Genel Merkez’e girdi; Özgür Özel ve CHP kadroları binadan çıkarıldı. Müdahalenin ardından Özgür Özel ve beraberindekiler Meclis’e yürüdü.
Bu iki olay, Türkiye’de demokratik alanın nasıl daraltıldığını gösteren bir prizmaya dönüştü bile. Bilgi’de de, CHP’de de hedef alınan özgürlüklerimiz, başka türlü bir Türkiye değilse nedir? İnsanların yan yana gelebildiği, söz kurabildiği ve itiraz edebildiği bu iki mekan polis kuşatmasında düştü ekranlarımıza.
Özgür Özel’i ve yönetimini hedef alan mutlak butlan kararıyla ana muhalefetin yeniden dizayn edilmesi süreci başlatıldı.
Can Holding’e kayyum süreci aylardır devam ediyordu. Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılması için seçilen an ise 22 Mayıs gece yarısı oldu. Bu kararın başka bir tarihte, başka bir yöntemle, öğrencilerin ve üniversite bileşenlerinin daha fazla söz kurabileceği bir süreçle alınması mümkün değil miydi gerçekten de? Gece yarısı gelen bu kararların sabahında neyi savunacağımızı, nereye koşacağımızı, hangi krize cevap vereceğimizi bilemiyor muyuz hala? Biz daha sorularımızı kuramadan, tartışmanın zemini çoktan belirlenmiş oluyor.
Bilgi’den arkadaşlarımla konuşuyorum. Sık sık aynı soruları duyuyorum: “Müfredat, dersler ve hocalar ne olacak?” Peki ya kulüpler, kampüsün hafızası, LGBTİ+ öğrencilerin yıllar içinde kurduğu özgür alanlar ne olacak?
Türkiye’de vakıf üniversiteleri elbette piyasadan ve eşitsizlikten bağımsız değil. Ama kimi öğrenciler için, özellikle devlet üniversitelerinde baskının daha doğrudan hissedildiği dönemlerde, bu kampüsler daha esnek, daha az denetlenen, kendine alan açılabilen yerler olarak da deneyimlendi.
Bilgi Üniversitesi, LGBTİ+ öğrenci örgütlenmesi açısından özel bir hafızaya sahip. Bilgi Gökkuşağı Kulübü, Türkiye’de üniversite bünyesinde resmi olarak kurulan ilk LGBTİ+ öğrenci kulübü. Yani Bilgi’ye dair belirsizlik, yalnızca kayıtların, transkriptlerin, diplomaların ya da ders programlarının akıbeti ile sınırlı değil. LGBTİ+ öğrencilerin yıllar içinde kurduğu dayanışma ağlarına, kulüp deneyimlerine, görünürlük pratiklerine ve özgür alanlarına ne olacak biliyor muyuz?
Diplomanın her gün biraz daha anlamını yitirdiği (bir gece ansızın iptal edilebildiğini hiç anmıyorum), işin güvencesizliğe dönüştüğü günümüz dünyasında, üniversite transkript ve diplomadan daha büyük.
Üniversite, biraz hafıza, biraz sosyalleşme, biraz kulüp, biraz koridorlar, biraz dayanışmadır. Öğrencilerin birbirini bulduğu, soru sorduğu, itiraz ettiği, örgütlendiği ve bazen ilk kez kendine ait bir hayat ihtimalini düşündüğü mekandır.
Biliyorum, kampüsle parti genel merkezi aynı şey değil. Ama ikisi de örgütlü sözün, kamusal itirazın ve demokratik alanın mümkün mekânları. Birinde direnenler “okulumuzu terk etmiyoruz” derken, diğerinde sokakları bırakmıyoruz, dönmeyiz yolumuzdan diyorlar.
Tam da bu yüzden Bilgi’de öğrencilerin savunduğu şey bildiğimiz okul değil, Özgür Özel’in direngenliği sadece CHPliler için değil.
Çünkü mesele, kimin hangi binada kaldığı ya da hangi tabelanın yerinde durduğu meselesi değil. Mesele, bu ülkede yan yana gelme, söz kurma, itiraz etme ve yaşamı savunma hakkının hâlâ mümkün olup olmadığı. Öğrencilerin “okulumuzu terk etmiyoruz” demesiyle, polis ablukasına rağmen geri çekilmeyenlerin “dönmeyiz yolumuzdan” demesi bir müşterek hatta çağırıyor bizi: Demokratik alan, yalnızca kurumların içinde değil; sokakta, kampüste, koridorda, nöbette, dayanışmada ve yaşamda ısrar edenlerin kurduğu yerde başlıyor.
Bugün Bilgi’nin yeniden açılması da bu yüzden yalnızca idari bir geri dönüş değil. Bir kararın geri alınmış olması, yaşanan şiddeti, belirsizliği, öğrencilerin maruz bırakıldığı kaygıyı ve kampüs hafızasına yönelen tehdidi ortadan kaldırmıyor elbette. Ama bize şunu hatırlatıyor: Yan yana gelmek, nöbet tutmak, söz kurmak, dayanışmak ve geri adım atmamak hâlâ sonuç üretebiliyor.
Belki de umudu buralarda aramak gerekiyor. Büyük ve uzak vaatlerde değil; kampüs kapısında bekleyen öğrencilerde, barikatlara rağmen sözünü sürdürenlerde, “okulumuzu terk etmiyoruz” diyenlerde, birbirine alan açanlarda, yaşamını savunmaktan vazgeçmeyenlerde. Birbirinden farklı görünen bu alanlar, aynı demokratik damar içinde buluşuyor: Kapatılmaya, dağıtılmaya, susturulmaya karşı yaşamda ısrar.
Bilgi yeniden açıldıysa, bu sadece bir kapının yeniden aralanması değil. O kapıdan içeri giren şey biraz da öğrencilerin ısrarı, hafızanın gücü ve özgür alanlara sahip çıkma iradesi.
Mayıs uzuyor, evet. Ama bu uzayan Mayıs’ın içinde yalnızca kayıplar, saldırılar ve kapatmalar yok. Direnenlerin birbirine baktığında görebileceği bir ihtimal de var: Demokratik alan, bize bırakılan kadar değil, sokakta, kampüste, ilişkilerimizde, hafızamızda ve yaşamlarımızda ısrar ederek geri aldığımız ölçüde var.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.