Haberler

LTY Serisi #30: İstanbul Üniversitesi’nden Naz Çalkan anlatıyor

“Öğrencilerini umursamayan, kendini güncellemeyen bir okul. Kampüs hayatına uzak, gericilerin içerisinde bir eğitim kurumu.”

LTY Serisi #29: Balıkesir Üniversitesi’nden Mert anlatıyor

“Herkesin kendi deneyimi biricik ve özeldir. Sen gel lubunya, geldiğin yeri de kendin gibi güzelleştirirsin.”

LTY Serisi #28: Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden Rafet anlatıyor

“Oldukça muhafazakar, aşırı sağcı bilinen bir üniversite olduğu doğru. Ancak LGBTİ+ görünürlüğün son 2 yılda okulumuzda arttığını da söyleyebilirim.”

LTY Serisi #27: Galatasaray Üniversitesi’nden Kaan anlatıyor

“Tek bir kampüs var ve küçük. Kantinde vakit geçirmek dışındaki bir kampüs yaşamından bahsedemem.”

LTY Serisi #26: Yeditepe Üniversitesi’nden Yourotika anlatıyor

“Siyasi oluşumlara izin verilmediği, okulda LGBTQİA+’ların ayrımcılık yaşamadığı iddia edilerek topluluğun resmileşmemesi için savuşturuluyoruz.”

LTY Serisi #25: Türk Alman Üniversitesi’nden Ceyhun anlatıyor

“Üniversite yönetimi, adını fobiyle duyurmuş bazı akademisyenleri korumak adına Almanya'daki partner üniversitelerle anlaşmalarından vazgeçebiliyor."

LTY Serisi #24: Ankara Üniversitesi’nden Bahar anlatıyor

"Sanki üniversitede gibi değil; lisenin beşinci, altıncı, yedinci senelerini okuyor gibiyim."

LTY Serisi #23: Kırklareli Üniversitesi’nden Emre anlatıyor

“Önerim tek başınıza ve ilk yılınızda eve çıkmamanız. Kararımdaki büyük etken kendimle kalabilmekti. İnanın, her alanda tek başınıza kalabilirsiniz."

LTY Serisi #22: İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Emirhan anlatıyor

“Okulun herhangi bir mekânında dışlanma yaşamadım. 'Erkekler’ tuvaleti aynasında eyeliner çekiyorum, bence gözle görülür bir dost mekân kriteri.”

Çerez Politikası

Size en iyi hizmeti sunabilmek ve reklam çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda çerezlerden faydalanıyoruz. Sayfamızı kullanmaya devam ederek çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz. Çerezler hakkında ayrıntılı bilgiye Çerez Politikamız'dan ulaşabilirsiniz.