
Kampüslere Eylül konmuşken, bir kuş da biz bırakıyoruz pencerelere.
ÜniKuir akademi, lubunyanın üniversite hayatına eşlik edecek eleştirel araştırmalara, sanat üzerine değerlendirmelere, romanlara ve aklına gelebilecek her konuda incelemelere dair okumalarını ÜniKuir Blog’a bırakıyor.
Çok yazarlı ÜniKuir Kütüphanesi’nin ilk yazarı, Helîn “Mor Künye”de bizlerle feminist kuir kitaplara dair değerlendirmelerini paylaşacak. İlk konuk: Borcun Feminist Reddi!
Yazarlar: Lucí Cavallero, Veronica Gaco
Yayınevi: Otonom Yayıncılık
Yayın Tarihi: Kasım 2022
Çevirmen: Bilge Tanrısever
Sayfa Sayısı: 148
Cavallero ve Gaco, Borcun Feminist Reddi kitabında, akademik yalıtılmışlıktan uzak, doğrudan sokakta, evde, tarlada, fabrikada borcun yükünü sırtlayanların sesinden besleniyor. Bu bağlamda borç, yalnızca para ile ölçülemez. Borç, patrona bağımlılık, devlete minnet, erkeğe mahkûmiyet, piyasanın insafına bırakılma halidir. Ve bu hal, neo-liberalizmin en sadık zor kuvvetlerinden olan mali kurumların, mikro kredilerin, tüketici kredilerinin ve sosyal yardım kisvesi altındaki denetim ağlarının üzerinde yükselir. Borcun Feminist Reddi, bu düzenin karşısına, yalnızca ekonomik değil, siyasal ve toplumsal bir isyanın feminist hattını koyuyor: borçsuz yaşam hakkı.
Yazarlar, borcun bankalarla ya da faiz oranlarıyla sınırlı bir mesele olmadığını, yaşamlarımızın her hücresine işleyen bir iktidar aygıtı olduğuna dair güçlü bir feminist kritik sunuyor. Dahası, sermayenin borcu nasıl bir silaha dönüştürdüğünü, kadınların, LGBTİ+’ların, göçmenlerin, işçi sınıfının omuzlarına yıktığı bu görünmez zincirlerin nasıl itaat ve boyun eğme mekanizmaları ürettiğini gözler önüne seriyor. Kapitalizmin krizlerini telafi etmek için bedeli her seferinde bedenimizden, emeğimizden, zamanımızdan kesen bu düzen, borç üzerinden bizi yeniden ve yeniden mülksüzleştiriyor; yalnızlaştırıyor, yabancılaştırıyor.
Kitap, Latin Amerika’daki feminist grevlerden Arjantin sokaklarında yankılanan “Ni Una Menos (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz!)” haykırışına uzanan deneyimlerden süzülerek, borçla kurulan sömürüyü kadın ve LGBTİ+ cinayetleri, güvencesiz çalışma, ücretsiz bakım emeği, ev içi şiddet ve toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıkla aynı düzlemde okuyor. Çünkü Cavallero’ya göre borç, tıpkı patriyarka gibi, disipline etmenin, cezalandırmanın, sindirmenin aracıdır. Borcu reddetmek, bu yüzden iktisadi bir ilişkilenme olarak değil, patriyarkal kapitalizme topyekûn bir baş kaldırı olarak okunmalıdır.
Borcun Feminist Reddi, Türkiye’nin neoliberal dönüşümünü, kadın emeğinin sistematik borç tuzaklarıyla nasıl esir alındığını anlamak için de okunması gereken bir metin. Kitapta yer eden, Latin Amerika deneyiminden çıkarılan dersler, bu topraklarda mikro kredi programlarıyla, TOKİ borçlandırmalarıyla, tarımsal üretim ve ev içi emeğin finansallaşmasıyla birebir örtüşüyor. 2000’lerden itibaren yoksullukla mücadele adı altında kadınlara yöneltilen mikro krediler, gerçekte yoksulluğu azaltmadı; tersine onu kurumsallaştırdı. Borç, kadınları kendi evlerinde birer üretim birimine çevirerek, bakım emeğini, evde yapılan küçük ölçekli üretimi ve gündelik işçiliği daha da ucuzlattı. Bu süreçte AKP iktidarı, borcu yalnızca ekonomik bir araç olarak değil, aynı zamanda siyasal ve ideolojik bir tahakküm mekanizması olarak kullandı. TOKİ projeleriyle mahalleler yıkıldı, yerine kredi borcuna mahkûm edilen toplu konutlar kuruldu; köylüler, tarımsal destekler yerine banka kredilerine bağımlı hale getirildi. Borç ödemek, devlete sadakat ve sessizlik karşılığı bir “lütuf” gibi sunuldu. Borç, kadınların bileklerinde politikleşmelerini engelleyen, onları kendi hanelerinde, erkeğin ve piyasanın denetiminde tutan bir kelepçe işlevi gördü.
Borcun Feminist Reddi, “borç ödemek onurdur” yalanını paramparça ediyor. Onur, sistemin dayattığı borcu ödemekte değil, o borcun dayandığı tüm sömürü ilişkilerini reddetmekte yatar. Borçsuz yaşam mücadelesi, grevden işgale, dayanışma ağlarından toplu eylemlere uzanan bir politik programı, devrimci hattı gerektirir. Kitap, tam da bu hattı işaret ediyor. Borç zincirlerini kolektif olarak kırmak, mali iktidarın ezilenlerin bedenleri, zamanları ve yaşamları üzerindeki tasarrufunu ortadan kaldırmak. Okuyucusunu yalnızca borcun teorisini anlamaya değil, onu topyekûn reddetmeye ve bu reddedişi bir örgütlenme hattına dönüştürmeye çağırıyor. Borcun Feminist Reddi, sermayenin, borç aracılığıyla evlerimize, yatak odalarımıza, mutfaklarımıza, doğurganlığımıza, hayallerimize kadar uzanan işgaline karşı bir manifesto gibi okunmalı: Bizden çaldıkları emeğin, zamanın, bedenin, arzunun ve geleceğin yükünü borçla sırtımıza yıkabileceklerini sanıyorlar. Fakat bu borç bizim borcumuz değil. Bu, hetero-patriyarkal kapitalizmin ağır ve yozlaşmış borcudur. Kuir hayatlarımız, kadın dayanışmamız, trans varoluşumuz ve işçi sınıfının öfkesi hiçbir ipotek altında tutulamaz. Emeğimizden, kimliğimizden, sevgimizden ve sokaklarımızdan gasp edilen her parçanın hesabı mutlaka sorulacaktır. “Borç bizim değil, borcu ödeyecek olan da biz olmayacağız!”
Çerez Politikası
Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.