
“Akademik unvan için dayatılan kriterler içinde feminist yöntem ve literatürü kullanan bir akademisyenin akademi içinde barınması çok kolay değil."
Serap: Öncelikle davetimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. ÜniKuir takipçilerine kendinizi tanıtabilir misiniz? Akademiyle ilişkinize dair bilgi verir misiniz?
Feryal Saygılıgil: Davetiniz için teşekkür ederim öncelikle. Ben 2010 yılından beri akademinin içinde faaliyet gösteren bir akademisyenim. İlk olarak İTÜ’de insan ve toplum bilimleri bölümünde toplumsal cinsiyet dersi vermeye başladım. Sonrasında 2012 yılı itibariyle Arel Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ne kadrolu olarak girdim.
Serap: Sizin de içinde var olmak istediğiniz akademiyi bizimle paylaşabilir misiniz?
Feryal Saygılıgil: Üniversiteler bilginin üretildiği, tartışıldığı ve dönüştürüldüğü, önyargıların kırıldığı, (bir anlamda) aktivizm yapılan kamusal alandır. Üniversiteler öğrencilerin ve hocaların birlikte özgürleştikleri, dönüşme tecrübeleri yaşadıkları, kolektif bir özne yaratma yolunda alternatif mekân olma potansiyeli içeren yerlerdir. Herkesin düşüncelerini özgürce hiçbir oto-sansüre gerek duymadan dile getirdiği, kamuya açık, isteyen herkesin istediği dersleri takip edebildiği, disiplinler arası derslerin bol miktarda yer aldığı, eleştirel düşüncenin hâkim olduğu, rekabetin, performans baskısının, hiyerarşik ilişkilerin olmadığı, patriyarkanın aşındığı bir akademinin içinde yer almak isterim elbette.
Serap: Türkiye akademisinde feminist bilgi üretiminin serencamına, imkânlarına ve sınırlarına dair neler söyleyebiliriz?
Feryal Saygılıgil: Akademik ortamda feminist bilgi üretimi gitgide zorlaşıyor. Akademik unvan için dayatılan kriterler içinde feminist yöntem ve literatürü kullanan bir akademisyenin yükselmesi ve akademi içinde barınması çok kolay değil. Akademi günümüzde oldukça toplumsal cinsiyetlendirilmiş, muhafazakâr bir yapı. Özgür düşünceye ve tartışmaya pek yer yok. Dolayısıyla bu çerçeve içinde yapacakların oldukça sınırlı olmasına rağmen özellikle son yıllarda feminist yöntem kullanan çok iyi doktora tezleri yapılıyor. Bu da akademinin içinde var olmaya ve alan açmaya çalışan sayılı akademisyen sayesinde elbette.
Serap: Feminist ve kuir perspektif, akademideki emeğimiz ekseninde kurumlarda yoldaşlıklar ve arkadaşlıklar kurmak özelinde, akademik emeği ve üniversite içindeki emek hiyerarşilerini yeniden düşünmemize nasıl katkı sunabilir?
Feryal Saygılıgil: Feminist ve kuir perspektif özgürleştirici, her daim dönüşüme açık devrimci bir yaklaşım. Dolayısıyla yukarıda da sözünü ettiğim gibi var olan, yapılan, meydan okuyan her daim kendini yenileyen, dönüştüren, dönüştükçe de genişleyen ve derinleşen, her seferinde yeni ilişkilere açık hale gelen, çoğalan, sözünü ettiğiniz hiyerarşileri aşındıran bir perspektif akademik teamülleri baştan aşağı değiştirebilir.
Serap: İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla başlayan, Aile 10 Yılının ilanı ile gözaltılar ve tutuklamalar ile yeni bir boyut kazanan iktidarın toplumsal cinsiyet politikasının üniversitelerdeki yansımasını nasıl gözlemlediniz?
Feryal Saygılıgil: Ben kişisel sürecimde bunu yaşadım. Şöyle ki, öğrencileri taciz ettiği iddiaları nedeniyle bir akademisyen hakkında soruşturma yürütülmesini talep ettiğim için yaklaşık sekiz aydır üniversite yönetimi bana baskı uygulamaktaydı. Girişimlerim sonucunda söz konusu akademisyenin istifa etti ancak bu sürecin ardından, daha önce hiçbir akademisyene yapılmadığı halde yönetim tarafından geçmişteki okula geliş gidiş günleri ve saatleri mercek altına alınıp didik didik edilerek mesai saatlerine uymadığım bahanesiyle soruşturma açıldı ve bunun sonucunda kınama cezası verdiler. Bu karara itiraz edip soruşturma raporunu Rektörlük’ten istememe rağmen rapor verilmedi, bu hukuksuz kararın yürütmesinin durdurulması ve kaldırılması için de dava açtım. Taciz iddialarının peşini bırakmadığım için adeta bedel ödedim.
Serap: Zamanınız ve yanıtlarınız için çok teşekkür ederiz. Bitirirken Türkiye’nin üniversiteli LGBTI+ gençliğine ne söylemek istersiniz?
Feryal Saygılıgil: Gelişim için özgürlükçü bir eğitim şarttır. Sosyal bilimler ezberci anlayışın sorgulanabileceği esaslı alanlardan biridir. Oysa üniversitelerde temel bilimler, sosyal ve beşeri bilimler gibi bölümlerin kapanma olasılığının gündeme geldiği vahim bir tabloyla karşı karşıyayız şu günlerde. Üniversiteler elbette ki politik mekânlardır. Ancak, bugün devlet ve neoliberal piyasa pratiklerine maruz kalmış bir üniversite yapılanması söz konusu.
Neoliberal eğitim anlayışıyla birlikte akademik özgürlük anlayışının git gide budandığı, üniversitede var olan öğretim üyesi ve öğrenci dinamiklerinin edilgin kılındığı, yıpratıldığı, özelleştirme süreçlerinin hızla yaygınlaştığı bir mekanizma var ortada. Üniversite bilgi üreten bir kurum olduğundan, bu bilginin nasıl üretildiği, bilginin ondan etkilenecekler ve iktidar biçimleriyle olan mesafesi temel bir sorundur. Dolayısıyla tam bu nedenlerle çeşitli bahanelerle belli dönemlerde üniversitenin ne olduğunu hatırlatan, direngen hocalar işlerinden ediliyorlar. Üniversiteler ticarethane değil bilimsel üretim yapan kurumlar akademik etikten ödün vermeden sonuna kadar hakkımızı, öğrencilerimizin hakkını savunacağız.
Bir arada dayanışma içinde olmak dışında çaremiz yok.
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.